en kral arabesk şarkıları zorlanmadan ve bir o kadar da güzel söyleyebilmiş ender kadın seslerinden biri. dert bende, derman sende dinlemeye doyamadığım yorumlarındandır.
o kadar estetikle hala güzel şarkı söylemesi şaşılacak şey. gerdirmekten konuşabiliyor mu o bile meçhulken! ama güzel sesi var , yaş ilerlese de bakıyor kendine. ilginçtir bir basın toplantısı yapacakken kameralara filtre koyduran sanatçı ünvanı da var.
"Bu kitap, Ajda Pekkan üzerine bir kitap değil. Pekkan, sesiyle, şarkılarıyla, yeteneğiyle, show'uyla ve yüzü ile ayrı bir kitabı hak ediyor. (Böylece gizli bir Ajda Pekkan hayranı olduğumu da belirtmiş oldum.) Ancak kitapta, biri Ajda Pekkan'ın Yüzü adını taşıyan iki ayrı yazı var, onun üzerine ... Ben de bu adı kitaba vermek istedim. Pekkan, yüzünü sürekli daha güzel, daha çekici olması için değiştiriyor. Türkiye'de sürekli kendini değiştirmeye çalışan bir ülke görünümünde ... Çok genelde "yükselen değerler" diye adlandıralan bu değişimlerin başarısı üzerinde fikir birliği yok. Bu kitap ise, küçük değinişlerle, bu Değişimler Çağı'ndan kimi görüntüler vermeyi amaçlıyor...' Atillâ Dorsay 'Atillâ Dorsoy'ın metinleri, bir ironiyi de birlikte getiriyor. istanbul'u belli belirsiz ve altı çizilmemiş bir ironinin içine yerleştiriyor. Ve ironi açılaşarak, bir kentin hüznüne dönüşüyor. Yazılanın, bu kentin hüznü olduğu anlıyorsunuz. Atilâ Dorsay dostumun, üstesinden insanı gerçekten gıbta ettirecek bir yetkinlikle geldiği bunca uğraşın yanı sıra, bir de köşe yazarlığına girişmesi, Cumhuriyet'in o dağdagalı yıllarında beni tereddüte düşürmemiş değildi. Ama ilk yazısını okudum ve tereddütsüz şunu düşündüm: işte yazar!"
40'lı yıllarda doğanların kendileri mektep talebesiyken film çevirdiği seti gördüklerini iddia ettikleri eski aktris süperstar ses sanatçısı. Bahsi geçen Film setindeki aktör öleli 20 yıl olmuştur: Ayhan ışık.
Ajda'nın kadınlar üstündeki etkisi,kıyafeti saçları makyajı vs. kadınların her dönem onu çok sıkı takip etmelerini sağladı. Üstelik o zaman henüz serbest ekonomiye geçmemiş Türkiye'de kadınlar Ajda'nın kullnadığı bir sürü şeye sahip olmaya çalışıyordu ,çünkü o ne yaparsa en iyisini yapardı. Ajda'nın çarşafları,1976-77'li yıllarda Ajda Pekkan imzalı çarşaflar vardı,Mensucat Santral tarafından yapılıyordu ,ama ne yazık ki türk kadınları Ajda çarşaflarını almak istememişler,çünkü kocalarının gece yatakta Ajda'yı hayal edebileceklerini düşünmüşler (haksızda sayılmazlar) Ama Ajda'nın zeki muren'li deterjan reklamları acaip uygun geldi,Ajda bayagı uzun bir süre ,dizi film çeker gibi Alo reklamlarında oynadı ,türk kadınına da yakın geldi..hem de farklı cıngıllarla.. Kadın şarkıcılara da baktığın zaman hepsi Ajda'yı taklid ederek müziğe başladığını itiraf ediyor. nilufer, nukhet duru, sezen aksu, zerrin ozer, fusun onal, gokben ve daha genç nesilden onlarca isim. Aradıklarına yakın mı bunlar bilemiyorum ama ,Ajda gelişmek isteyen insan yapısında önemli bir faktör; bu ülkede. tarihsel açıdan da, zeki muren'le birlikte, türkiye'nin ilk markalaşmış ismidir.
zamanın gerisinde kalmamıs, tarzından tutun fikirlerine kadar genc bir görünümü haketmis insan. evet hepimiz ajda pekkan'ın estetik fıkralarıyla ve aile kınamalarıyla büyüdük ama "ninem yasında" demek yerine "masallah" denilesi, cünkü sadece bakmıyoruz, dinliyoruz da.
