gece 01:00'da 8 ayrı yerde gerçekleştirilen terör saldırılarının ana hedefi. insanı kahreden kardeşlerimizin yanlış taktik ve stratejiler yüzünden şehit olmaları. Şehit olmak her Türk için gururdur ancak karakollara doldurulup düşman ateş açana kadar ateş edememek ne demek.
Saati özellikle yazdım çünkü gece yarısından sonra yapılmış bir saldırının anlamı büyüktür. Oradalarda askerlik yapmış biri olarak. Bu bir gözdağıdır, korkmuyorlar demektir. Gece birde saldırıyorsan kaçış vaktini daraltıyorsun demek 4,5 saat sonra hava aydınlanır düşman kaçış yüzdesini düşürür.
şu anda yüksekova'da askerlik yapan arkadaşımdan facebook iletisi geldi az önce:
--spoiler--
şişşt, leen ,orospu çocuğu, sen kendini biliyorsun..47 tane leş aldık gece..zorunamı gitti? eğer birazcık adamsan, birdaha gecenin 1 inde kahbece evlerden roket atarsın,bacak kadar çocuklarin eline roket verir bize saldırttırırsın.bir zamanlar acıma duygusu vardı içimde.ama bu sefer seninde, ananında , köpeklerininde, bu nalet çukurcayıda yerle bir etmek üzere 10 bin asker hazır kıta beklemekte.yapman gereken tek şey o kayanın arkasından kelleni göstermek bize.hadi bakalım orospu çocuğu...
--spoiler--
üşenmedim 81 il barosunun, ticaret odasının ve ticaret borsasının internet sitesini ziyaret ettim. sivasın doğusunda kalan hiç bir oda borsa ve baro saldırıyı kınamak yada taziye yayınlamak gereği hissetmemiş. ya bölge tamamen sindirilmiş pkk kontrolunde ya da herkes örgüt üyesi.
--spoiler--
1999 yılında PKK kendini fes etme kararı aldı
2000 yılında 0 şehit
2001 yılında 0 şehit
AKP hükumeti başlıyor
2002 de 13 şehit
2003 de 21 şehit
2004 de 73 şehit
AKP'nin kalfalik dönemi
2005 de 92 şehit
2006 da 121 şehit
2007 de 118 şehit
2008 de 150 şehit
2009 da 135 şehit
2010 da 141 şehit
akp'nin ustalık dönemi
Son 1 ayda 100 den fazla şehit.
--spoiler--
24 oğul, kardeş, abi, sevgili, arkadaş, dost öldü yine. Gazetelerin tiraj için çarşaf çarşaf verdikleri resimlere bakamadım. Gencecik insanların ölmesine karşı elimizden bir şey gelmediği için utandığımdan bakamadım. 24 yaşam 24 hayal ölürken rahat koltuklarında savaş çığlıkları atan insanlar karşısında sesimiz çılız kaldı diye utancımdan bakamadım. Boğazımda düğümlenen bir şey var. 24 çocuğun ve ölen binlerce insanın vebali boğazımı düğümledi. Keşke milyonlarca ağzından savaş salyaları akan güruh gibi sövüp sayıp asalım keselelim deyipte rahatlatabilseydim kendimi. Ne kadarda kolay olurdu her şey. Oysa ben her ölenin ardından ölen kardeşim olsaydı diye düşündüm. Belki ucundan o evde ne yaşanıyor diye anlayabilmek için böyle düşündüm. Kardeşim olsaydı. Çocuğu olmadan ölen ya da yetim bir yeğen bırakan kardeş. Sevgilisini, karısını bırakan bir kardeş. Canımdan parça olan kardeş. Ne devleti anlatabilirdiniz bana ne toprağı. Ölenler insan hey ağalar. insan. Siz savaş çığlıkları atarken insanlar ölüyor. Şimdi kalksam bende sövsem saysam asalım keselim desem ne olcak bire ağalar. O 24 çocuğu geri getirecekmisiniz. Annesi saçlarını koklayabilecek mi? Sevdiğinin koynuna girebilecek mi? Boğazımda bir düğüm daha var. meydanın yine savaş çığlıkları atan mahluklara kaldığı için bir düğüm daha var. Hayatta yaptığı her hangi bir şeyle değer üretemeyip ölen insanların kanları üzerinden yer edinenlerin sesinin baskın çıktığı için bir düğüm var. içten içe siyasi rakibini zor duruma düşürdüğü için bu duruma sevinenlerin seslerinin barış seslerini bastırdığı için bir düğüm var. 24 çocuk daha öldü. Onların vebalini hissettiğim için boğazımda bir düğüm var. Ve savaş çığlıkları atan güruhun çokluğu yüzünden ve bu yüzden daha çok çoğunun öleceğini bildiğimden boğazımda bir düğüm var.
