bir çeşit sinir boşalmasıdır. insanı rahatlatır fakat daha sonra gözlerinizin şiştiğini ve göz altlarında morluklar oluştuğunu görürsünüz. gözyaşının antiseptik özelliğinden dolayı ağladıktan sonra gözlerinizin yanması normaldir.
çoğu kişinin güçsüzlük göstergesi olarak görüp yeltenmediği, aslında son derece insani davranıştır. ruha aşırı yük bindiren düşünceleri ruhtan boşaltmanın etkili bir yoludur. elbette gülümsemenin yerini tutamaz.
gülmeyle birleştiği anda delirmeye başladığınız düşünülür. hangi filmde böyle olmaz ki? ailece film izlerken karakter ağlamaktadır, ambians icabı yüzünü de kapatmaz öyle izleriz bir anda gülmeye başlar ama bu bizi güldürmez ve birinin yorumu ile kesilir, "aha delirdi". ben alışamadım filmlerdeki ağlama sahnelerine. ama en güzel ağlayan russel crowe' dur gladiator de gördük ha keza.
ağlamaların çocukluğun gibi sesli değilse büyümüşsündür.yaşlar gözlerinden sessiz sessiz akıyorsa acıyı yut yan ama etrafına şeker yemiş izlenimi verme zamanın gelmiştir. zordur. elden ne gelir. çok da takmamak gelir. *
insanın kırılma noktasını göstermesidir. zaman zaman hüznün penceresinden bakınca , nadiren de mutluluk kapıdan içeri gelince yapılan bir karşılama törenidir.
ben ağlamam diyenin insanlıktan çıkmış olduğunu düşündüren eylemmdir çünkü insan herşeyden önce kendi yaptıklarına ağlamalıdır yanlışlarına ağlamalıdır yoksa herkesin önününde ağlayıp sonra düşüncesizce davranmak saçmadır.
zamanın geçmediği, aklımın zift gibi düşüncelerle simsiyah olduğu aylardan bir günde,
odamın kapısını penceresini kapatıp, perdeleri örtüp,
güneşin geldiği en ufak alanı bile kapatıp,
erkan oğur'un ağzından yemen'i dinler iken,
kalbin atışlarının gözlerden hissedilmesi. nasıl kalp atışları durdurulamıyorsa, gözyaşları da kendileri durmaya karar verene kadar akıyorlar. aslında akıp giden biyolojik değil psikolojik birçok şeyi götürüyor içinden insanın. geri gelemeyecek şekilde... ağlayarak aşırı olan uçuyor, hem aşırı sevinç hem aşırı üzüntü, gerektiği kadarı kalıyor yürekte.