kendi içinde gümrüklerin kaldırılmasını baz alan ekonomidir. sektörlerde tam uzmanlaşma esas alınır. sübvansiyonlar kimi konularda kesinlikle uygulanmazken kimi konularda sınırsız üst limite sahiptir.
yaklaşık üç yıl önce türkiye'ye gelmiş bir ekonomist(önemli biriydi ama hatırlayamıyorum ismini) pek de sağlıklı olmayan ekonomidir..
ayrıca yine aynı zat-ı muhtereme göre türkiye'nin ab'ye alınmamasınında en büyük sebeplerindendir... bu abimiz bunu da şöyle açıklamaktadır...
'ab türkiye'yi alamaz çünkü almanya'nın parası kalmadı'.. ilginç bir laftır, ne alaka dedirtir.. ama sonra gerisi gelir.. 'bakın avrupa birliği'nin nasıl kurulduğu çok önemlidir. ikinci dünya savaşından sonra almanya'dan tazminatını tahsil edemeyen fransa bunu hammadde olarak almak istedi, ama bu seferde kendi demir-çellik sektörü zarar görünce bundan da vazgeçti. ve çözüm olarak fransız çiftçisine verilecek sübvansiyonların almaya tarafından karşılanması karrlaştırıldı.. ve bu oluşum zamanla avrupa birliği şekline geldi'
şimdi ben bunu ciddi bir gazetenin ekonomi sayfasında iki ayrı yazarın köşesinde okudum zamanında... ama nedense bir alak kuramadım.. lakin bugünle ne alakası vardı bu durumun... ya ben çok yetersiz iktisat bilgimle olaya fransız kaldım yada çok feci bir keklenme durumu sözkonusu..
üye olan devletlerin hic birisinin de söz sahibi olmadigi ekonomidir.
ülkelerin ekonomileri direkt olarak avrupa merkez bankası tarafindan yönetilir ve ülkeleri yöneten hükümetlere ne yapmalari gerektikleri hakkinda brifing verilir. hükümetler de ona göre aciklamalar yaparlar.
yani avrupa ülkeleri, merkez bankasinin kuklalaridirlar.
avrupa merkez bankasi´nin tek hedefi vardir. o da enflasyonu sabitlemektir. enflasyon ne kadar sabit kalirsa; avro´ya güven de o kadar artacaktir. avro´ya güven arttikca; yatirimci da yatirimlarini avro üzerinden yapacaktir.
Bu yüzden son yillarda avrupa´da enflasyon pek yerinden oynamamistir.
kötü olan ise; avrupa merkez bankasi yönetimi genelde avrupa´da bulunan büyük bankalarin yöneticileri tarafindan yönetilmektedir. bu yüzden nüfusu az olan ve ekonomide zayif olan ülkeler sömürü altinda kalmaya, zaten ekonomisi iyi olan ülkeler de servetlerine servet katmaya devam eder.
ingiltere gibi ekonomisi zaten iyi olan ülkeler; bu birligin ekonomi programinda yer almamistir. buna ragmen cok etkilendigi icin de avrupa birligi´nden cikmistir.
sistemin isleyisi biraz tuhaftir. her ne kadar zayif ülkelere büyük ülkeler tarafindan "arkanda ben varim" denilse de genelde "her koyun kendi bacagindan asilir" tavri sergilenmistir.
dünyanın en büyük ekonomisidir. türkiyede yaşayanların anlayamadığı şey, almanyanın lokomatif olması bu gücü tek başına almanya olduğundan değil avrupa birliğinin bir parçası olmasından geldiğidir.
avrupada tek bir ülkenin her işi yapması değil her ülkenin gerekli farklı şeyleri yapması üzerine kurulmuştur. bu şekilde bir ülke tek bir konuda en iyisi olabilecek ve diğer şeyler için endişelenmeyecektir.
kısacası birlikten kuvvet doğar, bir elin nesi var avrupa birliğinin sesi varı biz söyleriz ama yabancılar uygular.