(#12483320)
20 şehit, 10 terörist etkisiz, kara harekatı, 5 şehit, 20 terörist, hava harekatı, protesto, karakola roketle saldırı, mayın, 10 şehit, sınır ötesi... bu böyle gider. yıl olur 2023, bu kafayla, bu böyle gider malesef...
kalleş orospu çocuklarının yaptığı insanlık dışı olay. allah onlara öyle bir ölüm versin ki, cesetlerinin olduğu yerin üstü tuvalet, mekanları cehennemin en dibi olsun. herkes üstlerine sıçsın.
pkk'nın can çekiştiğini her haliyle gördüğümüz saldırı.
büyük kayıp verdik, büyük acziyet gösterdik lanet olsun ki!
zaten tek başarıları o kendilerince. cami duvarına çömdürmek.
ama gelişmelere dikkat edin.
ve ardından ne oldu? hazırlanılan kara harekatı hatrı sayılmayacak derecede erkene alındı.
ve özel birlikler gidiyor! bu az uz bir olay değil.
10-15 bin nüfus ve geneli özel askerler. cinayet makineleri.
ben derim ki fena şekilde tutuşmuş vaziyetteler.
çünkü baktığınız zaman muhteşem bir psikolojik savaş yürütüyorlar.
2 büyük palavra haber attılar ortaya, halen kuyudan çıkaramadık 40 akıllı.
birisi 87 şehit mevzuu, diğeri de pkk'nın "sınır ötesi harekat yok" açıklaması.
ikisi de birbirinden saçma.
bunları ola ki hikayeyse, kan alırlar allahıma.
"tayyip yapmıştır o yapar tabi tabi" dediklerini duyar gibiyim birilerinin.
allah aşkına erdoğan böyle riskli bir işe girişir mi?
nasıl oy kaybettireceğini ben burdan kestirebiliyorum o kestiremeyecek mi?
gelmeyin şu oyunlara!
bazı resmi olmayan haber sitelerinde ve facebook'da şehit sayısının 86 olduğuna yönelik söylemler var. anayasada bir saldırıda şehit sayısı 50yi geçerse hükümetin istifası diye bir madde falan varmış. mışlarla konuşuyorum çünkü mışlarla konuşuyor onlarda.
nasılki daha öncekileri unutmuşsak, koyun gibi yaşamaktan vazgeçmemişsek, bikaç gün sonra unutacağımız/ unutturalacağımız sonra başka şehitlere( malesef ki) ağlayacağımız tekrar ağlama sızlama moduna geçeceğimiz, nefretler saçacağımız ve bu döngünün bir çözüm bulunana kadar devam edeceği geçmişi ve geleceği olan acı tarih. yukarıda bir entryde bir arkadaşın da bahsettiği üzre şehitlerin sayısının bir savaş esnasında meydana gelenden pek bir farkı yok. yani ha bir savaşta 20- 30 bin kaybetmişsiniz ha 20- 30 yılda bu kadar insanı gözyaşları içinde uğurlamışsınız. fark etmez. ki ( kiminiz kızacak ama olaya geniş açıdan bakmak daha faydalı olur şuan) karşılıklı zaiyat bu sayıları 2'ye 3'e katlayacaktır, bilmiyoruz.
başbakan yardımcısıbekir bozdağ dün şuna yakın şeyler söyledi. ''bu olay sadece akp hükümetine mal edilemez, bu yıllardır süren bir terör ve üzerinden birçok hükümet eskitti.'' doğru ama kendine göre doğru. geçmişin hatalarının olduğu gün gibi ortada, kimse inkar etmiyor. ancak açılım saçılım dalgaları yaparak, bu ülkeeye barış getirdiğini, Türk-Kürt ayrımının olmadığını iddia eden bir hükümet döneminde bu kadar şehit verilmesi söylediklerini hiç mi hiç gerçekçi kılmıyor. ha bir de son olayların yani 4-5 yıldır olanları tsk'nın beceriksizliği olarak belirtenlere de kıçımla gülüyorum. ( evet haklı tarafları var herkesin bildiği) gülmenin ağızla değil de kıçla olmasının nedeni de: açılım muhabbetiyle artan şehit sayısı doğru orantılı olduğuna göre burda suç askeri mekanizmada değil ülkeyi yöneten hükümet yani siyaset kurumundadır bu da bu kadar açık ve nettir. diyeceğim şudur ki olanların tek sorumlusu recep tayyip erdoğan ve onun hükümetidir.( burda bi konuya daha değinmek gerekir. basın açıklamasında istifayı geçtik suçunu kabul etmesini beklerken yine muhalefete çatması da kendisinin ne denli derin(!) onura ve şerefe sahip olduğunu görmüş olduk.)
