ceketinin cebinde kırmızı gül taşıyan, centilmenliğe önem veren, bayanlara saygılı olan bu adamlar kendi içlerinde 2 kısıma ayrılır.
1. yapmacık aşk adamı: sadece kadın tavlamak için kendini aşk adamı gibi gösterip her türlü palyaçoluğu yapıp kadının etrafında evleninceye yada yatağa atıncaya kadar fırıldak gibi dönen ve amacına ulaştıktan sonra özüne dönüp bütün hayvanlığı sergileyen iğrenç karakter.
2. gerçek aşk adamı: genellikle konuşmaları bile çok ince ve çok kibar olan erkeklerin kendi aralarında hiç sevmediği tiplerdir. erkeğin o büyük kalbindeki tüm sevgiyi ve duygusallığı sert görünüşlü olsa bile sergilemekten çekinmeyen duygularını dışa çok rahat vuran karakterdir.
yaşadığım tecrübeler sonucu kızlar ilk önce ilgi bekliyor. ardından tip,para yada diğer başka bir özelliğinizle kendini size hazırlıyor. yani aşk adamı falan hikaye. siz biraz bayanlara hakettiği ilgiyi gösterirseniz ne kadar hayvan biri bile olsanız o kadın sizi sevebilir.
karşılık beklemez.
aşk ve evliliğin farklı şeyler olduğunu bilir.
aşkın sonu illa evliliktir demez.
aşkın sonunda nefret yoksa başarıdır der.
aşkın sonunda pişmanlık yoksa mükemmel aşk o aşktır der.
kadının memesine orasna boyuna posuna bakmadan kriter değerlendirmesi yapmadan onu sevebilen, aşkı yaşamak istediği için altında başka şeyler aramadan aşkı yaşayan adama denir.
(bkz: suursuz) ***
bu sıfatı kendine şiar edinmiş, "karı gibi ağlamak" deyiminin hakkını vermenin de ötesinde yerle bir etmiş, üstüne de "karı dediğiniz bu kadar ağlamaz!" laflarına doymamış, anlamamış israf bünye.
madalyonun diğer tarafına bakacak olursak;
her çiçekten bal alan doymaz bir kişilik çıkabilir karşımıza. her gece barda gönlüm hovarda naraları eşliğinde eğlenmektedir.
özet ne olur paşam bu durumda?
madalyonun diğer tarafını kapatalım, "karı gibi ağlamak" deyimini her daim yerine getireni de karantinaya alalım.