dünyada açıklanması en zor kelimelerin önemli bir tanesi...
zaman gelir hepsini bir anda geride bırakmak istersin. zaman gelir hepsiyle bir arada olmak istersin. zaman gelir sadece seni dinlemelerini istersin. zaman gelir sadece bir cevap beklemeden konuşmalarını istersin. zaman gelir seni düzeltmelerini istersin. zaman gelir seni öylece bırakmalarını istersin.
hayat bu kelimenin anlamını dolduranlarla birlikte çok daha iyidir.
panait istratinin ilk basımını 1949'da yapmış olduğu arkadaşı mihal'e olan sevgisini, aralarındaki dostluğun anlatıldığı kitaptır. en yakın arkadaşınıza alınıcak en güzel hediyedir kanımca...
--spoiler--
eserlerinin en az hareketlisi olan arkadaş her sayfası üzerinde ayrı ayrı durup düşünerek okumak gerekir. o zaman okuyucu, bu durgun suyun koynunda saklı duran iç hareketin heybeti karşısında hayran kalmaktan kendini alamayacaktır.
istranti'yi sevenler, inanıyorum ki, bu eseri ile onu daha çok anlayacak, daha çok sevecektir... yaşar nabi
--spoiler--
not:bu kitabı sahaflarda araştırıp aldığınız zaman geçmişte hediye olarak alınıp ilk sayfalarında dostları için yazılmış güzel notlara rastlayıp mutlu olabilirsiniz...mesela benimkinde:bir ömür boyu yanımda olucak sevgili dostuma sevgilerimle...30/12/1983 xxxx yazmaktadır...
şöyle seninle adam gibi kafa kafaya verip oturamadık be arkadaş...tokuşturup şerefe yalnızlıklarımızı bir duru suya sarhoş olamadık...yılların paslanmış kimsesizliğini meze gibi alıp ta ortamıza bölüşemedik...nice acılar yaşadık ağaran gümüşi saçlarımızda nice ölümler zamansız nice ayrılıklar beklemediğimiz kırıldı belimiz, hep suskunluk sandığında bohçaladık hüzünleri, kilitlemeyi bilemediğimiz, şöyle seninle adam gibi oturup dertleşemedik...hadi bir fıkra anlatıver o umarsız tarafından şen şakrak acılarla dalga geçelim
kendimize yaşamayı öğretelim hadi gülümse be arkadaş...
senin başka insanlarla ( özellikle kendisinin sevmediği ) dolaşmana, konuşmana, arkadaş olmana karşı çıkan o kişilerin senin zararına olduğunu söyleyen ; fakat senin arkadaşa ihtiyacın olduğu zaman hiç bir zaman yanında olmayan (kendi istediği zamanların dışında) *** türleride bulunan insanlardır. ne hikmetse zor gününüzde onun kötü dediği insalar hep yanınızda olmuştur.
hem yara bandım hem yaram misali insanın canını en cok yakandır belki de... zamanında sen ağlarken onun gözlerinden gelmiştir yaş belki, kimi zaman sonu gelmeyen geyikler yapmıssınızdır bir gün bitecegini bilmeden.
sonra zaman ilerlemeye baslar, siz de düşünürsünüz bir yandan, "farklı bir şeyler sanki" diye, "adını bilmiyorum ama farklı bir seyler var"
kuruntu yapıyorumdur, yok öyle bir şey diye kendinizi de avutursunuz ümitsizce. Gerçekten inanmışsınızdır ya herseyin kusursuz olduguna, cabucak inanmak istersiniz en ufak bir ışıga. o derece bugulanmıstır işte pembe gözlükleriniz.
digerlerinin tavsiyelerini duymamıssınızdır bile, duyduklarınıza karsı o derece tıkamıssınızdır ki kulaklarınızı, ne demeye calıstıklarını gorememişsinizdir.
yolun sonuna yaklastıgında geriye bakar ya insan, sizde bakarsınız bir gecmişinize, ilk konusmaları hatırlarsınız, ilk sabahlamayı, ilk dertleşmeyi. ve apaçık ortadır sonuc artık, gozunu kapayamazsınız bu sefer gormemek icin. anlarsınız meğer kuruntu yapıyorum dediklerinizin aslında gercekten oldugunu. kızarsınız kendinize, ben niye bu kadar aptalım diye.
sonra gidip arkadas'a sormak istersiniz, "ne oldu bize, neden değiştik ki biz bu kadar?" alacagınız cevaptan korkarak, gözleriniz dolu halde.