Ajda Pekkan'ı sahnede seyretmek başka bir şeydir. Plaklar, şarkılar, albümler tamam, onları da hiçbir zaman dinlemeye doyamam edemem ama, Süperstar'ı sahnede seyretmenin tadına doyulmaz. Yıllar yılıdır değişmedi bu; Ajda Pekkan'ın sahneye çıkacağını her duyduğumda yerimde duramaz olurum. iki elim kanda bile olsa gider seyrederim Ajda Pekkan'ı. Gazino, kulüp, o mekan şu sahne ayırımı yapmadan koşarım peşinden. Fuar zamanı, sırf onu seyredebilmek için izmir'e gitmişliğim de vardır. Gider, Basmane'de ucuz bir otelde kalır, iki ya da üç gün üst üste onu seyreder dönerdim. Bebek Belediye ya da muadili yerler bile hızımı kesememiştir. Arkalardan, olabilecek en ucuz masayı seçer, fiks-menünün bir milim bile dışına taşmamaya gayret ederek, olağan programın, akışını bir an önce tamamlayıp sıranın ona gelmesini beklerdim. Egemen Bostancı'nın bu piyasaya el atması ile işim daha da kolaylaşmıştı. Daha kolay ve daha ucuz ulaşabiliyor olmuştum artık Ajda Pekkan'a. Açıkhava ya da Şan Tiyatrosu'na, Süperstar'ın neredeyse sahnede olduğu her gece giderdim. Konser ya da show'un bütün akışını ezberler, salondaki herkese, şu koca şarkıcıyı yalnızca bir kere gelip seyredebiliyorlar diye burun bükerdim. Geçtiğimiz yaz da, Rumeli Hisarı'nın programı açıklanır açıklanmaz koşup biletlerimi almıştım. Ama sanatçının geçirdiği rahatsızlık, bu konserlerin ertelenmesine neden olmuş, ben ve benim gibiler boyunlarını bükerek çıkabilecek ilk fırsatta dört nala koşturmak üzere tetikte bekler olmuştu. Bu fırsat da geçtiğimiz cumartesi çıktı önümüze. Ajda Pekkan, 27 Ocak 2001 Cumartesi gecesi; Buğra Uğur, Berç Yenal, Asım Ekren gibi devlerin de içinde olduğu bir orkestra eşliğinde, Bostancı Gösteri Merkezi'nde sahnedeydi...
