Everest Yayınları gibi maddi açıdan kuvvetli bir yayın evine kapağı atması sayesinde büyük reklam bütçeleriyle kitapları milletin gözüne sokulan ne kalemi ne senaryoları ne de hayalgücü kuvvetli sıradan yazar.
şu an elimde olan "sultanı öldürmek" kitabının yazarıdır. bunu tercih ederek ahmet ümitle tanıştım. tarihle yoğrulmakla birlikte cinayet çözmeye çalışmaktayım. abartılacak bir dili ve üslubu bulunmamakla birlikte birçok türk yazardan başarılıdır. pek çok eseri mevcuttur. sıklıkla kitap yazması ne kadar doğrudur? fazla romana sahip olmak iyi bir yazar olmakla eş değer midir? bilemiyorum. ama i iki üç ayda bir kitap yazan pek çok türk yazara göre oldukça iyi bir yerdedir ahmet ümit.
Türk edebiyatına polisiye dalında büyük katkı yapmış olan yazardır. Yazmayı hiç bırakmamasını diliyorum, yeni başlayanlar için istanbul hatırası, patasana en sevdiklerimdendir tavsiye edilir.
popüler kültür yazarcığı.
Romancılığı ortalamadır polisiye kurguları ise baya baya kötüdür. Tabii sis ve gece gibi bazı güzellikleri bunun dışında tutmak gerek fakat son romanlarından Sultanı Öldürmek isimli tuhaf kitabında polisiye roman nasıl yazılmaz dersi vermiştir.
dan brown'a özenip kitap arasında bilgi vereyim iki satır tarih öğrensin şu cahiller pozlarına girmeye kalkmış bunun neticesinde kitabın ortasında kitaptan bağımsız yüz yirmi sayfalık bir istanbul'un fethi anlatımı ortaya çıkmıştır. neredeyse bütün polisiye kitapları belli bir matematik üzerine kuruludur ve daima gündemde olan konuları işler. Kurtlar vadisi sayesinde hristiyan tarikatların patlama yaptığı dönemde kavim muhteşem yüzyıl ile osmanlı tarihinin prim yaptığı dönemde Sultanı Öldürmek isimli rezil polisiyeleri piyasaya sürmüştür.
hep dediğim gibi her sene kitap yazan yazardan hayır gelmez. Bu abimiz de her sene kitap yumurtlayan tayfadandır.
ninatta nın bileziği, kısa ama güzel kitabıdır. son kitabı bega da tasvirler gerçekten de çok uzatılmıştır. ama yine de alanında türkiye de daha iyisi yok.
'Kukla' isimli eserini okumakta olduğum yazar. ilk kez kendisinin bir kitabını okuyorum. Bugün başladım ve 200 sayfayı zorlanmadan okudum. Bu iki anlama geliyor benim için: birincisi kitabın dili insanı yormuyor, ikincisi ise evet, malesef anlatım çok yüzeysel. insanı akıcılığının yanında derin derin düşüncelere sevkedecek bir dil yok bu kitapta. Belki de ben bir polisiye romandan çok fazla şey bekledim, bilemiyorum. Dolayısıyla anlam veremedim, hem aslında tabiri caizse ittire kaktıra bitirilecek bir kitap hem de bir solukta okunuveren bir kitap. Sanırım yalnızca olayı merak ettiğim için kitabı elimden bırakamıyorum. Yoksa bu anlatımla kitabın bu kadar süre bana arkadaşlık etmesi mümkün değil.
Büdüt:kitap 200'üncü sayfadan sonra efsane bi' şeye dönüşüyormuş meğersem. Üstteki yazı da daha kitabın başında bik bik konuşan bana ders olsun, dursun böyle.
popüler kültürün ele geçirdiği sözde yazar. kaç kez sohbet ettim, efendi, mütevazi bir insan lakin edebiyat bu kadar düşük değil. tamam polisiye yazıyorsun ama edebiyatın ulaşılmazlığını da gör arada bir lütfen.
eskiden kaleminin daha kuvvetli olduğunu düşündüğüm yazar. son kitapları nedense o tadı vermez. bunun haricinde yaptığı çalışmalarla bu ülkedeki en iyi yazarlardan biridir kendisi.
Polisiye tarih romanının en güzel örneklerini vermiştir türk edebiyatında.
Komiser nevzat gerçek olsaydı da bir gün rakı sofrasında istanbulu anlatsaydı.
Gerçekçidir öyle seri katilleri, psikopat karekterleri barındırmaz romanları. Katil romanın içindedir şaşırtır zaman zaman.
Güzel yazar, kaliteli yazar. Kendine ait üslubuyla yazar ki okununca anlaşılır kalemi imzasıdır.