"bilmiyorum."'dur aldıgınız cevap. "bunu mu dert ettin simdi?"
önünüze donersiniz sonra, cıkartırsınız gozlüklerinizi, duymamak icin taktıgınız kulaklıkları. yolun sonu karsınızdadır işte. giderek daralan ve baska cıkısı olmayan yol.
kendimi berbat hissettigimde turlu saklabanlıklarla gulmemi saglayan, bazen cok acıtsa da dogruları soyleyen bazense beni kurtarmak icin kucuk yalanlara basvuran telefonda konusurken keske yanında olsaydın dedigimde bir an icin gercekten yanımdaymıs gibi hissettigim, gecenin bir koru aradıgımda hic usenmeden sıcak yatagından cıkıp yanıma gelen, evine gittigimde zulasını bulup tum cikolatalarını yesem de ses cıkarmayan,birbirimizi asla sevgili ugruna satmayacagımızı bildigimiz, varlıgında sanki hic gitmeyecekmis gibi sevindiren, yoklugunda bir daha hic gelmeyecekmis gibi ozleten, giderken cok acıtan, arkamı dondugumde beni vurmak icin degil kollamak icin orda durdugunu bildigim, adı arkadas olsa da gonlumde gonlumuzde ki kardestir.
Filmde iki eski arkadaşın yeniden karşılaşmasını anlatan filmdir. Azem * cemil'in *yaşadığı iğrenç hayatın farkında olup Cemil'i değiştirmeye çalışıyor. Aslında farkında olmadığı bir nokta ise bu gün ki şartları yaratmıştır cemil'i , ancak bulunduğu şartlar değişirse Cemil'in değişmesi mümkündür.
arkadaş
Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş
Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş
Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele
Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş
yılmaz güney
Arkadaş, iyi bir günü
Sakla kötü günlere
iyi dostu da öyle
Güleç bir yüzü de sakla
Sakla yiğitliği korkaklığı sevgiyi
Kini sakın saklama
Ağaç dik, sula çiçekleri
Çocukları görünce gülsün gözlerinin içi
Üç günlük dünya
De, bağışla herkesi
Söz götüreni, söz getireni
Kalleşi hayını sakın bağışlama
Arkadaş, ezberle ya da yaz bir yana
Otogarlarda, istasyonlarda
Ayrılık sözlerini
Hastanelerde, mapusanelerde
Söylenen türküleri
Ezberle ve sakın unutma
aklından neler geçeğini belirleyen, davranışlarını etkileyen insanlar grubu. aklından geçenleri belirlerler çünkü farkettikleri, okudukları, düşündükleri, yaşadıkları şeyi seninle paylaşırlar, senin de düşünmeni sağlarlar. bu yüzden, arkadaşlarınızın size ne verdikleriyle birlikte sizin onlardan ne kabul ettiğiniz de önemlidir.
yılmaz güney'in, hayat, kavga, hapishane üçgeni arasında mekik dokurken çektiği, buram buram sosyalizm dersi veren, gerek müziği, gerekse senaryosu ile çok ince detaylara bile oldukça anlamlı anlamlar yükleyen baba bir film... arkadaş..............
Eski Türklerde askerler savaşirken arkadan gelen herhangi bir
saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını ağaca, kaya veya taşa
vererek ok atarlarmış.Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları
için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş...
Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde
dilimize yerleşmiştir.Artık güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak
olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isim ARKADAŞ'tır...
Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı
kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış.
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş.
Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.
birincisi gıda gibidir ; her gün ararsınız.
ikincisi ilaç gibidir ; gerektiğinde ararsınız.
üçüncüsü hastalık gibidir ; siz istemezsiniz, o sizi arar. *