iki millette aşırı ırkçıdır. Onların ırkçılıkları bizim
türkçülerimize de benzemiyor.
iki millette kuduz köpek misali etrafa saldırmayı sever. Araplar hz. Muhammed (s.a.v) den önce sapkınlıklarıyla ünlüydü. islam onları kısa bir süre ehlileştirdi sonra kendi özlerine dönerek yine kan dökmeye ve birbirlerini katletmeye başladılar. Şeriatlarına yahudiler kadar bile riayet edemediler. Bölündüler ve Hakkı savunana işkence ettiler. insanlığın en çıkarcı, yalancı, fesat toplumlarından biri oldular. Tıpkı yahudiler gibi. sonunda da lanetleri yine kendi üzerlerine dönmüştür.
Arapların bu yüzünü unutmamak gerekir. Bugünün masum, ezilen halkının çapulçu yahudilerden bir farkı yoktur. (tevhid inancindaki sahih müslümanları hariç tutuyorum.) lakin biz zaten türk olduğumuz için bu insanlara bir yol açtık, tıpkı 1492 de yahudilere yaptığımız gibi.
yahudiler de araplar da paraya taparlar, lakin yahudiler parayı çok önceden bulmuş, değerlendirmiş ve dünya düzeni içinde daha sağlam sözleri olan insanlardır.
Araplara hakaret olan versus. Araplar en azından Ortadoğu'da birbirlerini kesiyor. Ama bu amına koyduğumun çölde deve siken semitik çöl faresi yahudiler tüm insanlığın kökünü kazımaya çalışıyor.
Bir kavim kendi soyunu hz. ibrahim"in kudüs'te olan eşi sare'ye ve ondan olan oğlu ishak'a dayandırır. Araplar ise soyunu hz. ibrahim'in kabe çevresine yerleştirdiği hz. Hacer'den olan oğlu ismail'e dayandırır.
Yetmiş beş yaşındaki Saray(sare) çocuğu olmadığı için câriyesi Hâcer’i eşine verir (Tekvîn, 16/1-3). Yahudi rivayetlerine göre Filistin’deki ikametlerinin onuncu yılında hâlâ çocuğu olmayan Saray kusurun kendisinde olduğunu anlar ve câriyesi Hâcer’i serbest bırakıp onu ibrâhim’e verir. Hâcer gebe kalınca bu defa Saray ona kötü muamele etmeye başlar, Hâcer evden kaçarsa da melek ona geri dönmesini söyler (Tekvîn, 16/4-12). Rab, Saray’ın adını Sâre olarak değiştirir ve ishak adında bir oğul doğuracağını ibrâhim’e bildirir (Tekvîn, 17/15-19). Daha sonra üç melek ibrâhim’i çadırında ziyaret eder ve Sâre’nin bir çocuğu olacağını müjdelerler. Bunu duyan seksen dokuz yaşındaki Sâre, “ihtiyar olduktan sonra bana sevinç olur mu? Efendim de kocamıştır” diyerek içinden güler (Tekvîn, 18/12-15). Sâre ertesi yıl doksan yaşında iken ishak’ı dünyaya getirir. ishak’ın sütten kesilmesi dolayısıyla verilen ziyafette ismâil, ishak’a güldüğü için Sâre, Hâcer ve oğlunun evden çıkarılmasını talep eder, Rab da ibrâhim’den Sâre’yi dinlemesini ister (Tekvîn, 21/8-13). Sâre 127 yaşında Ken‘an diyarında Kiryât-arba’da (Hebron) vefat eder ve Makpela mağarasına defnedilir (Tekvîn, 23/1-19).