iş sahibi birinin çalışanına asgari ücret vermesi, "ulen devlet sana bunu vermemi belirlemiş, elimde olsa çok daha azını veririm, hatta hiç vermem seni köle gibi çalıştırırım, dua et sen devlete" demesi anlamına gelir. asgari ücret veren bir patron ile çaılacağına, bir simit tezgahı alıp sokaklarda simit satmak çok daha mantıklıdır. en azından kendi kendinin kölesi olur, emir altında yaşamazsın.
asgari ücreti belirleyenin de, asgari ücretle adam çalıştıranın da bu alemde yatacak toprağı yoktur, olmayacaktır.
aynı şekilde, sisteme boyun eğenin de akıbeti yukarıdakilerden farklı olmayacaktır.
5 kişilik bir aile her gün her öğün için ikişer simit birer çay içse sadece.* 3 öğünden hepsinin bir günlük yemeği toplam 22.5 tl yapar. aylık toplam 675 tl yapar. asgari ücret 679 tl. bu aile yemeği dışında hiç birşeye para vermeyeceğini kabul etsek dahi * ellerine kalan miktar 4 tl.
beni sağ-sol, siyaset, beni ilgilendirmiyor. şu başarılıymış, bu iyi konuşurmuş, bilmem şu yalan söylermiş fasa fiso. bu asgari ücreti en az 1200 tl yapmayan adam * benim gözümde başarısızdır arkadaş. ister atatürkçü olsun, ister laik, ister müslüman,ister milliyetçi, ister halkçı. birileri aç yatarken diğerleri tok yatıyor. hani biz müslümandık? bizim hiç mi paramız yok da asgari ücrete 300 lira zam yapamıyoruz? 3 kuruşsuz bir ülke miyiz biz? asgari ücretle çalışanın da bir can olduğunu, asgari ücretle geçinen bir ailenin çocuğunun da okumaya, yemeye, içmeye eğlenmeye hakkının olduğunu kabul etmeyecek miyiz? yazıklar olsun. başka da birşey demiyorum. bu ülkenin en büyük sorunlarından bir tanesidir bu. 679 lirayla tek kişi zor geçinir aile geçinemez o kadar. kimse laga luga yapmasın.
Her çalışanın asgari ücret aldığını sananların geyik konusudur.
Asgari ücret verilmesi gereken en az ücrettir. SSK hesaplarında dikkate alınması gereken en az ücrettir. Misal, asgari ücret 500 tl olsun, çalışanın maaşı 450 tl olsun, ssk primi hesaplanırken 500 tl üzerinden hesaplanır ve aradaki fark yani 450 tl ile 500 tl arasındaki prim farkı işveren tarafından karşılanır. Tabi asgari ücret altında maaş olmayacağından böyle birşey olmaz da asıl çıkış noktası bu.
Herkes asgari ücret almıyor. Çalışanların çoğunluğu da asgari ücret almıyor. Ama neredeyse herkes asgari ücret alıyormuş gibi kayıtlı.
devletin işçiye attığı en büyük kazıktır efendim. şöyle ki her yıl devlet asgari ücret nam bir tarife belirler ve işçiyseniz artık ağzınızla kuş tutsanız da işverenden daha yüksek bir tutar alamazsınız. keşke hiç böyle bir şey kararlaştırılmamış olsa imiş. keşke her iş pazarlığa tabi olsa imiş dedirtir.
Dezenformasyonlar sayesinde her zaman bir önceki hükümetten daha fazla aldığını zannettiğimiz ücret. paraya karşılık yine parayı yatırım aracı olarak gören hükümetlerimizi sürekli arttığını söylediği ama halbuki artmayıp düştüğünü görmemiz gerekir.
araştırma veya sorgulama yapan biri zaten biliyordur bilmeyenler için gelsin;
kısa yoldan anlatmak gerekirse altın bir yatırım aracıdır. dolar ise bir para birimidir. siz ekonomik değerleri dolar üzerinden açıklarsanız kendinizi amerikaya bağımlı dolar bazlı karşılaştırırsınız. yani bu mantaliteyle dolar 1 liranın altına iner ise biz daha fazla asgari ücret almış olur muyuz veya başka bir para birimine göre de daha fazla para almış mı oluruz gibi garip sorular sormak istiyorum.
