Yusuf Aslan'ın "Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum! Sizler bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz!"dediği gündür.ve haklı çıkmıştır.onları asanlar hatırlanmazken,denizler sonsuza dek hatırlanacaktır.
hayatlarını, yaptıklarını, düşüncelerini, heyecanlarını okurken gözlerden yaş akıttığım güzel insanların katledişlerinin tarihi. bugün yine 6 mayıs ve ben yine ağlıyorum. bu güzel insanların böyle kahpece aramazdan alınmasına ağlıyorum, gerçekleştirmek istedikleri hayalleri için ağlıyorum. ama bir yandanda gurur duyuyorum. çünkü benim memleketimden böyle güzel insanlarda yetişti her ne kadar değerleri bilinmesede...
en çok yerinde olmak istediğim delikanlı abilerimin ölüm yıldönümü devrim onların mirası üzerinde yükselecek boşa ölmediler bunu onlar da biliyorlardı ne ilk ölen onlardı ne de o ölümler sondu...
Deniz'ler güneşe aktı... Güneş söndü.
Ayçiçekleri yüzünü toprağa döndü.
O sadece hadi eyvallah dedi ve güldü...
Ahh memleket için ne kara gündü...
Darağacında Deniz'ler değil,memleketimin son özgürlük umutları öldü.
acıyorsam sana, anam avradım olsun ama aşkolsun sana çocuk, aşkolsun.
Birilerinin, önce -haksız sebeplerle ve sırf kendi çıkarları uğruna- üzerine basıp kırdığı, yemyeşil üç fidanı, ait olduğu yerden söktükleri lanet gün...
Ama yapılanlar yetti mi onları unutturmaya..!
takvim yine 6 Mayıs'ı gösteriyor, dilimde yine o parça...
...
Bir çocuğumuz olursa
Adı Deniz olmalı
Deniz kadar engin
Deniz kadar çoşkun
Deniz kadar sıcak
Deniz kadar güzel
...
gencecik üç insanın idam edildiği, türk tarihi adına "kara gün" olarak nitelendirilebilecek günlerden birisidir.
sırtındaki parkasına bakıp da "çok karizmatik yea" diyen deniz gezmiş hayranı ergenlerin "hoşçakal kardeşim yürrü be arkandayız" nidalarıyla, deniz gezmiş savunması yapması ise içimizi pek acıtır. bari orada rahat bırakın adamı, eğlencenize alet etmeyin.
onlar devrim yolunda şehit oldular. öyle haybeden değil , lafta değildiler.eminim yine idam sehpalarını gösterseler , gözlerini kırpmadan cesaretle çıkarlardı. tek istedikleri türkiyenin tam bağımsızlığıydı. yurdu amerikan köpeklerinden arındırmak istiyorlardı. 37 sene geçti. köpekler daha da yerleşmeye başladılar.
emperyalizme ve sömürüye karşı özgürlüklerin hakim olduğu sosyalist bir türkiye mücadelesinin ve özgürlük heyecanının biteceği umularak kana bulanmış gün.
halbuki, 6 mayıs'ın acısı içimizdeki ateşin asla küllenmemesine sebep olmuştur.
bu kara gün, o faşistlere istedikleri mutluluğu yaşatamayacaktır bizim ateşimiz sönmedikçe.
"ben halkımın bağımsızlığı ve mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz." *
emperyalizme karşı bağımsızlık, sermayeye karşı işçi sınıfının ve kapitalizme karşı sosyalizmin sesinin kesilmeye çalışıldığı gün. ama bugünü hatırlarken basit bir intikam alma güdüsü ile yaklaşılabilir mi? "yolumuzu aydınlatıyorlar." kolaycılığı ile yaklaşılabilir mi? kesinlikle hayır. toplumu değiştirme ve dönüştürme iddiasında olanlar bunların hiçbirine kapılmadan ilerlemek zorundalar. aksi taktirde bugün öldürülenlerin darbecilik ve ırkçılıkla daha çok suçlandığını görürüz. o halde yapılacak olan basit: er ya da geç onların iddialarını gerçekleştirmek. tüm umutsuzluğa rağmen hemde.
yurek de burkulma, bogazda dugum, gozde hic akmayacak bir damla olan hesaplasma, idam edenlerin degil, edilenlerin ozgurluk, kardeslik, belki daha iyi bir dunya da daha hur iradeli insanlar olarak yasama isteklerine karsı altlarında ki tabureyi cekme gunu.
