Amigadaki shoot em up tarzı, sağa ilerlemeli 1992 yapımı bir oyun. Oyunun atmosferi mistik, çok eski çağlardaki bir zamanda geçer. Oyunun kahramanı bir baykuştur. Çığlığıyla karşısına çıkan yaratıkları öldürür.
Her bölümün başında, oyunun yüklenmesini beklerken harika bir resim çıkar. Gerçekten hem çizim, hemde tasvir olarak çok iyi resimlerdir bunlar.
'' sen fazla yattın kalk kalk çalış '' biraz diyerek kıskandığım insan valla kıskandırdın bak ben sabah erken kalkıp işe giderken sen evde ense yapıyorsun aşk olsun olmadı böyle bir daha olmasın mümkünse.. yatmasına da netice de bir şey dediğim yok ama mesai saatlerim hakkında tehdit etmese de işime rahat gidip gelsem diyorum kendilerine.. ayrıyetten ben on gün izinliyim sen yine çalış..
Birinci kişi perspektifinden oynanan cehennem simulatoru bir oyundur. Size verdiği görevleri zebanilere yakalanmadan yapmaya çalışıyorsunuz henüz erken erişim. Oldukça etkileyici bir atmosferi var oyunun oyunda bir ruhsunuz ve ölürseniz izdirap içindeki başka bir bedene girerek devam edebiliyorsunuz.
istanbulermenisi dil bilimci, leksikograf, yazar parseğ tuğlacıyan yahut imzâ ismiyle “pars tuğlacı”'nın kaleme aldığı okyanus sözlüğünde yunanca bir kavram olarak “çekişme” mânâsı ile geçer. çünkü eski yunan lisânında “agon”, “sanatçılar, sporcular veya oyuncular arasında düzenlenen ve bir tür derecelendirme ile neticelenen yarışma,” demek.
aynı lûgatın “agoni” maddesinde tıp terminolojisine ait bir terim olarak “ölmeden evvel bilincin yitirilmesi,” şeklinde parantez açılır. bu arada, bugünün yunancasında “agonia” (αγωνία )'nın da ızdırap demek olduğunu bir dip not olarak ekleyeyim.
bu sözcüğün, orta devir fransızcasında ilâhiyatsal bir anlam kazandığını, orta zamanın kuvvetli inançlarının tesiriyle insan yaratıcılığının birer mahsûlü olarak ortaya çıkan sanat eserlerinde, isa'nın kabaca yontulmuş bir haç üzerinde acı çekmesinde, gözyaşı döken annesinin kollarında yara bere vaziyetteki vücûdunda, insanlığın günahları için çektiği çilenin dehşetengiz tasvîrinde, zayıf, bitkin, el ve ayaklarında beliren lekeli ve yaralı görüntüsünde görürüz.
hıristiyan âleminin itikad merkezinde olan bu dinî anlatının ana teması, dehşetli bir “agony”'ye, yani “ızdırâba” vurgu yapar.
isviçreli protestan din adamı rochat tarafından 19.yy ilk çeyreğinde neşredilmiş olan l'agonie de jésus (isa'nın ızdırâbı) metninde de gördüğümüz gibi orta devrin hıristiyan terminolojisinde teolojik bir kullanım söz konusudur.
“agony”, aşağı yukarı 14.asırdan bu yana ızdırap ve acı mânâları ile karşımıza çıkarken, karayiplerde bir ada ülkesi olan jamaika'nın argo söz varlığında bir fiil olarak “seks yapmak” anlamını taşır.
böylece, kelimelerin lisânlar evrenindeki enteresan ve heyecan verici serüvenine de tanıklık etmiş oluruz.
kıskanc yazar, kendi yatınca birşey olmuyor, biz tatile çıkınca iş yerinde çat çat çatlıyor yumurta misali.. ayrıca hayırlı işler, bol güneşler dilerim kendisine..
tanışma zamanımızdan üzüntü duyduğum nadir insanlardan *. birlikte geçirilen zamanların anı değeri taşıdığı mükemmel arkadaş. ve sözlük zirvelerinde beni yalnız bırakmayan mükemmel kavalye. artık yazar alımı durduruldu dememe rağmen hoşgelmiş 3. nesil yazar.