tüm dünyada tek reel yatırım aracı altındır. tüm hükümetlerden tek ricam var. lütfen asgari ücretleri dolar veya euro bazlı değil altın bazlı değerlendiriniz. beni kaç dolar aldığım ilgilendirmiyor. tıpkı amerikadaki bir adamın kaç tl maaş aldığı ilgilendirmediği gibi. amerikada yaşıyor olsaydık korkarım bizim hükümetler bak şu senede tl bazında şu kadar alıyordun şimdi bu kadar alıyorsun diye uyutacaklardı ama yok öyle bir şey.
devleti ben yönetsem 3 ayda isviçre standartlarına taşırım, bu kadar geliri olan bir devlet, nasıl oluyorda asgari ücreti 600 lira olarak belirliyor anlamıyorum ?
bu ülkede sosyal devlet anlayışı, aşevi açmak ve kömür dağıtmaktan ibaretse, o zaman düşünmek lazımdır derin derin. çünkü o insanlar seçememeye orada alışıyorlar, sana aşevinden sunulan kuru fasulyeyse onu yemekle yetinmelisin, aksi halde aç kalırısın, birisi taze fasulye mi dedi? kişi başına düşen milli gelirini arttıranlar var ülkede, milli gelirle orantılayınca gülmemek elde değil ki ne!
bu parayla ideal bir evde oturulur. haftada bir kaç kere etli balıklı yemek yenir. orta halli bir araba alınır. outletlerden elbise alınır.
artan kısmıyla tatil bile yapılır.
- secdeye vardığında burnunu sızlatan kesif ayak kokusu
- gömleğin stepne düğmesi
- sıradan bi bokta bile göze çarpan koyu leke
- kopan tespihin aralarından kaybolan boncuğa ikame farklı renkteki boncuk
- giydiğinde özgüveni tavan yaptıran kıyafet
- tuvalet kağıdı rulosunun üzerindeki bi iki g.t silimlik kağıt
- ense köküne düşen damla
- hohlayarak yazabileceğin tükenmez kalem
- klavyede yerinden fırlamış olan tuş
- elini attığında kopan düğme
- hazır gitmişken arkadaşdan yatırması istenilen bi kaç fatura
- kimde olduğunu bilinmeyen halı saha ayakkabısı
- farklılık olsun diye sağ bileğe takılan saat
- sola dönmek için verilen ama kullanılmayan sinyal
- evdekilerde yesin düşüncesiyle yaptırılan paket
- mazgaldan deliksiz geçirilmeye çalışılan tükürük
- sürücü olunduğunda dikkat edilmesi gereken çise, gizli buzlanma
- mario hesabı gizli sarmaşıklar
- görüldüğünde şaşırılan asma ağacı
- hayranlıkla bakılan üst üste binmiş pazar çadırları
- nasıl görünüyo diye dönüp baktığın kendi g.tün
- tam ekmek arasına yarım ekmek nevalesi
- balkondan sallandırılan halı düşmesin diye üzerine konulan sandalye
- plakalara bakarak türetilen kelimeler
- arabayla arkadaştan ayrılırken eyvallah, görüşürüz anlamındaki son korna
- park halinde, içi bi araba adam dolu araba
- çatalla alınmaya çalışılan tabaktaki son bi iki çubuk makarna
- iki kanal çeksin düşüncesiyle ayarlanılan kanallardan bi tanesi
- otobüsün içinde dışarıda ortak bi yere odaklananların merakına merak
- yeni alınan arabanın hatrına ıslatmadan dönerken yapılan kaza
- basamağı olmayan yeşil otobüs
- emlakçının önünden geçerken kulakları çınlatılan ev sahipleri
- park halinde işlek yola bakan tarafta ki katlanması unutulmuş ayna
- sinirlenip artistlik tonda yumruklanılan duvar
- bisiklete yeni taktırılan papuç
- karşılıklı iki binanın, arka taraflarının arasında kalan betonsuz tek toprak parçalarına sallanılan çöpler
- bi kaç sıra seni öne çeken gişe numarası eline geçince başkasına verdiğin numara
