asker yolu gözlemek

entry37 galeri0
    1.
  1. sevilen insanın askerden dönmesini sayılı gün çabuk geçer mantığıyla beklemek, beklemek ve yine beklemektir.
    2 ...
  2. 2.
  3. 3.
  4. heleki guney doguda askerlik yapiyorsa asker yolu beklemek acidir,her sehit haberi gelince televizyonlara kosmaktir,asker fotograflarina bakip gururlanmak ve aglamaktir,eger bir gun olurse hic bitmeyecek bir bekleyisin baslangicidir ayrica sag salim dondugunde sevincten aglamaktir,sarilip kucaklasmaktir asker yolu gozlemek.
    4 ...
  5. 4.
  6. Sarı yorgan yüzlerim,
    Yüzler yüzler düzlerim,
    Ne kaderim karaymış,
    Asker yolu gözlerim.

    Mektup verdim postaya
    Haber gitsin kışlaya
    Yarimden cevap geldi
    Düğünümüz haftaya
    4 ...
  7. 5.
  8. 6.
  9. giden asker yakınının ardından onun gelmesini bekleme durumudur.askerlik askere gidende sıkıntı yaratmakla kalmaz gerisinde onu bekleyenede sıkıntı verir.aileler çıkan her haber sıkıntıyla bakarlar,sevgilisi ardından gün sayar yolları bekler herşeyi dersleri hayatın geri kalanını unutur.kısacası askerlik gereklidir ama gidenede kalanada sıkıntı ve dert verir.
    5 ...
  10. 7.
  11. 8.
  12. askerliğini yapmış birini bularak son verilecek sorun.
    1 ...
  13. 9.
  14. Olası birşeydir.Helede beklediğiniz kişi askerden kaçmışsa daha çok beklerisiniz.
    1 ...
  15. 10.
  16. şu an için, 460 gün özlem duymaktır.
    ilk gidişin 3'ncü ayında bir haftalık ya da duruma göre 10 günlük dağıtım izinleri süresince görüşülür.
    ilk hasret 3 ay sürer... heleki, acemi birliğinde daha da bir çetindir şartlar. istediğin zaman telefon açamaz, açsan da istediğin kadar uzun konuşamazsın. bekleyen ve beklenen için özlem dolu geçen bir 3 ay vardır.
    dağıtım iznin o kadar çabuk biterki, bir anlam veremezsin.. küfür edesin gelir akrep'e ve onu kovalayan yelkovana..
    izin biter gidersin.. sevgili kalır gene geride...
    saçlar kısadır, zayıflamışsındır, o kadar çirkin gelirsin ki kendine.. "bu ben miyim?" dersin.. psikolojik durumun da tavan yaptığı zamanlardır.
    yine yanına cep telefonu alamazsın... yasaktır çünkü askeriyede, yanında götürürsen ya komutanlar alır ya da usta askerler...
    çok acil durumlar olmadığı sürece usta birliğinin 6.ncı ayında anca izin kullanma hakkın doğar.
    yani, acemilikten 3 ay, usta birliğinden 6 ay = 9 ay.
    9.ncu ay içinde iznini kullanırsın, toplamda 30 gün olan izninin dağıtım izninde geçirdiğin süreden geride kalanı da 12 ay içinde kullanma durumun vardır.
    20 gün daha gelirsin.. sevgiliyle geçirilen 10 günü bulmaz... gerisi eş dost, akraba ziyaretlerinde geçer..
    geriye dönerken biraz daha yakışıklısındır artık, saçların az daha uzun, kilonda biraz daha fazlacadır.
    sevgilide sende ümitlisindir.
    6 ay kalmıştır gelmene. "çoğu gitti azı kaldı" durumu vardır. telefonunuda alırsın artık yanına. çünkü sende usta askersindir.
    sevdicek, her gece arar, sen nöbettesindir, o da senin nöbetinin bitmesini bekler...
    sen vatanı beklersin, o seni bekler.
    işte o zaman daha da bir dank eder kafana. bu aktivite bir gün değil hergün sürer. her gece, her gündüz ve çarşı izinlerinde sevgili yanındadır sanki... doğum günlerinde kargo gelir, sol yüzük parmağına güzel bir yüzük gelir, kışsa kazakların, yaz ise t-shirtlerin gelir.
    özlem dolu, sevgili kokulu mektupların gelir ki, elbise dolabının kokusu değişir, sevgili kokar her açtığında...
    en zor zamanları birlikte atlatmaya çalışırsınız.
    zaman dilimi git gide daralmaya başladığında baş edilemez bir hal alır zaman kavramı...
    o saatler hiiiiiç geçmez artık.
    son 7 gün, 6 gün, 5 gün... derken bir de bakarsınız ki biletinizi elinize almışssınız bile.
    sevgili sürekli telefondadır, her an!
    şu an bursa'dayım, şu an izmir'de...
    ...ve memlekete dönüş gerçekleşmiştir. terminalde otobüs durur ve büyük bir kalabalık bekler...
    sevgili çığlık çığlığa ve gözleri yaşlı koşmaya başlar size doğru. öyle bir sarılırki ruhunuz onun ruhuyla anlık bir değişimi yapar sanki. elleriniz, ayaklarınız titrer.. iki kelimenin bir araya getirilemeyişi vardır hani, işte o an onu yaşarsınız. öpücüklere boğulur, nefes alamaz hale gelirsiniz. tek fark ettiğiniz kalbinizin çok hızlı attığı ve nereye bakarsanız bakın orada sevgilinin gözlerini gördüğünüzdür.
    en bakire sevinçleri, en bakire özlemleri, en bakire gözyaşlarını sizin için biriktirmiştir.
    hep birlikteyken sevmeyi değil, aylarca ayrıyken bile sevgiyi koruyabilmeyi bilmiştir, ilk günkü heyecanından, sevincinden, öpücüklerindeki sıcaklığından ve gözlerindeki ışıltıdan hiçbirşey kaybetmemiştir.
    13 ...
  17. 11.
  18. mektupların ucunun yakılarak gönderilmesi. manası şudur: ey sevgili! benim gönlüm bu mektubun ucunun yanığı gibi yanıktır sana.
    1 ...
  19. 12.
  20. rte nin gitmesi için darbe yolu gözlemek .
    2 ...
  21. 13.
  22. türkiyenin plaka numaralarını ezberlemektir ayrıca bilecikten itibaren gerginlik başlar...geçmek bilmez günler...güzeldir amma...
    1 ...
  23. 14.
  24. 15.
  25. önceden anne,eş ve çocukların üstlendiği görevdi.ama simdi evlilik yaşının artması ve flörtün yaygınlaşmasıyla bu iş sevgililere düştü.
    onsekiz ay dediğin nedir ki?geçer geçer tesellisini sıkça duyarsınız..* *tek değişmeyense asker yolu bekleyen anneler..
    0 ...
  26. 16.
  27. 17.
  28. 20 yaşına gelmiş her türk erkeğinin ( özel durumlar haricinde ) vatani görev diye adlandırılan bir nevi eğitim amaçlı gerçekleştireceği borç için onu seven ve özleyen kişilerin geleceği günü beklemesidir...
    o özlem diğer özlemlerle kıyaslanamaz. için başka yanar, gözlerin hep dolu doludur..

    ana, baba, kardeş, yar.. gün sayar..
    0 ...
  29. 18.
  30. aynı iş yerinde çalışıyorsanız işe gitmek bile istemezsiniz. çünkü herşey size onu hatırlatır,onu gelip size sorarlar.. vakit bir türlü geçmek bilmez. şafakları daima siz sayarsınız. *
    2 ...
  31. 19.
  32. askerin dönüş yolu gözlemesi olarak da nitelendirilebilir. *
    0 ...
  33. 20.
  34. kelimelerle ifade edilmesi zor bir özlemle, zaman geçtikçe daha da büyüyen bir umutla beklemek beklemek beklemektir.(!) askerlik yapana ne kadar zorsa, kalanlar için de zordur mesafeler. o gelene kadar hayatınız şafak saymak,plakaları ezberlemek,geleceği günü büyük bir sabırla beklemektir. * *
    0 ...
  35. 21.
  36. her an her dakika bir telefon kadar uzak olan o sevgilinin hergün acaba arayacak mı diye ahizeli telefon başında beklenmesidir. önce acemilik hiç bitmeyecekmiş gibi beklenir, sonra her çarşı izni gelecek diye belki daha rahat konuşmak ve hatta görüşme olanağıyla her haftanın sonu beklenir. bazen öyle mutlu olunur ki el telefona gider ama çevrilecek bir numara bile yoktur. bazen öyle umutsuz kalırsınız ki tek bir kelimesine muhtaç ağlarsınız usulca. kendi kendinize dersiniz 'bu da bitecek, bak ne güzel azalıyor günler, yaklaşıyor kavuşma, hem bu vatan borcu, ödenmeden olur mu'. o orda büyür derdiyle tasasıyla, siz de beklerken büyürsünüz tüm hasretinizle.
    4 ...
  37. 22.
  38. bunu gözleyen bir sevgili ise kesinlikle kolay kolay inanılacak bir şey değildir. zira ayrılıkların çoğu daha askerdeyken gerçekleşiyor. askere gitmeden önce ben seni sonuna kadar bekliyecem diyen sevgili daha askerliğin ilk aylarında seni unutumuştur. istisnalar kaideyi bozmaz.
    1 ...
  39. 23.
  40. canının bir parçasını askere gönderdikten sonra onunla birlikte safak saymaktir. telefonu yanından ayırmamaktır, ya arasa da duymazsam diyerek. çok zordur, günler geçmek bilmez. onu düşünürken aklına gelen sevimsiz bir şeyi "sen koru yarabbi" diye kovmak, birlikte geçirdiğiniz en son günü, ona dair hatırladığınız en net anıyı ezberlemektir.
    2 ...
  41. 24.
  42. askere gönderilen sevilen kişinin dönmesini bekleme durumu. al sana zoraki tanım..

