albert camus

entry503 galeri92 video1
    125.
  1. "kışın en soğuk zamanında, ben nihayet içimde yenemediğim bir yaz olduğunu öğrendim !"

    "sonuna kadar gitmedikçe bir şey elde edilemez. ama sonuna kadar mantıklı olmak gerekiyor.."

    kendisinin yayın evindeki odasında sadece 2 kişinin portresi asılı bulunmaktadır; dostoyevski ve tolstoy.
    4 ...
  2. 126.
  3. zamanının parmakla gösterilen ergeni. yazdığı kitaplar en fazla mouse pad olarak kullanılır.
    0 ...
  4. 127.
  5. kgb tarafından suikaste uğradığı söylentileri olan yazar.
    0 ...
  6. 128.
  7. insan umutsuz olduguna tamamen inanmissa, umut edebilirmis gibi davranmasi gerekir. ya da kendini öldürmesi. aci cekmek hak kazandirmaz.

    albert camus, defterler - 1, s.33
    1 ...
  8. 129.
  9. franz kafka'dan etkilendiğini dile getirmiştir.
    hatta camus okumadan önce (onu daha iyi anlamak için) bir iki kafka kitabı okunmalı.
    4 ...
  10. 130.
  11. "Günü gününe kadınlar, günü gününe erdem ya da erdemsizlik, günü gününe, köpekler gibi, ama her gün sağlamca yerinde duran kendim. Böylece yaşamın yüzeyinde ilerliyordum, sözcükler içinde, hiçbir zaman gerçek içinde değil. Tam okunmamış o kitaplar, tam sevilmemiş o dostlar, tam gezilmemiş o kentler, tam sarılmamış o kadınlar!"
    2 ...
  12. 131.
  13. çok acıya şahit olmuştur ve anlatılanlara göre çok da acı çekmiştir ve hayatın anlamsızlığını kitaplardan değil bizzat yaşadığı hayattan öğrenmiştir. tüm olumsuzluklara yokluklara ve düşkünlüklere rağmen o kendi "anlam" savaşında galip gelmiş ve bir yüzyılın vicdanı olmayı başarmıştır.

    cezayirin insanı yapış yapış bir hiçliğe sürükleyen sıcağında derme çatma evinin camından tren yoluna bakıp önce clemence olmuş sonra mersault olmuş sonra da sisyhpos olup kayanın altına bedenini koymuştur.

    insanda eğreti durduğunu düşündüğü ve evrenle olan çatışmanın kaynağı gördüğü bilincin neliğine karşı sorgulama yoluna düşmüştür. oradan da kendi felsefesi olan "saçma" (absürt) felsefesini oluşturmuştur.

    dediğim gibi o bir yüzyılın vicdanı olmuştu o'na göre nedeni ne olursa olsun hiç bir ideoloji adına bir insan öldürülemezdi çünkü çok ölüm görmüştü fransada deri koltuklarının üzerinde oturup dünyayı anlamaya ve anlatmaya çalışan çağdaşlarından farkı da buydu. onlar için savaş belki gerekli bir şeydi ama camus kandan bıkmıştı acının hasını gördüğü için artık ne olursa olsun öldürmeye karşıydı. bu nedenle o'na en yakın safta yer alan yakın dostu sartre ile bile anlaşmazlıklar yaşamıştı.

    ölüm ve intihar o'na göre en önemli felsefi sorundu önce bu düşüncenin aydınlatılması gerekmekteydi yani bir insanın yaşama hakkını kullanıp kullanmama kararı bütün felsefi sorunların hattası bilimsel bir çok sorunun üzerindeydi bunun dışında kalan meseleler sadece göz boyamaydı. işte bu yolda da devam etti ve "ölüm"ün anlamını sordu. uzun zaman sonra vereceği cevap şu olacaktı "hayat bir şey değildir itinayla yaşayınız" itinayla yaşadı anlamsız bir hayat içerisinde tek bir şeyi öğütledi "mutlu olmayı" çünkü insan intihar kararını alamıyorsa hakkıyla yaşamalı ve kendi anlamını kendisi yaratmalıydı. böylesine "saçma" bir sistemde ölmek bir başka saçmalık olacaktı böylece başkaldıran insan'ı yarattı ve onu yaşattı.

    herkesin hayatı ve yaşamı dahası intiharı sorgulayarak kendi başkaldırısını yaratmasını istedi tek istediği evrene biraz daha yukarılardan bakabilmekti.
    ne yazık ki böylesine tutkun olduğu bu ironik hayata erken yaşta veda etti ve arkasında bir kaç güzel eser bıraktı. çok detaya inmedi çok büyük felsefi olgular ortaya koymadı bin yıl öncesinin insanların hala kafalarını meşgul eden düşünceler yanında basitti sadeydi anlaşılırdı ve bir o kadar da "gerçekti" işte bu gerçekçilik o'nu çağının en büyük düşünürü yapmasına yetti de arttı bile. kısaca "saçma anlamsız boş ancak yine de yaşanmaya değer" bir hayatın tasvirini yaptı ve kendisinin dediği gibi en trajikomik ölümün öznesi olup gitti...

    sağ ol cezayir menekşesi, söylediklerin için düşündürdüklerin için sağ ol...



    bu da bonus:

    (bkz: albert camus ve o nun yazgı düşüncesi)
    5 ...
  14. 132.
  15. umudun da ancak umutsuzluktan doğabileceğini destansı cümlelerle dile getiren adam. öyle ki; önce karanlığın kaynadığı, umutsuzluğun tiranlaştığı yere iter, içimizde korkunç uçurumlar açar. ve sonra boşluklarımızı, boş yanımızı yangınlarla doldurur...

