birçok insanın hayallerini yıkacak cümle. var olması en büyük temennimizdir çünkü öbür dünyada (neden orası da dünya anlamış değilim) yakasına yapışıp ondan bu dünyanın bu kadar çirkefin hesabını soracağızdır.
(bkz: cennet)
(bkz: cehennem)
inanç ve iman kavramları içine giren bir önermedir. ama 'ya varsa' felsefesiyle inanılıyorsa da boşver gitsindir. cehennem korkusuyla ibadet yapılmaz ki, inanmadan yapıyorsan bunun adını nasıl "inanç" koyarsın?
insanlar önce kendilerini boşlukta buldular, var olanı unuttular, ama doğa bir kanun çıkmasını zorunlu kıldı; yasalar, anayasalar, "iyi ve kötü". bunlar öğretileri, felsefeleri doğurdu. nietzsche tanrıyı öldürdü; dinden apayrı doğruya ulaşmak istiyordu. "kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?" zaten bu sözleriyle her şeyi özetliyordu da. hatta devam eder:
-"tanrının ölmüş olması demek, varolmanın amacı olmadığını göstermez." varlığınızı rastlantıya mı bıraktınız yani?
-"ölümün geliyor olması, yaşamın değerli olmadığı anlamına gelmez." 'ya yoksa o zaman bi ömrü heba ettik' demek nasıl bir yaklaşımdır. ibadet ederken insanlar iç huzura da ererler, yoga, meditasyon bu huzurumuzun alternetif yollarıdır.
hıristiyanlar sadece ahiret için yahudiler bu dünya için* müslümanlar her ikisi içinde çalışırlar. özde hissedilen boşluklar din olgusunu ortaya çıkartır; bir şeye bağlılık, inanç... inanmayan bile aslında allah'ın yokluğuna* inanıyordur ve aslında kolay denebilecek bir yolu elinin tersiyle itiyordur. her şey açık ve netken kendi düzenini kendi kuruyordur, kendi felsefesini oluşturuyordur. * belki sonunda übermensch oluyordur belki hak yoluna dönüyordur ama dedik ya eksikliğini dolduruyordur, kendisini tam anlamıyla 'insan' yapmak için uğraşıyordur. **
bir çok genç arkadaşımız bu savundukları düşünceyi ölüm korkusu * salınınca vücudun kılcal damarlarından, bir bilinmezliğe sürüklenmek yerine, "galiba var" cümlesi ile yüzleşmektedir. bu yüzleşmek değil yüzsüzlüktür, çünkü tutacağı dal kalmayınca insanın hayatın köküne sarılmaktadır. ha allah affeder kabul eder en güzel mekanına o ayrı, benim kudretim yetmiyor fazlasına belki sizin yeter. önerim ise fazla kasmayın.
hayatı koca bir zincir gibi düsündügümüz zaman biz, ki tek bir halkasıyız, nasıl olurda o zincirin tümünü gordugumuzu iddaa eder, üstüne üstük zincirin sahibini inkar ederiz? 3 aylık bebege tecavuz eden vahsilerin bu isi yapmalarına hic birseryin engel olmadıgını soyleyen zihniyetler bilsin ki ilahi adalet ne erken ne de gec tecelli eder, tecellisi muhakkatır. Biz insanoglu onu gec veya erken diye yargılarız. Ufuk gorunmeyebilir ama her zaman günesi dogurmustur....
Din ve yaratıcı hakkında bir düşünce biçimidir . Yoktur demek var olduğunun ön kabulüdür . Zira bir şeyi reddettiğiniz zaman onun varlığını da kaçınılmaz olarak kabul edersiniz .
(bkz: Diyalektik)
ben en fazla senin yediğin boklardan mahrum kalmış olacağım. sen tabusuz bir hayat yaşayıp her zevkin tavanına değerken ben daha sakin ama keyifli bir hayat sürmüş olacağım. üç beş kişi yobaz diyecek , belki fazladan eğilip kalkmış olacağım. (biz buna namaz diyoruz) senin vahşet dediğin kurbanı kesmesem bir kaybım olmamış olacak bu durumda. ramazan ayında her sene boşuna 1 ay aç gezmiş olacağım.
peki ya varsa? sen ne bok yiycen?
zorunlu başlık: gece gece ağzımı bozduran cümledir.
sorunlu edit: 4 kişi eksi vermiş , 4 kişi artı. eksi veren kardeş ateistsen başım gözüm üstüne. değilsen... ateistin derdi , seni mi gerdi?
"-sa, -se" ekiyle anti-tez geliştirilemeyecek olan önermedir.
allah varsa(!) zaten sen ona sırf "ölümden sonra göte gelmeyelim hafız" mantığıyla inandığın için sana güzellik yapacaktır diğer tarafta. hiç kafanı yorma.
inanç meselesi kişinin ruhuyla alakalıdır. kişi ibadetini yaparken yüreğinde hissediyorsa allah'ı inanıyordur. yok, "eğer varsa ne bok yiyeceksin" diyeceksen hiç inanma daha samimi olursun.
"ya varsa o zaman ne yapacaksın?" diyerek inanacaksam hiç inanmam daha iyi. kendi kendine koşul oluşturup ona göre allah vardır veya yoktur gibi çıkarım yapmak ne kadar sağlıklı bilemem ama o her şeyi bildiğine göre bu durumdan biraz rahatsız olacağı kesindir. bildiğim kadarıyla bu tür inançlar koşulsuz olur. inanan için sadece vardır. başka cevaba gerek yoktur. bence; "ya varsa" diyerek inanmak menfaatçilikten başka bir şey değildir.
ali'nin inanış biçimi çok şeyi değiştirir. zira kendisi hayatteyken cennetle müjdelenmiş kişilerden biridir. o halde onun şahsında böyle bir konuda menfaatsel bakış açısı yoktur. ali kesin doğru söyler.
tabi inanan bir insan için. inanmayana lafımız yok arkadaş. benim dediğim bana göre.ben senin inancını sorguluyor muyum?
çok zorunlu tanım: allah her yerde vardır diye haykırtan önerme.
allah'ın varlığına inananlar olsa bile; herkes bilir ki, insanlar hiçbir zaman, bir acıyla sarsıldıkları ya da çaresizlikten bunaldıkları zamanki kadar inançla tanrı'ya sarılmazlar. bu, tanrı ruhunun, mutluluktan çok acı verince insanlara daha yakın olduğunun bir kanıtı değil midir?