ahmet haşim

entry211 galeri8
    76.
  1. "Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.
    0 ...
  2. 77.
  3. Şiirleri insanı melankoliye sürükler, hayattan soğuma sebebidir.
    Doktor kontrolünde okunması gerekir.
    0 ...
  4. 78.
  5. efendim edebiyata karşı zerre kadar ilgi duymaz ilgisini geometri ve cebire veriri.başarırda bir gün asker bir akrabasının tayinin çıkması üzerine lan bunun okuduğu kitaplar ne ayak lan bir bakayım der ve bakış o bakıştır..ilk şiirini on dört yaşında yazar beğenmez okuldaki çekmecesinin en gizli yerinde saklarken eli uzun arkasının biri şiiri ele geçirir.bu şiiri bir dergiye yollar ve bu şiir bu dergide yayımlanır...gizli gizli hayranları peyda olur kafasına göre takılır akşamı lırmızıyı ve annesini deliler gibi sevmektedir.yedi yaşında annesini kaybettikten sonra af buyrun .mı götü dağıtır ağlak bir adam olur ahmet haşim geleceği değilde geçmişe döner hep yalnızdır o kadar edebiyatçının içinde...
    (bkz: hayal-ı aşkım)
    0 ...
  6. 79.
  7. mallarmé, poe, hopkins gibi dile sadece yorum gücü katmakla kalmayıp yepyeni boyutlar, anlamlar ekleyerek modern şiiri hazırlayanların bizim şiirimizdeki nasiplisi.

    (bkz: parıltı)'da görüleceği gibi.
    0 ...
  8. 80.
  9. ahmet haşim, bir ebru sanatçısı olsaydı (ki bana göre öyledir) işimiz daha kolay olurdu belki. şiiri, meramları başka şeyler olanlar kullanmazlar tarihte yalnızca. duygulu ve de sözgelimi ellerinden hoşnut olmayan insanlar da kullanabilir. şiir yazarak kendilerini arkadaşlarına, kız arkadaşlarına beğendirmeye çalışmak herhalde yaşamın bir boyutudur (D; 111).

    (ara:ece ayhan'ın poetika sözlüğü)
    0 ...
  10. 81.
  11. biz 21.yy insanlarının anlayamayacağı kadar temiz hislerle şiir yazmış ve ölmüş şairimizdir. "arapmış olum, kürtmüş" gibi salak sözlere bile sadece dizelerindeki kendi deyimiyle o sonsuz nevmit ile cevap verecek olan adamdır. sadece yazdığı kadınlarla olan o ilişkisi bile göz dolduran bir adamdır.
    0 ...
  12. 82.
  13. bağdat doğumlu şairlerimizdendir. çok kadın sevmiştir ancak pek karşılık bulamamıştır. kendisi karşılıksız aşkların sembolüdür.
    1 ...
  14. 83.
  15. karanlık

    Aşkın bu karanlık gecesinde
    Bülbül yine vahşi müterennim
    Mecnûn'u terk etti mi Leylâ?
    Vahşî sesi firkat sesi sandım.

    Aşkın bu karanlık gecesinde,
    Hicrânımı duydum, seni andım,
    Firkatzede bülbül gibi yandım.

    Ahmet Haşim.
    0 ...
  16. 84.
  17. fecr-i ati dönemi edebiyatçılarından büyük şair.

    kendisi bağdat doğumludur.
    20. yüzyılın başlarında istanbul'a gelmiş, fecr-i ati dergisinde yazılarını ve şiirlerini yayınlamıştır. buna ek olarak fransızca ve türk dili öğretmenlikleri görevlerinde de bulunmuştur.

    çok esmer ve çirkin olduğunu düşündüğü için gündüzü sevmez, hep akşam ve gece olsun ister. şiirlerinde de bu kolaylıkla hissedilir.

    sürekli akşamı, hüznü ve kötümserliği kendine tema edinmiştir bu sebepten.
    bir de yanağındaki bağdat çibanı de bu çirkinliğinin üstüne eklendi mi insanlardan ve dünyadan tamamen soyutlamıştır kendisini.

    kendisi iyi bir edebiyatçı olmasının yanında iyi de bir gurmedir.

    tüm şiirsel uslubunu ortaya koyan bir eseri için
    (bkz: merdiven)
    0 ...
  18. 85.
  19. bağdat doğumlu şair yazardır. şiirleri göl saatleri ve piyale adlı iki kitapta toplanmıştır. hayatında kendisini annesinden başka hiçbir kadının gerçekten sevmediği ve bu yüzden bunalımlar yaşadığı söylenmektedir.
    0 ...
  20. 86.
  21. Meâlini anlamayan nesle aşina değiliz.
    2 ...
  22. 87.
  23. şiir'den nefret etmemim gereksiz oldugunu kanitlayacak kadar güzel şiir'ler yazmış şair.
    1 ...
  24. 88.
  25. o belde
    hangi bir kıyayı muhayyelde?
    hangi bir nehri dur ile mahdud?
    bir yalan yer midir ve ya mevcud?
    veya bunlunmayacak bir melaz-ı hülya mı?