    yazarın tamamen subjektif entrysi: tamamen farklı bir psikolojidir asker yolu beklemek. başınıza geleceğini tahmin etmemişsinizdir, çünkü abiniz, erkek kardeşiniz yoktur. kimseyi gidince döneceği zamana kadar bekleyecek kadar çok sevebileceğinize ihtimal vermemişsinizdir daha önce. kimse o kadar değerli olmamıştır ve hiç düşünmemişsinizdir hayatın bu bölümünü..

    hayat yeterince karışıkken, her şey yeterince zorken zaten; zaman gelir.. gönderme zamanı. gitme diyecek olursunuz, hatta dersiniz belki bir kaç kez. kızarsınız, kızar. gitmek onun için daha zor sanır çünkü. hatta çok uzatırsanız 'gitme'leri 'gitmek benim için yeterince zor, bir de sen böyle yapıyorsun! sen anla beni bari!' içerikli azarlarla karşılaşmanız kuvvetle muhtemeldir. susarsınız. anlatamazsınız tam ne hissettiğinizi. zamanı dondurmak istediğinizi, olmazsa eğer zamanı dondurmak onla gitmek istediğinizi. hiç birini söyleyemezsiniz sevdiğiniz giderken. zaten böyle zamanlarda bütün kelimeler sözleşmişler gibi boğazınızdaki o düğüme oturverir. belli etmeden zorluğunu güçlü olmaya çalışırsınız, anlatamadan ona o giderken aslında sizi de götürdüğünü.. gecenizin, gündüzünüzün, hatta tek bir anınızın dahi o yokken onsuz geçmesinin ne kadar zor olduğunu anlatamazsınız. hoş anlatsanız da bu gerekliliktir, gidecektir..

    gider de.

    beklersiniz.. acemilik günleridir. o orda bir şeylere alışmaya çaşışırken siz bulunduğunuz yerde alışmaya çalışırsınız onun artık sizinle aynı yerde olmaması durumuna.. uzaktadır, zordadır, kim bilir nasıl insanların arasındadır, ne gibi zorluklar çekiyordur ve siz onun yanında olamıyorsunuzdur. en çok da bu koyar. belki bu yazdıklarımı bir başkasından okumuş olsam ve daha önce bunu yaşamamış olsam bunlara inanmazdım! 'yok artık!' serzenişi kuvvetle muhtemel olurdu ama; inanın bazı zamanlar 'keşke ben gidebilseydim onun yerine.. en azından aklım onda olmazdı' gibi düşünceler içinde bulursunuz kendinizi. saçmadır. yersizdir. imkansızdır üstelik.. koklamaya kıyamadığınız sevdiğinizi yerlerde sürünürken, sabahın köründe kalkarken, kilometrelerce koşarken, en önemlisi de mutsuzken düşünmek sizi üzse de konuşabildiğiniz kısıtlı zamanlarda bundan bahsetmezsiniz. yansıtmazsınız hayatınızda kötü giden şeyleri, onun olmamasından dolayı çökmüş olan duygu durumunuzu. çünkü askerde olan odur ve desteğe ihtiyacı olan odur.. siz beklersiniz sadece, zaten yapmanız gereken de odur, aklının sizde kalmamasını sağlayarak, destek olarak bekleyebilmek..