    ''herşeye katlanabilirim, yeter ki içimdeki coşkun yalımı duyabileyim.''
    1 ...
  16. 133.
  17. iyi ki doğdun sisyhpos! çağının vicdanı ve yüzyılının tanığı olan adam, iyi ki doğdun...
    2 ...
  18. 134.
  19. yapıtlarında yer verdiği absürdizm gibi 1960 yılında araba kazasında ölmüş olan fransız yazar, filozof. 7 kasım doğum günü olan yazar iyi ki doğdun camus bizi meursault ile tanıştırdın.
    0 ...
  20. 135.
  21. oldukça farklı bir filozof.
    hayatı ve yaşamı anlamak için belli konular üzerine yoğunlaşır,absürdlükler,intihar ve tabi ki futbol.
    eğer benim gibi milliyetçiyseniz,milliyetçi dünya görüşünüzün yelpazesini açmak adına kesinlikle camus'un milliyetçilik hakkındaki görüş ve eleştirilerini okuyup kendinizce cevap bulmaya çalışın.oldukça yararlı.
    camus eşittir veba.
    1 ...
  22. 136.
  23. benim içim yabancı'nın yazarıdır.
    0 ...
  24. 137.
  25. 138.
  26. yabancı kitabını bir kez ortaokulda, bir kez de lisede okuduğum -elbette çevirmenin de başarısı var- üslübuna, yarattığı karaktere hayran kaldığım fransız yazar. işin felsefi yanına varoluşçuluk çözümlemesine hiç değinmiyorum; o nasıl bir vurdumduymazlıktır diyorum sadece.
    sartre ile ciddi fikir ayrılıkları olduğu bilinir. bir dönem kalecilik de yapmıştır.
    1 ...
  27. 139.
  28. yabacı kitabının yazarıdır. beni benden alan kitaptır. iki kere okumama sebep olmuştur.
    0 ...
  29. 140.
  30. yabancı adlı kitabın yazarıdır, bir insanın nasıl bu kadar ilgisiz olabileceğini aklınızın alamadığı kitaptır. annesi ölmüştür, önemsemez ve gününü sorgulamaz, ölüsünün başında kahvesini içer, lezzetli bulur. hoşlandığı kadın kendisini sevip sevmediğini sorar, "sevsem de sevmesem de bir" diye cevaplar. aklınız alamaz. sadece insani dürtüleriyle yaşayan bir adamın hikayesi.
    0 ...
  31. 141.
  32. tek başına mutluluğun utanılacak bir şey olduğunu insanlığa haykıracak denli görkemli bir vicdana sahip insan.
    0 ...
  33. 142.
  34. 20. yüzyılın vicdanıdır.
    'Düşüş' de şöyle der;
    'Sonra ya biri kendini suya atarsa?O zaman,yapılacak iki şey var;ya onu kurtarmak için siz de arkasından suya atlayacaksınız,sonrasını Allah bilir!Yada onu kendi haline bırakacaksınız;suya düşenler gömülünce,arkalarında bazen garip kırıklıklar kalır.'

    Evet bazen insanın arkasında garip kırıklıklar kalır.
    1 ...
  35. 143.
  36. 144.
  37. sisifos söyleni'nde, "“bana her şeyi açıklayan öğretilerin aynı zamanda beni zayıflatmalarının nedenini şimdi anlıyorum. kendi yaşamımın ağırlığından kurtarıyorlar. oysa onu yalnız başıma taşımam gerek." demiş üstaddır.
    2 ...
  38. 145.
  39. yabancı ve düşüş adlı kitaplarıyla yazarlık konusunda yeteneğin ne denli önemli olduğunu göstermiştir. çoğu popülist yazarın aksine sade ve yalın bir dil kullanması neden bu kadar muhteşem bir yazar olarak gösterildiğinin nedenidir.
    0 ...
  40. 146.
  41. "bugün artık kimse konuşmuyor eski söylediklerini yineleyenlerden başka" demiştir ve haykırmıştır aleme; insanlar arasında sürüp giden uzun diyalog bitti.
    3 ...
  42. 147.
  43. aslında pek bir nanesi olmayan ergen kişilikler tarafından fazlaca abartılıp göklere çıkartılan vasatın üzerine dahi çıkamamış yazardır.
    0 ...
  44. 148.
  45. 1913'de cezayir'de, tarım işçisinin oğlu olarak doğmuş, fransız felsefeci, düşünür ve edebiyatçı.

    1938'de üniversitede aldığı felsefe öğrenimini bırakıp tersi ve yüzü, düğün gibi yapıtlarını yazmıştır.

    1957'de nobel edebiyat ödülüne layık görülmüştür. 1960 yılında araba kazasında yaşamını yitirmiştir.
    1 ...
  46. 149.
  47. konuşma çizgisi kullanmadan da akıcı kitap yazabilen yazardır.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük