--spoiler--
aç birin ellerindeki taze ekmeğin kokusunda; mihrapta tanrı'yı öyle koklardın ki... evet, ey sen!
--spoiler--
diyerek kur'an'ın infak ruhunun üzerine basa basa ders vermiştir. takdir edilecek bir dinler tarihçisi/sosyolog ve alim biri. elbette bazı metot hataları yapmakla birlikte, siyasi görüşü; siyasi perspektifinin islam algısından doğuşu ya da tam tersine bugünün islam algısını siyasi perspektifine yakınlaştırma çabalarını her ne şekilde ele alırsak alalım, ali şeriati'nin hak söyleyen biri olduğu tartışılmaz bir gerçektir.
ayrıca kendisi kafanızda bu zamana kadar oluşmuş olan bir ''şii'' değildir. onun şiilik ve şia, ali algısı bugünün molla şialığından çok çok uzaktadır. daha akılcı bir ekol, daha fıtri bir din algısı sunmuştur çevresine. başta da dediğimiz gibi şeriati'nin de mutlak surette metot hataları vardır, klasik ''taassupkar şii'' zihniyetini - özellikle halifeler konusunda- belli oranda taşımaktadır ama şii değildir başta dediğimiz gibi. tabi bu da tarihte aşağılanmış bir halkın mensubu olmaktan ileri geliyor. yeri geldiğinde konu başlıklarına göre bunlara değineceğim ancak bir gerçek var ki, bugün mezhebini din edinmiş şii-alevi taassupkarlar ile sünni taassupkarların kulak vermesi gereken biridir. ben daha çok ali şeriati'nin dinler tarihçisi kimliği ile ilgileniyorum, siyaseten örtüştüğümüz, ihtilafa düştüğümüz noktalar elbette var ancak şeriati ideolog olmasından çok bir bilim adamıdır. mekanı cennet olsun.
Evet, sen Kur'an diyorsun, ama hangi Kur'an? Cehaletin elinde teberrük edilip kutsanan bir nesne olan Kur'an mı? Cinayetin mızraklarının ucundaki Kur'an mı? Yoksa çeyrek yüzyıldan daha az bir sürede, çölün dağınık ve düşman kabilelerini birleştirerek, dünyanın egemen güçlerini -Bizans, Sasani- çökerten, insanlığın kaderini ele geçiren, devrimci yapısıyla insanlık tarihinde yepyeni bir medeniyet ve kültür meydana getiren bir kitap olarak mı Kur'an?
Daha çok hayata, bilgiye, izzet, kemal ve cihada yönelik! Yaklaşık yetmiş suresinin adını insanı ilgilendiren konulardan alan bu kitap; yaklaşık otuz süresinin adını maddi fenomenlerden alırken, yalnızca iki süresinin adını ibadetlerden alan bir kitap!.
Bu kitap, "dostunun cehaleti" ve "düşmanının hilesiyle" yapraklan açıldığı günden beri, yaprakları masraflı olmaya başladı. "Metni" terk edilip "cildi" revaç bulduğundan beri adı "okumak" anlamına gelen bu kitap, okunmaz oldu. Kutsama, teberrük ve mal kazanma işleri gördü. Toplumsal, ruhsal ve düşünsel mesele ve dertlerin cevabı bu kitapta aranmadığından beri, onda soğuk algınlığı, romatizma türünden bedensel hastalıkların şifası aranır oldu. Uyanıkken terkedip, yatarken başlarının üstüne asarak uyuduklarından beri, görüyorsun ki ölülerin hizmetine sunulmakta, ölüp gitmişlerin ruhlarına ithaf edilmekte ve sesi yalnızca mezarlıklardan duyulmaktadır.
cami minberlerinde verdiği konuşmalarla iran islam devrimi öncesi şah'a karşı devrimci ayaklanmaların fitilini ateşlemiş islamı ve sosyalizmi harmanladığı yeşil sosyalizminden ayetullah humeyni dahi etkilenmiş sonuç olarak iran devrimi gerçekleşirken komünistler ve mollalar kol kola girip şeriati'nin çizdiği yolda beraber ölerek devrimi gerçekleştirmiş ama her zaman ki gerici ihanetiyle başta hava kuvvetlerinin devrimi yapan en seçkin solcu pilotları olmak üzere onbinlerce devrimci yurtsever ve aydın mollalar tarafından vinçlere asılarak teşhir edilmişlerdir.
