hakareti sevmem hakareti olumsuzlarken bile hakaret edilmesini ise akıl yoksunluğu bağlarım. bu gibi düşüncelerimin oluşmasında alev alatlının etkisi çoktur. kendisi son zamanlardaki hal ve tavırlarıyla imre Kadızade'nin ve Günay Rodoplu'nun ölümünden birinci derecede sorumlusudur. müteveffaların mekanı cennet olsun.
devletçi şahıslardan biridir. yıllarca da böyle olmuştur. son yaptıklarını pek devletçilik ile bağdaştıramadım maalesef. söylemlerinde 180 derece dönüşün hikayesi yazılır...
bu arada basında yazıldığına göre, damadı Türk Telekom'da CEO vekilliğine ve TTNET Genel Müdürlüğüne atanmış yakın zamanda.
düşüncelerinden ötürü, baskıcıların linç ettiği insan.
işin ironik tarafı, birilerini diktatör, baskıcı diye eleştiren hardcore kemalist/ulusalcı tayfanın kendi görüşüne ters konuşan sanatçıları linç etmesi ve "satılık, yalaka" gibi sözler sarfetmesidir. öyle ya, iktidar lehine konuşan herkes yalakadır. herkes muhalif olmalı, iktidarı eleştirmelidir. sıradan insanların iktidarı övmelerinde sorun yoktur ancak entelektüel birikime sahip olanlar ve sanatçılar iktidarı lehine asla konuşmamalıdır.
bu dallamalara baktığımızda, birilerini diktatör diye eleştirirler ancak kendilerine hiç bakmazlar. bu memlekette ulusalcılardan ala baskıcı yoktur. insan eleştirdiği şeyin aynısını yapar mı? salak mısınız?
yaptığı açıklamada George Orwell'ın rte'yi ayakta alkışlamasının nedenini; 70 yıl önceki fantezisi big brother'ın stalini aşmış, rte nin kendisinde vücut bulmuş olması diye yorumladığım yazar.
Leş olmuş köpeğe bakan mevlâna nın "dişleri ne güzelmiş." Demesi Hesabı, dünya beşten büyüktür diyen RTE ye bir konuda da olsa hak vermiştir. Yiğidi öldür hakkını yeme.
george orwell yaşasa rte'yi ayakta alkışlardı diyerek yalakalıkta nirvanaya ulaşmış olan sözde aydın. vay amk bu kadar mı parasız kaldınız lan. adam mezarında ters döndü.
cumhurbaşkanlığı kültür ve sanat büyük edebiyat ödülü aldığı konuşmasında george orwell'e gönderme yaparak ülkenin halini özetlemiştir. yaptığı konuşma ile aydın ile halk arasında farkı bir kez daha açarak, övüyor mu yeriyor mu anlaşılamamıştır.
valla taife-tün nisa nın çook ender rastlanan nevinden olup,ol taifenin medar ı iftiharı olsa gerektir.
yani okuduğum ve ciddiye aldığım ilk türk hanım müellif tir kendileri.
Samimi, nev i şahsına münhasır bir entellektüel,
araştıran, arayan, fikreden bir hatun...
solcu taifesi "tayyib e oy verecem" dediği için aforoz etmişlerdir kendisini.
bir kitabında "afrika da bob dylan dinleyen birilerini bulabilirsiniz. ama bir türkü duyamazsınız. ben türkülerimin dünyada duyulmasını istiyorum" diyerek içindeki emperyalizmi ortaya dökmüştür. amerikan empozesinin yerini türk empozesinin almasını istemek gibidir söylediği.
bizim türkülerimiz bize. dünya dinlese dinleme demeyiz ancak kimseye de dinlettirmeye çalışmayız.
Son kitabı "Beyaz Türkler Küstüler" de harika tespitlerde bulunup beni benden almış olan yazardır.
Ayrıca röportajında demiş ki:
--spoiler--
HASSAN SABAH'LA ÖCALAN BiRBiRiNE BENZiYOR
Hassan Sabbah'ın 'bir kişiyi öldürürüm bin kişiye korku salarım' diye bir sözü var. PKK korkutmayı başardığı için mi başarılı acaba? Kült bağlamında Öcalan ile Hassan Sabah arasında bir benzerlik var. Beyaz Türk'ün olabilmesi için elit lazım. Türkiye'nin eliti yok. Elit aşağı-yukarı aristokrasiyle olur. Türkiye'nin aristokrasisi yok. Biraz para kazanmışa beyaz diyorsanız, siyah nedir o zaman? Siyah Roma'ya veba olarak girer, sözlüğe anarşist olarak girer. Türkiye'de bir siyah grup olduğunu söylemek kötü edebiyattır
an itibariyle ne çok konuştu ''ntv'' de. gezi parkında ki gençler de türkçe dezenformasyonu var dedi sanırım ama ''writing'' ve ''reading'' kelimerilini arka arkaya kullandı. aaa ve ımmhhh dan başka bi şey anlamadım söylediklerinden.
anlayan beri gelsin dediğim yazar.
önyargılarının esaretinde kalmış bir akıl ne denli donanımlı olsa da 'aydın' bir insan yaratamaz! o akıl, olsa olsa kocaman sözcükleri ağzında beceriyle yuvarlayarak, belli bir kitleyi etkileyen, onların ruhlarını okşayan dokunaklı tümceleri ard-arda ve hoş bir ahenk içinde sıralar.
sormazlar mı adama; pekiyi! o vakit ne için varsın sen?
bir sanatçıya korkup kaçmak, kapısını kapatıp kabuğuna çekilmek, takdir etmek için fırsat kollayan hayran kitlesine mavralar atıp bundan tatmin duymak yakışır mı sence? şerden, melanetten ve her türlü kötücül niyetten korkup ürkmek var mıdır, sanatçının kitabında? bezgin ve yılgın mısın? kılıcın mı kör? yoksa, bu zorlu cenk için yeterli cesaretin mi yok?
üstelik, soljenitsin'in baskıya ve zulme başkaldırışını öve öve bitiremezken bunu yapıyorsan; yaman bir çelişki içindesin demektir.
mevlana'nın, o kendince koşutunu oluşturmaya çalıştığın muhteşem eserindeki şu dizeyi bir daha oku derim!