Her şeye katlanabilirim, yeter ki içimde o yoğun ve coşkun yalımı duyayım
insan söyledikleriyle değil, söylemedikleriyle insanlaşır
Hayatta ne öğrendiysem futboldan öğrendim. Çünkü top hiç bir zaman beklediğim köşeden gelmedi&
Hayat aslında anlamsız bir bulanıklıktır ama ona anlam katabilmek gerek. Mutlaka bir tercihiniz olmalı ona dayanmalı onun için mücadele etmelisiniz. Tercihliksiz de bir tercih...
Önümden gitme
Seni takip edemeyebilirim
Arkamdan gelme
Sana yol gösteremeyebilirim
Yanımda yürü
Ve yalnızca
dostum kal
Ateşten ve yiyecekten yoksun bir insan için özgürlük, hiç de acelesi olmayan bir lükstür
Üstünde durduğumuz sıkıntı bütün bir çağın sıkıntısıdır. Biz, kendi tarihimiz içinde düşünmek ve yaşamak istiyoruz.biz inanıyoruz ki,bu hayatın gerçeğine ancak herkesin kendi dramını sonuna kadar yaşamasıyla erişilebilir
Para mutluluğu satın alır. Eğer paran varsa çalışmak zorunda kalmazsın, zamanı satın alırsın ve bu zamanı kendini mutlu edecek şeyler yaparak değerlendirirsin
Hayatımın kusurlu yanlarını saklamak zorunda oluşum bana soğuk bir hava veriyordu, bu soğukluğu da erdemle karıştırıyorlardı
insan ne ise, o olmayı reddeden tek yaratıktır
Savaş, çoğunluk için; bu sıkıntı, bir şey yapmak için yeterli cesarete sahip olmamanın verdiği vicdan azabından oluşan bu saçma zorunluluğu ya da başkalarının ölümünü paylaşmamaktan duyulan pişmanlıkla bir şey yapmamaktır
Bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir
Önemli olan tek bir felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediğinde bir yargıya varmak, felsefenin temel sorununa bir yanıt vermektir
Şimdi insanlığın önündeki dehşet verici olasılıklar karşısında, uğrunda mücadele etmeye değecek tek şeyin barış olduğunu daha da açık bir şekilde görüyoruz. Bu artık bir dua değil, tüm halkların kendi hükümetlerine yöneltecekleri bir taleptir -nihaî olarak cehennemle akıl arasında bir seçim talebi
Hayat bir şey değildir, itinayla yaşayınız
idam cezasını kaldırmayacak bir devrim için ölmeye değmez
Bütün ahlaklar bir eylemin kendini haklı ya da geçersiz kılan sonuçları bulunduğu görüşü üzerine kurulmuştur. Uyumsuza varmış bir insan bu sonuçların esenlikle ele alınması gerektiğini düşünür yalnız. Ödemeye hazırdır. Başka bir deyişle, onun için sorumlular varsa bile suçlu yoktue
Gecenin kokuları, toprak ve tuz kokuları şakaklarımı serinletiyordu. işaretler ve yıldızlarla yüklü olan bu gecede kendimi ilk kez olarak, dünyanın kayıtsızlığına açıyordum. Dünyayı kendime bu kadar eş, böylesine kardeş bulunca, anladım ki, eskiden mutluluğa ermişim, hatta hala da mutluyum
Büyük tarihsel bunalımların ertesinde, insan kendini ipin ucunu kaçırdığı bir gecenin sabahında olduğu gibi hoşnutsuz ve hasta hissediyor. Ama tarihsel akşamdan kalmalar için aspirin yok
"1930'da albert camus, cezayir universitesi takımının kalesini koruyan melekti. çocukluğundan beri kaleci olarak oynamaya alışmıştı, çünkü orada ayakkabılar daha az eskiyordu. fakir bir ailenin çocuğu olan camus için sahalarda koşmak bir lükstü. her gece büyükannesi onun ayakkabılarının tabanını kontrol eder, eskimiş bulursa onu döverdi.
kalecilik yılları boyunca camus çok şey öğrendi. "şunu öğrendim ki" diyordu camus, "top birine hiçbir zaman beklediği yönden gelmiyor. bu bana hayatta çok yardımcı oldu, özellikle de büyük şehirlerde insanlar göründükleri gibi olmuyorlar."
kazandığında çok sevinmemeyi, kaybettiğinde de çok yerinmemeyi öğrendi; futbol oynayarak insan ruhunun derinliklerine inmeyi başaran camus, daha sonra kitapları vasıtasıyla, bu dünyanın labirentlerinde ilerlemeye devam etti,, bazı sırlarını öğrendi ve bilgelik yolunda önemli bir yol katetti."