içinde yetiştiği toprakların ne bok olduğunu en iyi bilen biri. sapık mapık denmiş. inancı kendine, o allah'la kendi arasında. ali şialığını iddia ederek her boku yiyen safevi şiası sisteminin maskesini düşürmüştür. işte bu yüzden kendi topraklarında bile söverler kendisine. e tabi gerçekler acı be. bu adam boşuna sizi rahatsız etmeye geldim demedi.
bu adamı iyi analiz etmek gerek.
iktisadi yoksulluk, siyasi yoksulluğu doğurur. Sonra da sömürü ve iktisadi bağımlılığın önünü açar. Bugün dünyada iktisadi açıdan geri olup da başkasına bağlı ve muhtaç olmayan hangi toplum vardır? Toplum fakir olduğundan, iktisadi fakirlilik ister istemez bireyi ve toplumu siyasi köle yapar.
'bir yerde yangın varken biri seni
ibadet etmeye çağırıyorsa bil ki bu bir
hainin davetidir'
sözü bugün yanıbaşında yaşanan tüm kıyım ve acılara sırt çeviren müslümanlara tokat niyetindedir.
tüm eserlerini henüz okuyamadım, ama şu söylenebilir ki en elle tutulur yanı yazdıklarında 'mutlak doğru olan benim dediğimdir, ben din alimiyim' tipinde bir mesajı yok; din adamı ve din alimi adı altında çıkıp ahkam kesen, kafasına göre dini hüküm belirleyen...lerle karşılaştırılırsa hele hiç yok; ki eklektik ve eleştirel yaklaşımı düstur edinmiş bir sosyal bilimciden de bu beklenir; hatta tüm sosyal bilimcilerden de bu beklenmeli. ki öyle olmasa bile la ilahe illallah demiş birine tesir etmemeli bu tutum. özellikle avrupa aydınlanma dönemi ve sonrasında her alanda benimsenen ve dinleri uzakta ve insanların kendi içinde yaşaması gerektiğini savunup bilhassa sosyal bilimleri ve dolayısıyla onun ilgi alanı olan insanı ve toplumu sekülerleştiren ve insanın doğasında olan inançlarını onu bizzat ilgilendiren bilimlerde hiçe sayan pozitivist akıma bir hayli giydirir yazdıklarıyla.
"eğer insana karşı sorumluysak, Allah'ı, dünyada resmi din namıyla var olan bu donuk hurafe mecmuasından; aşk, irfan ve değer yaratmanın, insana anlam vermenin temel kaynağı olarak varlık, yaşam, adalet, ve özgürlüğü kapitalizmin elinden; insani eşitliği de Marksizm'den kurtarmamız gerekir. Bu bir insanın üç misyonudur." demiştir kendini devrimci yetiştirmek eserinde, ne güzel demiş.
bugünün bilhassa arap yarımadası ve anadolu'da genel kabul görmüş islam anlayışı ise şu minvalde bir şeyler diyor buna karşılık: "eğer insana karşı sorumluysak, Allah'ı, dünyada resmi din namıyla var olan bu her alanda yaşayan, nefes alan, her yerdeki Allah'tan alıp uzakta bir yerdeki mitik tanrı anlayışına vermeli; aşk, irfan ve değer yaratmanın, insana anlam vermenin temel kaynağı olarak varlık, yaşam, adalet, ve özgürlüğü kapitalizmin eline vererek boyun eğmeli; insani eşitliği de Marksizm'e has tutup bunu savunan herkesi aynı kefeye koyarak kafir ilan etmeli, sonra da 1/40 zekat, fakirlik zenginlik allah'tan demeli , birileri açlıktan ölürken ya da akşamına kuru ekmeği zor bulurken birilerinin zengin olmasını meşru kılmalıyız. Bu bir insanın üç misyonudur."
hangisi doğru gözüküyor?
insanın üç misyonu dedikleri de şunlarla desteklenebilir:
1- "ben görmediğim allah'a inanmam", ebu talip oğlu imam ali*.
2- furkan 43:"iğreti arzusunu ilah edinen kişiyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?"
rad 11:"Her bir için onu önünden ve arkasından izleyen gözcüler vardır ki, kendisini Allah'ın emrine bağlı olarak koruyup denetlerler. Gerçek şu ki Allah, bir toplumun maruz kaldığı şeyleri, onlar, iç dünyalarındakini değiştirmedikçe, değiştirmez. Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur. Ve onlar için Allah dışında koruyucu bir dost da olamaz."