diğer yandan, herkes- evet evet istisnasız herkes- barış söylemleriyle dolaşırken 'çözüm' şudur diyene de rastlamamış olmak ayrı bir ilginçlik olmaya devam etmektedir. evet bu ülkede kendini siyasetçi sanan binlerce insan varken yıllardır süren bu kargaşaya bir çözüm bulunamamıştır. (olaya bütün iç, dış etkenleri katabilirsiniz. onları neden olarak gösterebilirsiniz. bunlar siyasette bahane değildir.) ve böyle oldukça 'kanlar' akmaya 'analar' ağlamaya devam edecektir. siyah gözlüklü, siyah adamlar da siyah filmli camların arkasındaki 'siyah' adamları tıpkı ana kucağındaki gibi korumaya devam edecektir. ama 'analarını alıp gidenlerle' aynı duyguları asla yaşayamayacaklardır.
son olarak çözüm ne? açıkçası bi tane değildir her konuda olduğu gibi. çünkü tek çözüm olayı dengesizleştirir ve uzun vadede başka bir yıkıma neden olabilir. ama aklıma ilk düşen çözümlerin başında o kendini 'siyasetçi' sanan (ya buraya sıfat bulamıyorum siz tamamlayın) kişileri bulundukları makamlardan alıp ömürleri boyunca susmalarını sağlamak. içimizdeki kini, nefreti, çıkar duygularını yerin dibine gömemesek de biraz olsun onlardan uzak yaşamayı öğrenmek. çözüm iktidar hırsını başkalarının canına kast etmeden başedebilmek. çözüm çok basit, insan olduğumuzu hatırlayabilmek, aynı masada aynı yemekten aynı ölçüde yiyebileceğimizden daha fazlasına sahip olamayacağımızı öğrenmek... çözüm biz olabilmeyi hatırlamakta...
80 yaşındaki annesi ölünce metanetini koruyamayan, 20 yaşındaki evladı ölen anneden metanet bekliyor. annesi ölene öksüz, babası ölene yetim, eşi ölene dul derler ama evladı ölene bir isim yok, çünkü bu isim verilemeyecek kadar kötüdür. *
başımız sağ olsun, vatan sağ olsun sözlerini söylemek bu saatten sonra bir şey değiştirmez ama elden başka bir şey gelmiyor ne yazık ki.
ama benim anlamadıgım bi nokta var bu konuda,
şehit ailelerinden kimse akp'ye oy vermicek mi şimdi bi daha ki seçimlerde ? elbette vericek. vermeye devam edin. sizin daha çok profil fotograflarınızı türk bayrakları, çok vatan fotografları süsler. mübahtır.
akp yandaşı kişilere söylüyorum, eksiyi unutmayın ki sizin oldugunuzu anlıyım.
şimdi çıkıp mesajda atarlar,
"ne yani akp başa geldiginden once şehit olmuyo muydu bu vatan evlatları ?" diye.
açın bakın fotograflara, belgelere, yazılanlara.
toplumsal psikilojiyi iyi yönetemedik, çözüme dair umut yok!
hergün 1-2 şehit veriyoruz, 24 olunca kıyamet koptu!
büyük çoğunluğun umut bağladığı hükümetin tüm çabaları sonuçsuz...
hiç bir iktidarın toplumu umutsuz bırakmaya hakkı yok.
çaba sarfedildi evet, lakin her seferinde hüsranla sonuçlanan çabalar, tehditli konuşmalarla aklanamaz.
9yıllık bir süreçti ve başaramadınız.
hükümet yok olan umuda, en azından umut vaad edecek yeni çözümcüler için, istifayı düşünmelidir!!!
sözün bittiği yer...
bir şehit yakınının dediği gibi "ne diyim ki hafızam dondu..."
yaşanan çatışmada teröristlerin, savaş için değil, askerlik eğitimi almak üzere vatani görevini yerine getiren masum gençleri katletmesi...
adeta insanın kanını donduruyor.
özellikle anne olanları, evlat acısının nasıl olabileceğini ta yüreğinden hissedenleri çok derinden etkiliyor. kelimeler hissedilen acıyı; ne konuşarak ne de yazarak anlatmak için yeterli olmuyor.
medya nın da (özellikle televizyon haber kuşağı) bu tür acı olayları reyting nemalanması olarak kullanarak yaralara tuz basması, acının katmerlenmesine neden olmakta...