'bir düşüncenin dünyayı etkilemesi için önce onu üreteni etkilemesi gerekir' diyen kimilerine göre sosyolojinin kurucusu ya da en azından sosyolojinin en esaslı adamlarındandır.
son yüzyılın en büyük yazarlarındandır.ölümü hala muamma olmakla birlikte camus un eserlerine dikkat edildiği zaman intiharın onun için kaçınılmaz son olduğu rahatlıkla görülmektedir ki camus yağmurlu bir günde sarhoş olarak bindiği arabasının direksiyonunu tylerdan yıllar evvel şarampole kırmış ve maalesef insanlık bu büyük yazarı erken yaşta kaybetmiştir.gençliğinde sağlam kaleci olduğu rivayet olunur ki andre gide in takımı ile yapılan halı saha maçlarında panter kesildiği kesinlikle kolpadır *
vebayı öyle güzel bir dille yamıştır ki bu abimiz, kendinizi bir anda o vebalı vatandaşlar gibi hissedersiniz. okurunu kitaba dahil eden bir dilde yazan yazardır.
"ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydık bu hayatın bir anlamı olurdu.daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı.çünkü dünyadan bir parça olurduk.bu dünya olurduk, oysa şimdi bütün bilincimizle, bütün yakınlık gereksinmemizle onun karşısındayız.öylesine önemsiz olan bu akıl; işte bizi bütün evrenin karşıtı yapan bu...bu uyuşmazlığın; dünya ile düşüncemiz arasındaki bu kırılmanın temeli, bu konudaki bilinçliliğimiz değil de nedir?"
kendisi bir incelemesinde şöyle yazıyor: "suçun oluşumunda alkolün sorumluluk payı baş döndürücüdür." bu durumda devletin, alkol ektiğine göre suç biçmesine şaşmaması gerekir. mezkür yazar, bu konuyu incelerken, suçun sadece alkolde olduğunu söylemek istemiyor, içkinin yerini şerbet alsaydı suç ortadan kalkmayacaktı elbet. ona göre, "bir suçlunun gerçek sorumluluğu kesinlikle saptanamaz." "atalarımızdan bize geçen kötü ve hastalıklı eğilimlerin miktarı hesaplanamaz," "bu durumda genel bir sorumsuzluğa hükmetmek gerekir," "mantık, ceza da, ödül de verilmemesini gerektirir." (yazar, nobel ödülünü de katıyor bunun içine.) yazar, bütün bunları, daha çok, ölüm cezasının saçmalığını tanıtlamak için sayıp dökmektedir. suçun kesin nedenlerini bilememenin sonucu değil midir ölüm cezasının artık neredeyse bütün dünyadan kalkmış olması? hele siyasal suçlar için uygulanan ölüm cezalarının, hep pişmanlıklar doğurduğunu gösteriyor tarih.
cezayirde yaşamıştır gençlik yıllarında. veba ve yabancı adlı eserlerinde de cezayir'in oran şehrini mekan olarak kullanmıştır. absürt, varoluş ve başkaldırma romanlarındaki hakim temadır. sartre'dan farklı olarak büyük bir duyarlılık sahibidir aynı zamanda. günlükleri de ithaki yayınları tarafından 3 cilt halinde basılmıştır.
biz vatanımızı almanlar gibi herşeye rağmen değil; bize adalet ve hürriyet içinde yaşamak imkanını ve şerefini verdiği için severiz diyerek milliyetçi paradigmayı alt üst etmiş kişidir.
1946 yılında combat gazetesi için kaleme aldığı "ne kurban ne cellat" adlı denemesinin basında; '17. yüzyıl matematiğin, 18. yüzyıl doğa bilimlerinin, 19. yüzyıl biyolojinin çağıydı. 20. yüzyıl ise korkunun çağı oldu.' diyen yazardır. korku, tek başına ele alındığında bir bilim değilse de bir teknik olduğunu söylemiş. bunun gerekçelerini acıklandığı franz kafkanın dava adlı romanının önsözü en az dava kadar çarpıcıdır.
"başkaldıran insan" adlı inceleme kitabı halen bazı üyeler tarafından roman olarak okunan yazar. mutlu ölüm adlı kitabının ana karakterine işlettiği cinayeti kendisinin de işlemiş olabileceğine dair iddialar vardır. zira (yanılmıyorsam karakterin adı buydu) Mersault'un yaşamında Camus'nünkine benzer birçok nokta vardır.
komünizmin insan beynine hitap eden bir politika olduğunu savunmuş ve her fırsatta idam cezasını kaldıramayacak bir devrim için ölmeye değmeyeceğini vurgulamıştır.