Bakara 219: "Sana uyuşturucuyu/şarabı ve kumarı sorarlar.De ki: "Bu ikisinde büyük bir günah vardır; insanlar için çıkarlar da vardır. Ama onların kötülüğü yararlarından çok daha büyüktür. **---Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: 'Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin.'---işte Allah, ayetleri size böyle açılar ki, derin derin düşünebilesiniz."
imanına ve islama bağlılığına kendimce emin olduğum düşünce adamı. Dini ve siyasi elitizmden tiksindiği iÇin hiÇbir yerin adamı olmamıştır. Muaviye'ye karşı Ali'yi tutarken , Safevi'lere karşı da Ali şiiliğini savunmuş, Osmanlı'yı islamın kılıcı olarak tasvir ederek şii taassubunu reddederken Osman'ı eleştirmeyi de unutmamış objektif bir araştırmacıdır. Yaşam standartlarındaki mütevazılığın islamın özü olduğunu düşünmüştür.
Şii değildir. Bütün mezheplere karşı, ümmet olma taraftarıdır. Kitaplarının her yerinde şiilere, sünnilere ve diğerlerine topluca seslenip çağrısını dile getirdiğini görebilirsiniz. Zaten bu yüzden bu kesimlerin hiçbiri ali şeriati'yi sevmez. Çünkü o birilerini rahatsız ediyor.
"sizleri rahatsız etmeye geldim." demiş ve belli bir kesimi gerçekten de rahatsız etmiş sosyologdur. ben inançlı bir insan değilim lakin eğer inansaydım bu ali şeriati'nin yöntemiyle olurdu. kitaplarını okumak gerçekten zeka açıcıdır ve düşünmeye teşvik edicidir. şimdiki müslümanların ahvalini görünce şirk dini tanımına katılmamak mümkün görünmüyor. türkiye'den ihsan eliaçık da benzer minvallerde işler yapıyor.
az once bir sitede bir yazi okudum. konusu "sapik ali seriati gercekleri". yaziyi yazan kisi, genclerin beyninin bu sapik adamin fikirleriyle yikandigini savunuyor.
alinti yaptigi kitaplarin tamamini okumadim. ali seriati icin "her soyledigini kabul ederim, ne diyorsa dogrudur" diyemem. hic kimse icin diyemem. son peygamber de goctu gitti. hatasiz insan yok su dunyada...
neyse gelelim konumuza, mesela bu elestirilerin icinde ismi gecen kitaplardan "hac" kitabini birkac kere okudum. yazar, o kitaptan alinti yapmis, demis ki;
ali seriati kitabinda hz hâcer icin "siyahî cariye kadin" tabirini kullanmis, onu kucumsemis.mis.mis... yanliz adamin takildigi yer bu tabir sadece!
halbuki ali seriati kitabinda hz hâceri ne kadar cok yuceltiyor. o siyahî kadinin pesinden, o'nun yaptigi gibi yapilan "sa'y" amelinden soz ediyor.. hz hâcer'inki haric hicbir kadinin kabrinin beytullah'la bu kadar dip dibe olmadigini soyluyor. o siyahî kadinin hicretinden, "hicret"in kendi dillerindeki anlaminin medeniyet anlamina geldiginden, hz hâcer'in medeniyet temsilinden, tevekkulunden, hicretinden, büyüklügunden, teslimiyetinden, suurundan, salihaligindan, fedakarligindan...
ayni kitapta ali seriati hacilari celik bir duvara benzetmis ve dunyadaki hicbir gucun bunu yikamayacagini soylemis...
evet soylemis. hac tevhiddir de demis. hacci anlama yolunda pek cok insana yardimci olmus, rehber olmus.. fakat haccin insanlarin tevhidi oldugunu soylerken "bu celik duvari muhammed, ibrahim bile yikamaz" demis.
bu insanin uslubu belki enteresan olabilir. belki muhammed ve ibrahim bile yikamaz derken gereksiz bir cumle kurmus olabilir. ama!
biraz insafli olun be kardesim! cimbizlayip durdugunuz kitap, belki de hacci anlatan en mukemmel kitap bile olabilir.. ki ben bu alanda sadece birkac tane duydum fakat digerlerini okumuslugum yok...
ihram yasaklari, mikat siniri, tavaf, say, arafat, muzdelifede toplanacak taslarin buyuklugu konusulsun, yazilsin.. haccin ne oldugu, haccin anlami, maneviyati yazilmasin, anlatilmasin bilinmesin mi?
madem begenmiyorsunuz daha iyisini siz yazin! isiniz gucunuz birilerine sapik demek, zindik demek! bi adam olun ya!