    diyerek duygulara tercüman olan adam...
    1 ...
  26. 89.
  27. yorgun gözümün halkalarında
    güller gibi fecr oldu nümayan,
    güller gibi... sonsuz, iri güller
    güller ki kamıştan daha nalan;
    gün doğdu yazık arkalarında!
    altın kulelerden yine kuşlar
    tekrarını ömrün eder ilân.
    kuşlar mıdır onlar ki her akşam
    alemlerimizden sefer eyler?
    akşam, yine akşam, yine akşam
    bir sırma kemerdir suya baksam;
    üstümde sema kavs-i mutalsam!
    akşam, yine akşam, yine akşam
    göllerde bu dem bir kamış olsam!
    1 ...
  28. 90.
  29. bir günün sonunda arzu diye muhteşem bir eser kaleme almıştır.
    0 ...
  30. 91.
  31. ahmet haşim, simgeci diye bilinir; simgeci olarak tanıtılır. Bu, belki çok genel bakışta doğrudur ancak mutlaka bir etiket yapıştırmak gerekiyorsa ona simgeci yerine izlenimci demek daha doğru olacaktır. Çünkü o, dış dünyayı kendi ruhsal durumuna göre algılayıp şiirine yansıtmıştır. Siirlerinde önceden iyice düşünülüp hesaplanmış, bir anlamı en yetkin biçimde iletmek için belli bir öngörüyle kurulmuş belirli imgeler yoktur. O, dış dünyayı puslu bir perdenin ardından görür; sanki tüm yoksunluklarını akşam'da yoğunlaştırmıştır. Her şeyi "akşam" kavramından anlatıma kavuşturmak ister gibidir. Simgecilerin "şiirde geleneksel kuralları yıkma" biçiminde özetlenebilecek devrimci tutumunu da haşim'de göremezsiniz.
    1 ...
  32. 92.
  33. 20.yy'ın aruzu en iyi kullanan dört şairinden biridir. * bence bu dördü arasında en iyisidir. tabiatı aruzla yeniden çizmiş, denizi-akşamı-güneşi yeni orijinal bir duyumla kaleme almış, her bir nesneyi keman sesinin büyüleyiciliğiyle aktarmış büyük şair.

    (...)
    dönmek mi? ne mümkün geri dönmek,
    düştüyse gönüller bu melâle?
    bir eldir ufuklardan uzanmış,
    zulmet bizi çekmekte visâle...
    1 ...
  34. 93.
  35. fecr-i ati dergisinde yazmış, şiir de olduğu kadar düz yazıda da başarılı yazar kişisi. karamsardır, genelde akşam gün ışığında şiirlerini yazmayı tercih etmiştir. aynı zamanda kadınları beğenmediğini şu sözleri ile ifade etmiştir;
    "kadin süssüz püssüz bir şeye benzemez. o yüzden süse ihtiyaç duyar,tavus kuşu gibi süslenir. erkek ise sade güzeldir; o adeleler, o kalçalar, o bakıştaki kartal edasi hangi kadında vardır?"
    3 ...
  36. 94.
  37. Kendine duydugu nefretten ötürü, bu kocaman yetenekle kendisine ciddi anlamda üzüldüğüm şair.
    0 ...
  38. 95.
  39. bir takım önyargıları sebebiyle asla kendisiyle barışamamış, kadınlardan uzak durduğu için de onlara karşı bir nefret besleyen, tek evliliğini ölümünden yaklaşık iki ay önce yapmış harika şiirlerin sahibi insan.

    kendisinin arap kökenli olması sebebiyle edebi ortamlardan dışlandığını ve bu yüzden bizzat katıldığı çanakkale savaşı hakkında en ufak bir eser vermeyen kişi.

    hayatta kadın olarak sadece annesini sevmiş; tek evliliğini de kansere yakalandığından dolayı kendisine bakacak bir bayan bulma sebebiyle yapmış, gerçeklik duygusundan ve gün ışığından nefret eden akşam şairi. bize göre adlı kitabında kadınlar için aşağılayıcı ifadeleri vardır.

    gerçek dünya onu o kadar rahatsız ederdi ki o belde isimli şiirinde kafasındaki muhayyel dünyayı anlatmıştır. hayali dünyaya öylesine kapılmıştır ki arkadaş ortamlarından hep hayali sevgililerinden bahseder olmuş ve bu hayallere belli bir zaman sonra kendisi de inanmaya başlamıştır.
    1 ...
  40. 96.
  41. 97.
  42. lamartine'i fazlaca okuduğu bellidir.
    inanmayan lamartine okusun da görsün.
    1 ...
  43. 98.
  44. 99.
  45. yaz

    deniz
    sürüklenir zehebî kumlar üstünde
    bütün menâzır-ı hüzn-ü gurup ile yalnız
    yükselen reng-i şâmın altında
    öksürür nâtüvân-ü nâlende
    hasta bir genç kız

    bu baharın kolunda bir erkek
    hüzn-i sâriye mezc-i ruh ederek
    inliyor sessiz...

    sonra
    durgun sularda bir yıkanan gölge
    göklerde nurunu kırpan
    büyük, derin, nazar-âvâre
    mâi bir yıldız

    zehebî: altın, altın renkli
    menâzır: manzaralar
    nâtüvân: güçsüz, zayıf
    nâlende: inleyen
    sâri: bulaşıcı
    mezc etmek: birleştirmek
    3 ...
  46. 100.
© 2025 uludağ sözlük