- diş atmış bozuk pantolon fermuarı
- bi süre durman gerektiğinde el frenini çekerek dinleneye çektiğin ayak
- eski tip tost makinesinde kanatlardan dışa taşan ekmek parçası
- düzenli olarak aynı yerde çıkan sivilce
- kime ait olduğunu yazmadığın telefon numaraları
- cepte yanlışlıkla noya basıp tekrar aranmayı beklemek
- otobüste ters oturamayan ayaktaki yolcu
- sadece kazağın altına giyilen gömlek
- diğer elle yazılmaya çalışılan ilk harf
- bu ne be nasıl yiyolar bunu
- bankamatik, kredi kartlarının arkasına atılmayan imza
- cam kenarına yakın bedenin üşümesi, önceliği kola vermesi
- küçük bi taş parçası nedensizce tekmüklenirken yere sürtülen ayakkap
- boxerda ne işe yaradığını bilmeğim düğme
- bağcıkların ucunda bağcığı toplayan kopmuş laylon parça
- beş kişiyiz diye dolmuşa verene kadar taksiye veririz diye düşünülen tutar
- tuvalet yada banyoda ahşapla beraber boyanmış pencere
- koridorda sadece dirseği görülen boru
- çakılıp kutusuna geri konulan kibrit
- büyük harflerle yazılan soyisim
- boğazı yırtarak geçen ekmek parçası
- cinsellikle ilgili anne babaya yapılan küçük gönderme
- ters çevrilmiş el arabası
- önemli bi pozisyonun ardından çürümeye maruz kalan kol
- kırılan güneş gözlüğünün bi gözü
- baldıra su sıçratmasın diye taşın baldırına usulca bırakılan kaka
- otomatiğine basılmasına rağmen açmakta zorluk çekilen kapı
- kapaklıklı kalemin kaybettiğin kapağını, kapağı duran kaybettiğin başka bi kalemle
- bardağı taşıran son damladan sonraki ilk damla
- sittinsenedir kullanılan tava
- bulmacada çözülemeyen bi kaç kutuya sallanan harfler
- kıyafetin üzerindeki askılık izi
- fantezi şekillerin ardından yok hacı diyerekten normal kesilen sakal
- eldivenin kaybedilen teki
- bi iki esnaf arasında beleş okunan gazete
- sonrasında tövbe tövbe dedirten küfür
- burdan yaklaşık ne kadar tutar ki ye taksicinin kendinden emin günah tahmini
- masaj salonu, s.kiş diye bağıran yerdeki kartvizit
- haftaya da, bi daha ki haftaya da yerinde olacak pazarcı
- evde giyilen parmak arası terlik
- her defasında çok yedim diyen hep çok yiyen
- ayak ayasına sokulan bağcık
- iyi de hoşta
- beleş diye balya balya kullanılan tuvalet kağıdı, kağıt havlu vs.
- sen çıkaramazsan ben yerim
- fanila, atlet yerine giyilen tişört
- hızla gitmen gerekirken aheste önünde giden adam
- yaşça küçük olan dayı
- sadece patates takviyeli yarım tavuk
- kağıdına sığdırılamayan, arada yazılması da unutulan esnaf fazlası harf
- bi kaç deliği tıkalı tuzluk, diş çöpü müdahelesi
- borcu olana borcu unutuğunu söyleyen borç veren
- diğerlerine nazaran tez uzayan tırnak
- üzerine çizik çekilmiş eski fiyat
- kemere açılan gerekli delik
- bi insanın geçebileceği kadar geçişi olan çıkmaz sokak
- ceza almadan disiplin cezasından dönen arkadaş havası
- bi dişi kopmuş fiş
- minare ile çatı arasına çekilmiş fener bayrağı
- çatlak cama çekilen bant
- alt dudak altı kıllarının dudaklarla ezilirken dile gelen küçük parçası
- araba koltuğuna düşürülen sigara közü
- anahtarlığındaki aynı iki anahtardan bi tanesi
- çakmakla ucundan kıyısından yakılmış cetvel
- kulbu kırılmış olmasına rağmen kullanımına devam edilen kupa
- çalışanı s.ksinler dedirtecek kadar miktardaki para