BÜYÜ OLUR SARAR DÖRT YANDAN
Görülecek şeydi Ajda Pekkan. Her zamanki gibi tıklım tıklım dolu bir salona söyledi şarkılarını. Süperstar'ı kırk yıldır bilenler, takip edenler bile şaşkınlık ve heyecan içinde seyretmekteydiler onu. Fikret Şeneş, Şehrazat, Erkan Özerman, Nino Varon, Dani Grunberg de oradaydı, Nihat Odabaşı da... 90'lı yılların bu çok yetenekli ismi, heyecandan yerinde duramayarak "Bu kadın inanılmaz, bu kadın taş gibi" demekteydi dostlarına. Nihat Odabaşı çok haklı; Bu kadın inanılmaz. Her ne yapıyorsa yapıyor ve bin yıldır onu her saniye takip etmişleri bile şaşırtıyor. Tam da "Sihirli Aşk" şarkısında söylüyor olduğu gibi, büyü olup dört yandan sarıyor herkesi. Perde açıldığında gördüğümüz Ajda Pekkan, ilk bakışta; öyle tuhaf, öyle anlamsız, hatta öyle saçma kıyafetlere sarılıp sarmalanmıştı ki, bunları ondan başka kim giyse gülmekten yerlere yatardınız. Neredeyse kürk manto diyebileceğiniz bir şeyle sahneye adım atmıştı Ajda Pekkan. Altında da, bin tane deli saçması parça, aksesuar, ıvır zıvır. Ama, daha ilk şarkının hemen sonunda, hepimiz birden, kadının çok ama çok şık olduğuna hükmettik. Böyle bir gücü var Süperstar'ın, sizi her şeye, hem giydiklerine hem söylediklerine inandırabiliyor. Her zaman böyle olmuştur, o gece de öyle oldu. Sıkı Ajda Pekkan hayranlarının uzak durmaya çalıştığı son hit, "Aşka inanma"da bile büyülenmiş gözlerle bakıp durmaya devam ettik, "Aşka inanma"sak da, Ajda Pekkan'a inandık. Eski yeni her şeyini söyledi o gece Ajda Pekkan... "Bu şarkı da üzerime yapıştı kaldı" dediği "Petrol"ü de, 60'lardan "Saklanbaç"ı da, "Size şimdi hiç bilmediğiniz, yepyeni bir şarkı söyliyeceğim, bakalım sevecek misiniz ?" diyerek başladığı "Kimler Geldi Kimler Geçti"yi de, yaşamca kalmış olan "Son Yolcu"yu da, hatta çoğu zaman ihmal etmiş olduğu emsalsiz "Sihirli Aşk"ı da... Ama hiçbir Fransızca şarkısını söylemedi, "Viens Dans Ma Vie"yi olsun söylemedi. Belki günün şartları gereği bu böyleydi, belki de Fransızca sayfasını tamamen kapatmıştı Süperstar. Ama Yunanca şarkılar alınmıştı bu sefer repertuara. Memleketimizi kasıp kavurmakta olan '94'lük "Eleni" ve Angela Dimitriou'nun bir şarkısı, bu sefer Ajda Pekkan'ın sesinden yankılandı salonda. Çok yakınlarda, Atina'da vereceği konserde, bu şarkıları söylediğinde salonu eminim ki alkıştan inletecektir Ajda Pekkan, ama bana, bir parça Japonya dolaylarından derlenmiş gibi gözüktü bu şarkılar. Ben de bir tek kelime olsun Yunanca bilmem ama, çok fazla dinlediğim bir müziktir Yunan müziği ve Ajda Pekkan'ın versiyonları, bana hiç oralı gibi gelmedi. Ama ne gam, üstünde bile durulmazdı bunun, on dakika denilip, neredeyse bir saati bulmuş olan aradan sonra yerimize oturduğumuzda, müthiş bir sürpriz beklemekteydi bizi. Ajda Pekkan, tavana yakın bir noktaya asılı tutulmuş bir motosikletin üzerinde gülümsemekteydi bize perde açıldığında. Bu sefer de, bir kolej öğrencisi kadar sadeydi, bir beyaz gömlek ve bir siyah şort. Sanki, uyanmış da, yatakhanenin tuvaletine, dişini fırçalamak üzere gidiyormuş gibi sade ve sıradan. Ajda Pekkan'ın, bir tek beyaz gömlek, siyah şortla yapabildiğini, bir başkasının yapabileceğini sanmam...
Düşündüğüm, söylediğim her şey, hep aynı noktaya getirip bırakıyor beni: "Bir tek o, yalnızca o, hep o..." Hep böyle düşünüp, her zaman böyle söyleyeceğim: "Haykıracak nefesim kalmasa bile ..."
tabir-i caizse babaannem yasinda ama benden genc gorunen superstar. dunyada esi benzeri olmayan biri, estetikle dahi olsa bu kadar guzel kalabilmek biraz da tanri'nin lutfu olmali. her seyi guzel, sesi, muzigi, fizigi..