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komunist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler.
Vurulduk ey halkım unutma bizi...
Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eli değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. içimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile karşısındakilere bağırmamış insanların gözleri önünde öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi...Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.
"ölenler dövüşerek öldüler!
güneşe gömüldüler!
vaktimiz yok onların matemini tutmaya;
akın var akın güneşe akın!
güneşi zaptedeceğiz;
güneşin zaptı yakın!"
En büyük direnisin yapildigi gündür 6 Mayis 1972. Onlarin yasini tutmak, gözyasi dökmek, aci bir gün olarak hatirlamak yerine ; onlarin bizlere biraktigi mirasi savunmak, onlarin izinden gitmek, esitsizlige, fasizme, cuntacilara, emperyalistlere karsi mücadele etmek gerekir.
Bu 3 korkusuz direnisci ölüm pahasina bile savastilar, hic cekinmediler. Ülkenin bagimsizligi icin ciktilar daglara. 6.Filo'yu denize attilar. Cuntacilara karsi mücadele ettiler.
Ölüme giderken agizlarindan cikan son sözler ;
Deniz Gezmiş :
- "Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın marksizm-leninizm yüce ideolojisi. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun emperyalizm!"
Hüseyin inan :
"Ben, şahsi hiçbir çıkar gözetmeden, halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı, bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum.
Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler!
Kahroslun faşizm!"
Yusuf Aslan :
"Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için, bir defa, şerefimle ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle hergün öleceksiniz!
göz göre göre 3 can alınan gündür.neye hizmet etmiştir bilinmez. sonradan değişen yasalar sayesinde apo krallar gibi bakılmaktadır. dağdan inene gün doğar,topluma kazandırılırlar.
bir düş gördüm yağmur sularına karışmış
gencecik başlarda
bunlar adam kesmeye alışmış
henüz orta yaşlarda
henüz orta yaşlarda
bir çocuk gördüm
asılmış!
menderes lerin intikamını aldık diye çığlıkla kararı onaylayanların, yıllar sonra " soğuk savaşın talihsiz bir olayıdır " diyerek günah çıkardığı tarihtir.
aradan geçen 38 senede türk halkının hiçbir ders almadığı gün. hala aynı kavgalar. sonuçta olan vatansevere olur.
dün deniz ölür, hüseyin ölür, yusuf ölür; bugün ali yarın veli. ölmeyenler bellidir onlar her devrin adamıdır. sesi çıkan ezilir ses çıkartmayan kukla gibi işi bitene kadar kral işi bitince soytarı yapılır.
geçmişten ders alabilsek zaten bugün bambaşka bir yerdeydik. ideolojik kimliğini bir çıkar 1 saatliğine. düşün bu adamlar ne demiş, niye bu hale gelmiş, karşılarındakiler ne demiş onlara nolmuş?
tarihimizde kara bir lekedir. inançları, vatanları, halkları için ölen bu insanların suçu neydi? ülkedeki yanlışları halka göstermeye çalışmak, insanın canına mal olabilrmı? bu kararı verenler elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor, buna göz yumanlar günümüzde hala rahatça yaşayabiliyorsa, bu ülkede demokrasiden, insan haklarından bahsetmek rüyadır. yazık oldu o gün bu üç fidanı kaybedilmesine. onlar canını verdiler, geriye kalanlar sindiler, kabul ettiler. bir zamanlar 'kahrolsun emperyalizm, kahrolsun kapitalistler' diye bağıranlar günümüzde para babaları oldular. mücadele etmek isteyenler sindirildi, ezildi. halk tamamen korkutuldu. 30 küsür senedir, daha etkin bir sivil toplum örgütümüz bile yok. o 3 fidan canıyla mücadelesini taçlandırdı. kendimize sormalıyız.biz ne yaptık?