Nazım hikmet'in
......
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon ovasına atlayacaktı.
....
dizelerini çağrıştırır.
onlarca şehir görmeme rağmen bende hiç bir iz bırakmayan ilginç bir şehir. bu şehrin ruhumu ısıtan hiçbir yönüne şahid olmadım. ilginç.
soğuk ve rüzgarlı şehir.
Dün sabah tatma fırsatım oldu hakikaten iyiydi.
Onun dışında şehre ne zaman giriyorsun ne zaman çıkıyorsun bir şey anlamıyorsun.
Deprem bölgesi olduğu için yüksek binalar göremiyorsunuz. Sade sessiz bir şehrimiz.
Yıllar önce(6-7 yıl) faça şahin doğandan geçilmezken artık nasıl olduysa faça son model lüks araçlardan geçilmemekte olan bir şehir. Erkekliğin ve namus bekçiliğinin kitabını yazan yerel halk üniversite öğrencilerinin alayına fahişe ve top gibi aptal aptal yakıştırmalar yapmaktan asla geri kalmaz.
Afyon'a gittiğinizde lütfen erenler denilen cehenneme bir uğrayın. Okullarını okumaya gelen genç kızların peşinde olan yine "erkekliğin ve namus bekçiliğinin kitabını yazan" yaşları 40'lara(belki geçen) varan birçok barzo göreceksiniz. Afyon'da okuyan kızlar için özellikle çok üzülüyorum. Eminim birçok şehirde bu tablo vardır ancak bu şehirde abartı boyutlarda. Giden, okuyan, gören beni çok iyi anlıyordur eminim.
Olay yalnızca erenlerden ibaret değil. Bu ilin geneline yayılmış durumda. Aileniz varsa, güzel ve nezih bir şekilde vakit geçirebileceğiniz yerler bir elin parmaklarını geçmez. En iyi ihtimal lüks otellerin restorantlarına falan gitmeniz lazım. Hafta sonu ise kısmen Afium diyebilirim. Pubları falan sakın denemeyin ağızyla içmeyen bolca insan var. Ya da boşverelim restorantı barı, dışarda şöyle turlayalım şehri gezelim diyorsanız hiç duymadığınız küfürleşmelere şahit olacaksınız emin olun.
Efendim bolca barzoluktan bahsettim. Trafiği ne halde hayal edebiliyorsunuzdur umarım. Sucuğu kadar trafik magandalarının da ünlü olması gerekir bu şehrin. Arabasını en işlek caddenin ortasına park edip ekmek almayana gidenler, ters yönden gelenler, yolda durup geri geri gelmeye çalışanlar, kırmızı ışıkta ne baktınlar, el frenleri, yanlamalar say say bitmez be kardeşim.
Birde Afyon'daki halk afyonun inanılmaz şekilde geliştiğini falan söyler sakın inanmayın abi. 2 tane lüks beton yığını falan yapılınca bide elleri 2 kuruş para görünce bunlar bulundukları şehri gelişti falan zannediyor.
Uzun lafın kısası yaşanılabilirlik açısından rezalet seviyede. Maalesef il genelinde korkunç bir zihniyet hakim.
"yıllar boyunca ekmek yediğin memlekete niye böyle konuşuyon len ey amuagadsdad falan diye cahil cühela konuşanları şimdiden duyar gibi oluyorum. Ancak laftan anlamayacak olmaları teoriden çıkmış, kanunlaşmıştır benim nazarımda.
askerden geldiğim sene dinlendiğim günlerde daha tam böyle, tabi buraya gelme gibi bir düşüncem yoktu.* o dönemler buradan üç kişi ile tanıştım. ama hala buraya gitme gibi bir düşüncem yoktu. ne yalan söyleyeyim ilginç gelmişti burada yaşayan birileriyle konuşmak. *
neyse, gel zaman git zaman artık buraya gitmek için nedenlerim oldu. sonunda bir tarih belirlendi. geçen sene gittim ilk defa. otobüsten iner inmez soğuğu ile tanıştım. ankara' da askerliğini o soğukta yapan ben bile üşümüştüm. ama olsundu gelme nedenim özel bir nedendi. biraz, birazdsn çok daha fazla heyecanlıydım o yüzden. *
otogardan merkeze gidince filam aslında yabancılık çekmedim yapılar ve şehir düzeni açısından. yazlarını bir ayvalık köyünde geçiren biri olarak biraz da oraya benzettim işte yapılarını havasını sakinliğini. ama insanlarını hiç benzetemedim orası ayrı. halk konusunda tam zıt kutuplar diyebilirim iki yer için. neyse bir pansiyon bulunup yerleşildikten sonra biraz uyku ve o özel nedenler, buluşmalar olduktan sonrs biraz da çevreyi gezmeye çıktım.
gerçekten baya küçük bir yerdi ve belli saatten sonra sokakta kimse kalmıyordu nerdeyse. üniversitesini, kalesini daha pek çok yerini gördüm o merkezde. ve öğrenciler ile yerli halk belirgin şekilde biribirinden ayrılıyordu bunu gözlemledim.
neyse, bu gidişte birkaç gün geçirip döndüm. bu sene içerisinde kasım ve nisan olmak üzere iki defa daha gittim ve gezmediğim yeri kalmadı merkezin. güzel zamanlardı gerçekten üç seferde de. *
toparlayacak olursam gezilecek çok yeri olmayan, insanını yukarıda anlattım aralarında iyi olanlar olsa da daha çok bağnaz insanların olduğu, kalesini nedense sevdiğim, eski yapıları fazla olan, belki de en sevdiğim ve tek güzel yanı olan sakinliği sessizliği fazla olan bir yerdi. hani öyle gezilip edilecek bir yer değil. bir nedeniniz yoksa gelmezseniz.
son bir senede güzel zamanlar geçirdiğim bir yer olmuştu. bir daha gider miyim bilmiyorum. gitmek için pek bir nedenim yok. ama en azından bir kere turistik olarak gezilebilecek bir yer ama yaşanacak değil. yine de bende güzel ve tatlı anılar bıraktı. *
Bir şehirden ne kadar nefret edilebilir sorusunun cevabını her gün 100 kat artırıp yüzüme tokat gibi çarpan şehir. içinde insanlar olmasa belki daha katlanılabilir bir yer olurdu.
Çok kaba olmalarının yanı sıra kot pantolon giymişsindir ancak tanga giymiş muamelesi görürsün. Uzaylı görmüş gibi bakarlar. Ayrıca nüfusun neredeyse yarısı peçeli veya çarşaflı. Oldukça tutucu bir şehir. ilk kez bulunduğum bir yerde kendimi huzursuz hissetmiştim. Bir daha gider miyim ? Sanmam.