(bkz: masallah)
emma shapplin'in sesinden tanınıp ünlenen spente le stelle aryasını sık sık konserlerinde seslendirerek, artık ulaşılabilecek hangi nokta kaldı dedirten (bkz: diva), kendi şarkıları da çok güzeldir tabii (bkz: ajda pekkan şarkıları)
onno tunç anısına hazırlanan tribute albümde bir başka değerli isme (bkz: nilüfer) ait dokun bana isimli şarkıya hayat verecek olan zat-ı şahane. iyiki var.
yıllara meydan okuyan * ve bir çok kadının hayran olduğu,küçük kızların idolü pop sanatçısı.her kadının içinde bir ajda pekkan virüsü olduğuna inanıyorum ayrıca.
(bkz: kadınların içindeki ajda pekkan virüsü)
müzik anlamında bu ülkenin en büyük kepazeliklerinden birisi. aklı olduğuna dair şüphelerimin bulunduğu s..... star. nefret ediyorum kendisinden. yaptığı müzik yabancı şarkılar üzerine söz yazmak olan, gazino sahipleriyle veya nüfuslu insanlarla kurduğu yakın ilişkiler sonucu süperstar, megastar gibi çok haklı damgalar yemiş, bugün türk pop müziğinde bir bok üretmeden bir yerlere kıçıyla, başıyla gelmeye çalışan insanların önünü açan zat.
http://www.ajdapekkan.us/ sitesinin radio/ tv kısmından katıldığı bazı son dönem programları ve adına yapılan belgeselleri izlemenin mümkün olduğu türkiye'nin ilk pop star'ı dolayısıyla superstar'ı.
bir düşünün.. hayatınız boyunca yaşlanmamak için estetik yaptırıyorsunuz. hem de durmadan.. ve birgün bir mtv türkiye çıkıyor, yaşlılara yer yok diyor.. işte bunu yaşamış bir kadındır o.. vah vahtır..**
Dert bende derman sende
Aşk bende ferman sende
Öldüren güldüren
Her gün ağlatan kalp sende
Mevsimler gelip geçse de
Aşk beni benden etse de
Dünyada hayat bitse de
Yine ölümsüz aşk bende
istemem ayrılık boynumu büksün
istemem aşkıma leke sürülsün
Ben rüyamda bile yalnız seni sevdim
istemem baharda yaprak dökülsün
Aşkın alevse hasretin bir kor
Senin yokluğunu kalbime sor
Dünya seninle gelmiş gibiyim
Sensiz yaşamayı düşünmek çok zor
Sev demem sevme demem
Sen de benim gibi sev diyemem
Ömrümün neşesini seninle buldum kaybedemem
Nerelerdeydin sevgilim
Seni kader mi sakladı
Yıllardır beklenen huzur
Şimdi beni kucakladı
parçasındaki yorumuyla beni mesteden, gençliğinde gerçekten güzel, farklı bir sese sahip, müzelik şarkıcı. pop müzikle aslında örtüşmeyen bu inanılmaz parça muazzez ersoy tarafından da yorumlanmıştır.
sahneye ilk olarak '61 senesinde ilham gencer'in sahibi bulunduğu dönemin en popüler eğlence mekanı olan bebek çatı'da çıkmıştır bu da kendisinin profesyonel sanat yaşamını, türk pop müziği denilen olguyla yaşıt kılar.
ayrıca bir insanın 50 yıla yakın süredir sahnelerde olduğu düşünülecek olunursa, bunun ancak her dönemin kadını olmakla mümkün olunabileceği sonucuna varılabilir.
onun akranı olan isimlere, hatta rahatlıkla 50'li, hatta ve hatta 40'lı yaşlardaki kadınlara bakıldığında bu insanın yanında, ne denli enkaz halde oldukları da bir gerçektir. estetik mi? evet estetik. bundan kime ne bu insanın öncelikle kendisine sonrasındaysa karşısındakilere güzel, estetik görünme telaşesidir. gayet normaldir. onu estetiğe indirgeyenleri bir de 60'larında görelim lütfen.