    sonra acemilik biter, bir kaç günlük tatil gelir. zayıflamıştır, güneşten yanmıştır.. elleri çatlamıştır bir de.. ağlayacak gibi olursunuz, işi şakaya vurursunuz. nefret edersiniz uzakta olduğunuz için.. elleri çatladı diye üzülürsünüz, endişelenirsiniz yanınızda olan ama bir kaç gün sonra gidecek adam için.. oysaki o daha önceki bilmem kaç yıllık hayatınıda yanınızda olmamıştır.. kim bilir daha kaç zamandır hayatınızdadır da onun için böylesine çok endişelenebilirsiniz.. kendinize en çok şaşırdığınız an, sanırım bunlardan biridir..

    sayılı gün çabuk geçer söylemi sadece tatiller içindir. gelmesiyle gidivermesi bir olur çünkü. bir şey diyemezsiniz. beni de götür diyemezsiniz. hem zaten artık büyümüşsünüzdür, çocuk gibi olmayacağını bildiğiniz şeyler istemek onu üzer sadece.. susarsınız.. çok özledim seni dersiniz tek, güçlü görünmeye çalışırsınız ve bekleyeceğiniz yeni ayların başlangıcını verirsiniz..

    sadece beklersiniz..
    ve beklemek hiç bu kadar zor, hiç bu kadar asil, hiç bu kadar ağlamaklı ama hiç bu kadar güzel olmamıştır.. beklersiniz.. en ufak bir haberle içinizdeki korkuyu anlatmaya kelimeler yetmez. ulaşmak istersiniz, sesini duymak istersiniz.. aslında erkekler sanırlar ki gitmek daha zordur.. kalan olmak daha zordur hep. kalan olmak çaresiz olmaktır çünkü.. kalan olmak bir çatışma haberi olduğunda, ondan ses gelene kadar hiç bir şey yapamadan eli kolu bağlı beklemektir çünkü.. kalan olmak çaresizliktir.. başka da bir şey değildir.. işte siz de tam da başlıkta bahsedildiğini gibi yolunu 'gözlersiniz'.. yaptığınız 'beklemek' değildir çünkü, kelimenin tam anlamıyla 'yolunu gözlemek'tir.. gün saymak, plan yapmaktır.. sabretmektir hayatta ilk kez belki, olmadığı kadar sabretmek.. gidene asla anlatamazsınız onun gidişiyle sizin yaşadığınız yerde de zamanın durduğunu.. aslında gittiği halde her anınızı onunla geçirdiğinizi tam olarak anlatamazsınız. hatta bazen kasten de anlatmazsınız. dediğim gibi, zira zorda olan, askerde olan odur, bir de sizin için endişelenmemesi gerekir..

    velhasıl birileri askere gider..
    birileri yolunu gözler..
    kimileri döner sayılı gün sonra..
    kimileriyse hiç dönemez..
    12 ...
  43. 25.
  44. sürekli geleceği günü düşünmektir. hıçkırarak ağlamaktır. "ben onu istiyorum ama" diye çocukça tutturmaktır. gün gün saat saat saymaktır. "sayılı gün çabuk geçer" lafının aslı astarı olmadığını öğrenmektir. uzakların iki insanı aslında nasıl da birbirlerine bağlayabileceğini görmektir. iki dakikalık bir telefon konuşmasından sonra "oh be bu sefer epey konuşabildik" demektir. sürekli merak etmektir. kafanın daima meşgul olması durumudur. aslında onunla geçirilen zamanın ne kadar kıymetli olduğunun farkına varmaktır. zordur çok zordur...

    şafak 131
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük