Kütüphanede 20 kadar öğrencinin küütphanede bir öğrenciyi sıkıştırmasının ardından, jandarma kütüphaneye geldi. Jandarmanın kalabalık grubu dağıtmasının ardından öğrenciler, mimarlıkta toplanıp jandarma önüne yürüyüşe geçti. Jandarma önünde barikatlar kurulup , A4'ten geçişler engellendi. Jandarmanın bir öğrenciyi gözaltına aldığı öğrenilirken, 20.30 sularında jandarma grubu dağıtmak için müdahale etti. Öğrencilere tazik suyla müdahale edildiği bildirildi. 21.30 itibariyle çatışma olduğu belirtildi. GazeteODTÜLÜ'den arkadaşımız olayı takip ediyor. Ayrıntıları gazeteodtuluden takip edebilirsiniz.
Olay hakkında görgü tanıklarının anlattığına göre bir grup öğrenci kütüphanenin sesli kısmına geliyor. 20 kişi bir tane çalışan öğrencinin başına toplanıyor: "Bu faşist arkadaşınız Türk Kürt kardeşliğini bozmaya çalışıyor diyor. Biz Türk Kürt kardeşliğinin önüne geçen her engeli aşacağız". diyorlar. Çocuk ayağa kalkıyor. "Evet ben yaptım. PKK flaması indirdiğim için faşist ilan edildim. Bir daha olsa bir daha yaparım." diyor. "Yalan söylüyorsun, PKK falaması yoktu" diyen solcu grup, çocuğu araya aklıyorlar. Vurma yok. itişme var. Kütüphane görevlisi geliyor. Çalışan tek çocuğu alıyorlar, kitapların verildiği deske sokuyorlar.
Ondan sonra bir kaç tane güvenlik görevlisi ve jandarma geliyor 4 5 kişiler. Olaydan bir saat sonra 60 70 kadar zırhlı jandarma kütüphanenin arka kapısına diziliyor. Tam o sırada içeri giren arkadaş, deskte çalışlanlar jandarmayı çağırdı. Ondan jandrama sesli bölümün yarısına kadar girdi, solcu grubu dağıttı. Solcu gruplarla jandarma arasında arbede oldu. Ondan sonra olaylar mimarlık bölümüne doğru kayıyor.
jopcu tayfanın (bkz: jopcu) 'amanda onlar orada gorevli siz uyurken onlar sizi koruyorlar hem otoritenin dedigine yaptıgına karsı gelmek mi olurmus' diyerekten jandarmaları savunacagını tahmin ettigim saldırıdır. beklemedeyiz.
--alıntı--
21:28 itibariyle başlayan jandarma müdahelesi, telefon ile alınan bilgilere göre oldukça ciddi sonuçları olacak bilinen sert müdahelelerden sonuncusu. işin içinde iki panzer ve 100'den fazla robocop ve kütüphaneye tıkılmış biber gazı, cop darbeleriyle ölümüne girişilen öğrenciler var.
turkiye nin asla temizleyemeyecegi kara lekeleri'ne bir leke daha eklenmesi an meselesi.
20 kişinin 1 kişiyi sıkıştırmasına müdahale eden jandarmanın yine suçlu çıkarıldığı (ya da çıkarılmaya çalışıldığı) olay. nasıl böyle bir sonuca varıldı ben de anlamadım. ulan adam pkk flaması indirdiği için sıkıştırılıyor, jandarma gelip çocuğu kurtarıyor, ama yine jandarma suçlu oluyor. ulan harbiden ge..sansür..lısınız siz.
sırf şu beyinsizlere ders olsun diye o okulun polis kontrolüne verilmesini gönülden arzuluyorum, ama sonra bu küçük güruh için geri kalan bütün öğrencileri yakmak anlamsız olacak.
otorite falan istemiyoruz diye zırladığınızı duyabiliyorum. eh, o zaman gazi'deki ülkücü tayfasının tüm etkilerine açık olan okulunuz, bu arkadaşların istilasıyla yaşanmaz bir yer olup çıktığında ağlayıp zırlamalarınızı kimse dinlemeyecektir.
bir de, jandarma saldırısı ne lan? madem gazeteodtülü şudur budur diye bir şey çıkarmışsınız ortaya, haberciliğin birinci kuralı olan objektifliği atlamamanız gerektiğini de bilmeniz lazımdı. kolluk kuvveti saldırır mı bre cahiller? fasulye gibi kendini nimetten saymak denir buna sadece. jandarma saldırmış. oldu, solcular ne zaman karşı saldırıya geçecek peki, ondan haberiniz var mı? gerçi objektifliğe gelene kadar öğrenmeniz gereken çok şey var. daha tazyik kelimesinin nasıl yazılacağını bilmeyen insanlar yazıyor orada. imla hatalarından bahsetmiyorum bile.
burada yazan elemanlar, allah bilir hürriyet'e sabah'a falan yanlı yazıyorlar diye küfreden tiplerdir. seveyim sizin yansızlığınızı.
gazete odtü'lüde yapılan yorumlardan biri şöyledir.
--spoiler--
surda ki yorumlari okuyunca odtunun son halinin icler acisi oldugu gercegiyle yuzyuze geldim. bu arkadas bir afis indirmistir ve bu afis sadece nevroz afisidir, ne bir pkk propagandasi ne de boluculukle alakasi yoktur. afis indiren kisiye olan tepki de normaldir, ama bu bir linc girisimi degildir. istense linc zaten gerceklestirirdir. siz egitim almaya gelen arkadaslarin ozgurce yasamasi icin boyle kisileri saldiridan uzaklastirmak icin, belki de evet aktivite yapmasini engellemek icin gosterilmis bir tepkidir. ama bir linc girisimi kesinlikle diildir. 1 kisiye elbette 20 kisi gidilecektir cunku afisimizi niye indirdin denildiginde ordan 20 kisinin sanane diye kalkip saldirida bulunacagi kesin diildir. eger 20 kisi 1 kisiye saldirmis olsa ustte yorum yapan arkadaslarimiz kendilerince hakli olacaklardi ama boyle bir durum da yok. ve ne kadar uzucu ki bu arkadaslarin takildigi nokta 20ye bir olmasi ya da evlerine gidememeleri. Oysa kutuphanelerini jandarma basmis, arkadaslari sirf dusuncelerinden oturu gozleri onunde jandarma tarafindan dayak yemisler umurlarinda degil. bugun orada dusuncelerini bir afisle anlatmaya calisan arkadaslarimizin afisi indiren kisi yarin sizin kendinizi anlatma biciminiz olan kupenize, saciniza ya da kiz arkadasinizla beraber elele kolkola dolasmaniza da karisacakalardir. ayrica indirilen nevroz afisi zaten haftalardir orada asilidir, indirilme olayinin nevroz arifesinde olmasi manidardir, provakasyon olabilmesi mutemeldir. Ayrica mimarlikta jandarma biber gazi kullanmistir.
Bence burda 20ye 1 diye bu olayi delikanlilik muhabbeti sanan arkadaslar gozlerini acsinlar da olaylara bu kadar yuzeysel bakmamayi ogrensinler.
--spoiler--
polislerin fasistlerle bir araya gelip adam dovdugunu bilmeyenlerin 'amanda onlar sizi koriiiler laf edilmez onlara edilmeeez' ve 'universite ideoloji ogrenme yeri degildir okuyun işinize bakııın işinizeeee' diye sızlanarak jandarmaları korudugu olaydır.
yine şaşmadım. 'otoriteye karsı gelme, otorite buyuktur, otorite ne derse dogrudur, dogruuuuu' diye bir tarafını yırtanların her daim sivillere karsı olmasına.
kiraların, vergilerin, sigortaların altında ezilirken sesiniz cıkmaz da, bu gibi olaylarda jopculuk yaparsınız anlamıyorum, hayır anlıyorum. gelisiguzel anlamıyorum dedim.
bu ulke zamanında ekonomi kitabı (bkz: das kapital) okuyup farklı ekonomik argumanlar uretenleri de dövmüstü, öldürmüştü, asmıstı.
aynı şekilde bir uyarma eylemi; gazi üniversitesi'nde 20 ülkücü tarafından, atıyorum, başbuğ'u anma günü afişini indiren bir vatandaşa yapılsaydı, yani sadece itişme kakışma ve aralarına alma şeklinde vuku bulsaydı olay, acaba ne yorum yapılacaktı merak etmekteyim. yine bu kadar geniş çerçeveli bakabilecek miydiniz olaya?
benzer olayların ardından hep yapıldığı gibi kimi aptal ayağına yatan çakal zevatça hakkında abuk subuk değerlendirmeler yapılan olaydır.
bu zatlar üniversite denen yapının içinde gaz bombaları, copları ve plastik mermileri ile terör estiren bir yapılanmanın var olmasını olağan karşılıyor zîra. biz buraya üniversite değil, kışla diyoruz. zîra ancak kışlalarda eğer varsa kütüphaneye gaz bombası atılabilir, aynen 1 mayıslarda hastanelere atıldığı gibi.
faşistlerin ellerine geçen her fırsatta işi bir şekilde pekekeye dayandırarak üste çıkmaya çalışması, odtü'yü gazi üniversitesi, marmara üniversitesi ya da selçuk üniversitesi gibi insanların ülkücülerin devlet gözetiminde satırlı saldırılarına maruz kaldığı bir üniversiteye çevirme arzusu gözlerden kaçmamaktadır.
faşist biriyle anlamadığı bir dilde konuşulmuş, ona faşist olduğu söylenmiştir. sanırım beklenen 20 kişi ile bu tipe öldürünceye kadar kendi anladığı dilden seslenmek... ama odtü'de bu çok nadir olmuştur ve olduğunda da sol kendi içinde tartışa tartışa bugüne gelmiş, faşizme kendi diliyle seslenmemeyi öğrenmiştir.
copseverleri kutsadıkları bu şiddetin bir gün bulması an meselesi. o zaman ne yüzle karşı çıkarlar ya da "zevk almaya" mı bakarlar bilmiyorum.
sütten çıkmış ak kaşıkların uğradığı müdahale. polis müdahale eder faşist dersiniz , jandarma müdahale eder saldırı dersiniz ancak hep haklı sizlersiniz. 20 kişi birden bir flama , afiş , duyuru her neyse o indirildi diye hesap sormaya gider mi? bu bir gövde gösterisi , meydan okuma değil midir? pasivize ederek , sadeleştirerek , saflaştırarak güneşi balçıkla sıvamaya gerek yok. kütüphaneye gelen sütten çıkmış ak kaşık sayısı 20 , kütüphaneye müdahale eden jandarma sayısı 10. kimlerin nereyi bastığı apaçık ortada. jandarma saldırısı? tartaklanan çocuğu deskin arkasına koymuşlar o an orda yaşanan diyaloglar , 20 kişinin gösterdiği davranışlar , ağızlardan çıkan sözler biliniyor mu? bırakın burda dansöz gibi kıvırmayı gerçekler irdelenince kimin neye saldırdığı anlaşılır.
--alıntı--
Saat 16.30 sularında bir öğrencinin kütüphane önündeki standı dağıtmasıyla başlayan olaylarda gerginlik sürüyor. Yaklaşık 300 öğrencinin Jandarma Karakolu önünde beklemesinin ardından jandarmanın müdahalesi ile zirveye tırmanan olaylarda gaz bombası ve tazyikli sudan etkilenerek yaralanan öğrenciler var.
ODTÜ, Ankara – 16.30 sularında Nevroz duyurusu için kütüphane önünde stand açan öğrencilerin standının dağıtılması ile başlayan olaylar tırmanıyor. Yaşanan gerginliğin ardından Jandarma Karakolu önünde toplanan ve göz altına alınan bir arkadaşlarını serbest bıraklımasını isteyen öğrencilerle jandarma çatıştı. Jandarmanın sert tutumu tepki toplarken taşların, biber gazının ve tazyikli suyun kullanıldığı çatışmada pek çok öğrenci yaralandı. Çatışmanın büyümesinin ardından Jandarma'nın göz altına alınan ODTÜ öğrencisinin Adli Tıp'ta^yapılan kontrolün ardından serbest bırakılabilecğini söylemesi ile ortalıkduruldu. Bu haber üzerine Karakol önünden Yurtlar Bölgesi'ne yürüyüşe geçen öğrencilerhalaylar ve türküler eşliğinde, gözaltına alınan öğrencinin serbest bırakıldığı haberini bekliyor. Öğrencilerin, arkadaşlarının serbest bırakılmasına kadar bekleyişlerini sürdürecekleri öğrenildi.
abuk subuk diye nitelendirilen değerlendirmenin cevapsız kaldığı olay. o okula gaz bombası, plastik mermiler ve coplar neden sokulmuş acaba hiç sorgulandı mı? sonuçta odtü denen yer, son yıllarda bu tip eylemlerle sıkça anılan bir yer olmaya başladı. siz belki kendi düşünce dünyanızda davanızı haklı görüyor olabilirsiniz, karşı taraf da öyle görüyor olabilir. ama sonuçta iki tarafı da zerre skine sallamayan büyüük bir çoğunluk var orada. ve sizin bu hır-gürleriniz, dünyayı kurtarma çabanız falan, bu çoğunluğun huzurunu bozuyor. kiminiz bu çoğunluğu apolitik ve bön olarak niteliyorsunuz, ki bu da sizin zavallılığınız, orası ayrı mevzu. bozulan huzurun tesisini yapmak da kolluk kuvvetine düşüyor. siz sanıyorsunuz ki, kolluk kuvveti sizi baskı altına almaya çalışıyor. bu kadar önemli mi sanıyorsunuz kendinizi. ahah, güldürmeyin adamı, siz kimsiniz yahu. kolluk kuvveti, orada sadece huzuru sağlamaya çalışır, başka bir şeyi değil. bunu da, huzursuzluk çıkaran grup tarafından karşılaştığı direnişin seviyesine göre yapar. 500 kişilik bir grup varsa şayet, gaz bombası da kullanır, plastik mermi de. ne yapsaydı? calculus sınavı mı düzenleseydi? sınavı geçen haklı mı deseydi?
pkk bayrağı değil de nevroz afişi indirmiş. peki, arkadaşın yaptığı yanlış, burası bariz. bunu eleştirebilen güzide beyinleriniz, 20 kişinin uyarmaya gidişini nasıl hoş karşılayabiliyor? karşıt düşüncenizdeki 20 kişilik bir grup, sizin aynı istikametteki bir hareketinize, aynı ölçüde, kalabalık bir sıkıştırmayla karşılık verseydi tepkiniz ne olurdu? buna cevap verebiliyorsanız, konuşalım. yok veremiyorsunuz, gölge etmeyin.
şu odtü'de bilim ve insanlık namına ne zaman bir şeyler yapılacak diye sordurtan eylemin sonucudur. ota boka olay çıkaran çapulcu gençlik birbirini kırmayı matah sanırken jandarma kan dökülmesin diye gereken müdahaleyi yapmaktadır. adı da saldırı oluyor işinize gelmeyince, size müstehaktır.
teknokent servisiyle eve dönmekte olan yolculardan biri olarak, o bölgedeki trafiğin neden kaynaklandığını bu başlıkta öğrenmiş bulunmaktayım. zira, çarşı bölgesinde yoğun bir trafik söz konusuydu. elbette hem özel araçlarındakiler, hem de servis şoförleri ve yolcular bu trafiğin sebebini bilmeksizin, "acaba kaza falan mı oldu" düşünceleriyle gıdım gıdım ilerlemekteydik. derken, ters istikametten gelen bir servisin şoförü, "geri dönün, ileride heyelan (?) var" gibisinden bir şey dedi. bizler de anlamadık, heyelan mı dedi, başka bir şey mi dedi.. sonra "eylem demiş olabilir" diye düşündük. baktık trafik ilerlemeyecek, bizim şoför de yön değiştirdi ve diğer kapıdan çıktık.
bu sene yapılan rektor atamalarının ardından akp ve rektor tayfası ilk iş olarak universitelerde sol un sesini kısmaya calısmıslardı. fasist+polislerin ortak duzenledigi saldırılarda, kendilerini savunan ogrenciler cezalandırılmıstı (#4862852). bu saldırılar marmara ve itu de es zamanlı olarak gerceklestirilmişti. bu saldırıların akabinde solcuların panolara nato ve neoliberal politika karsıtı anti-militarist afis asması yasaklanmıs, ardından 'amerigggaaa size fırsaaaad vereceeeeg fırsaaaad' tarzı afisler yapıstırılmıstı.
tabi ki butun bunların birbirine yakın zamanlarda olması katıyyen ve katıyyen tesaduftur.
odtu de ogrencilere yapılan saldırıların sadece ve sadece guvenlik saglamak amacıyla olması gibi.
jopcu tayfanın hala ve hala kapitalist argumanlarla savundukları jandarma saldırısındır.
tabi ki, 80 darbesi sonrası politizasyonu bozulmus ve apolotikleşmiş bir halkın bundan farklı tepkiler vermesi beklenemezdi.
'aiiileni goruuuu aileeeeeni, okuuuu, bir işeeeee girrrr, araba televizyon ev aaaaaaal, soraaaaa daaaa ölene gadddaaaar picama ile tvnin garsısınnaaaa geeec oddduuur' diyen ve kendisini gayet haklı goren bir dusunce ile karsı karsıyayız.
tabi ki, bu dusuncelerinin altında devletin her zaman halka hizmet amacı guden, halka ölesiye bir sekilde iş bulmaya calısan bir olusum olduguna dair olan inancları gorebiliriz.
yok canım. kapitalizmin basını ceken ve 80 den itibaren iyice yayılan neoliberal politikalar insanların iş bulmasına musade etmiyor. ve tabi ki dunyanın her yanında anti-kapitalist tavırlar jop altına giriyor, jopcularda ellerinden alınan bir ton paraya bakmaksızın 'bu anarsikler galdırııım gırıyooolar galdırıııım' diyerek protestocuları taslıyorlar.
yunanistan gencligi adı altında tartısılan yunanistan isyanında jopcu yorumlar yapanlar hala jopculuklarına devam ediyorlar.
Nevroz olayı hükümet tarafından resmileştirilmeye çalışıl mıyormu? Bunun cevabı evet. Peki, farklı görüşlere bu tahammülsüzlük nereden geliyor? Cevabı eğitim sistemimiz olabilir mi? Türkiye'deki herkes bir yanlışın meyvesidir. BU zamana kadar otoriteye bağımlı, dini bütün ve milliyetçi bir nesil yetiştirmeye çalışan zavallıların ektiği tohumdur bu olay. Öylesine bir tohum ekilmiş ki, üniversite siyaset yapma yeri midir şeklinde bir soru bile sorulabiliyor. Yaşınız kaç üniversitedeyken? Sizler bir birey değil misiniz? Sizlerin siyasi görüşü yok mudur? Fetullah'ın beyin yıkama okulları ve eğitim kurumları siyaset yapınca sesiniz neden çıkmıyor? Bu ne iki yüzlülüktür beyler. Karşıt görüşlere olan saygısızlık, afişleri kafanıza göre indirmeyi mi salık veriyor sizlere? Sonra müdEhale olunca jandarma ve polisin insanlık dışı uygulamaları sokuluyor devreye. Üniversitede polisin ve jandarmanın işi olamaz. Yunanistan'da olaylar çıktığında öğrenciler gösterilerini üniversitelerin etrafında yaptılar. Müdehale olacağını anlayınca üniversiteye sığındılar çünkü, üniversiteye polis giremezdi. Fransa'da gençlere yönelik sosyal reformun ne gibi bir tepkiyle karşılandığını unutmamak gerekir. Günlerce isyanlar sürdü ve maddi zararlar verildi. Herşey, haklarının elinden alınmasını kendilerine küfür sayan insanların bir tepkisi olarak gelişti. Bunlar sadece bir örnektir ama şunu bilin ki bu durum tüm demokrasilerde böyledir. Demokrasi isyanların rejimidir. Kendi hakkını savunmaktan ve başkalarına karşı uygulanan şiddete göz yummamakktan aciz iseniz gün gelir aynı şeyler başınıza geldiğinde tutunacak bir dal bile bulamazsınız.
Tepkisiz bir toplum olmamız ne yazık ki bizlere büyük zararlar veriyor. Bırakın ODTÜ'lü öğrenciler başlarının çaresine kendileri baksın. Bizlerde bu olayı hiç konuşmayalım ve duyurmayalım. Bizlerin istediği budur heralde.
birbirinden farklı haberlerden yola çıkarak yanlış olduğunu düşündüğüm başlık. zira bunun bir saldırı mı, eşkiyalık mı yada çatışma mı olduğunu ancak, güvenilir kaynaklardan alınan, çelişki içermeyen, kesinlik kazanmış haberlerle anlayabiliriz.
bir zat ı muhterem, güzel söz söylemiş tarihin birinde; "ben bir karar vermeden önce 24 saat beklerim" diye. günümüzün heyecanlı sözlük ahalisi, değil 24 saat 24 saniye bile sabredemez olmuş. tabiki olayı ve gelişmeleri anında kamuoyuna bildirmek gayet hoş bir davranış fakat, buna önyargılı ve eksik bilgili analizler eklenince baya bir pazar yerine dönmüş başlık.
kimileri olayın "pkk bayrağı indiren çocuğa 20 kişi dalmak" tan ibaret olduğunu iddia ediyor. kimileri "nevroz afişlerini indirip, 20 kişi tarafından uyarılan çocuğun destanı" diyor. başkası çıkıp "olayın öncesinde faşistler standa saldırı düzenlemiş" diyor. piyasa birbirinden farklı haberlerle dolunca, birbirinden farklı ve aşırı ilginç tepkiler de geliyor güzel yazarlarımızdan. hatta kimileri aşırı gaza gelip abazalığını kampüste dindirmeyi akıl ediyor, hatta küfür dolu bir üslupla fantazi dünyasında gerçeğe dönüştürüyor bu arzularını.
ayrıca gazeteodtülüye "objektifliği, dinamikliği ve mükemmel derecede anlaşılır üslubu" nedeniyle teşekkürü bir borç bilirim, fakat teşekkür etmeyip borçlu kalırım, ne de olsa "borç yiğidin kamçısı, koç yiğidin köroğlusudur" .
neresinden baksam nasıl algılasam bilemediğim olay.
şimdi içeride birisi bir yerlerde pkk bayrağı asmış. buna birisi karşı çıkmış. birileri de bu karşı çıkanı alaşağı etmeye karar vermişler.
öncelikle bu pkk bayrağı asıldığında içeride sivil yok muydu? yani polis'in jandarma'nın bundan haberi yok muydu?
şayet içeride asılan pkk bayrağı değilse bu arkadaş neden bu kadar kargaşa çıkarttı.
bir yandan da o alaşağı edilmek istenen çocuk da haklı olabilir diyorum çünkü alenen pkk bayrağı asmasalar da imalı şekillerde eylemler yapıldığını ve bunu da yasal sınırlar içerisinde yaptıklarını çok gördüm şerefsizlerin.
şimdi iki ihtimal de var. olayın ayrıntıları belli olmadan birşeyler söylemek zor. ama bu olay kıvılcım olursa bu ülke karanlık günlerine geri döner.
sağduyulu olmak lazım. konuşarak halledilebilir birçok şey.
Nevroz duyurusu için kütüphane önünde açılan standa bir öğrencinin saldırmasıyla başlayan olaylarda 1 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencinin serbest bırakılması için yapılan eylemin Jandarma tarafından dağıtılmak istenmesi sebebiyle ODTÜ Jandarma Karakolu önünde büyük çatışma çıktı. Biber gazı, tazyikli su ve taşların konuştuğu olaylarda iki öğrenci yaralandı.
ODTÜ, Ankara; 18 Mart günü Kütüphane önünde Nevroz duyurusu için açılan standa saldıran öğrenci, kütüphanenin "rezerve" bölümüne girmesinin ardından standı dağıtılan öğrenciler tarafından takip edildi. "Rezerve" bölümünde yaşanan tartışma esnasında jandarma robocoplarla kütüphaneye girerek standı dağıtılan öğrencilere saat 17.00 sularında müdahalede bulundu. Görgü tanıkları tarafından "ODTÜ"de son yıllarda görülen en büyük şiddet kullanımı" olarak adlandırılan müdahale ile birlikte Nevroz standını dağıtan öğrenci Jandarma tarafından kütüphaneden kaçırıldı. Müdahale esnasında bir ODTÜ öğrencisinin gözaltına alınmasını ve şiddet kullanımını protesto etmek için toplanan öğrenciler Jandarma Karakolu'na yürüdü.
Jandarma Karakolu önüne gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılması talebiyle toplanan öğrencilere Jandarma tarafından red cevabı verildi. Jandarma'nın dağılmaları yönündeki isteğini reddeden ve saatler ilerledikçe sayıları 500'ü bulan öğrencilere saat 20.30'da sert müdahalede bulunundu.
Jandarma tarafından kullanılan tazyikli su nedeniyle a4 kapısından Yurtlar Meydanı'na inen yokuşta bir ırmağı andıran görüntüler oluştu. Biber gazı, tazyikli su ve taşların kullanıldığı arbede bir çatışmaya dönüştü ve yaklaşık 21.45'e kadar devam etti. Müdahale esnasında bir öğrenci tazyikli suyun etkisiyle düşme sonucunda kolu kırılarak, bir öğrenci de biber gazı kapsülünün isabet etmesi sonucunda yaralandı; pek çok öğrenci kullanılan biber gazı nedeniyle zor anlar yaşadı.
Saat 21.45 sularında Jandarma öğrenci temsilcileriyle bir görüşme yaptı ve gözaltına alınan öğrencinin Adli Tıp'ta yapılacak olan kontrolün ardından serbest bırakılmasının sağlanması için çaba göstereceklerini belirtti. Bu söylemin ardından Jandarma Karakolu önünden Yurtlar Meydanı'na yürüyüşe geçen öğrenciler soğuk havanın etkisinden korunmak için ateş yakarak halaylar eşliğinde bekleyişe geçti.
Saatin ilerlemesi ile birlikte 23.15'de Yurtlar Bölgesi'nde bir yürüyüş yapan protestocu öğrenciler 19 Mart günü saat 18.00'da Yemekhane önünde toplanmak üzere saat 00.00'da dağıldılar.
olayı tam anlamıyla bilmeesemde tahmin etmek hiçde zor diğildir.
türkiye cumhuriyeti polisinden sonra jandarmasınıda kaybetmiştir. aslında bu durumda kaybeden silahlı kuvvetler ve jandarma olacaktır. yegane güvenilir yapılanma olan tsk jandarmalara çeki düzen verme işini biran evvel gerçekleştirmeli, kendini ülkücü olarak niteleyen niteliksiz adamlarla işbirliği yapan jandarma komutanlarını ve kadroyu derhal tasfiye etmelidir.
odtü'de yaşananların bir benzeride uludag universitesi kampüsü içinde yaşanmıştır.yurtkur binalarının yanında bir jandarma karakolu mevcuttur lakin öyle bir durum vardır ki; yanındaki binada bile güvenliği saglayamamaktadır jandarma karakolu.
vay memleketimin haline diyor , esefle kınıyorum.
gazeteodtülü'de olayla ilgili şu şekilde bir analiz yapılmış.
--alıntı--
bu yorumu daha önce başka bir habere yazmıştım. ama burada da lüzumlu olduğunu düşünüyorum:
yukarıda anlamadan etmeden devrimci-demokrat öğrencilere ateş püsküren zevat...
pek farkında olduğunuzu düşünmüyorum ama genelde devrimci-demokrat öğrencilere atfettiğiniz bir şeyi yapıyorsunuz. size göre ideolojik tutumu olan insanlar olaylara tarafsız bakamaz. hemen insanları yaftalar. maalesef burada insanların türk olduğu için faşist diye yaftalanmasından devrimci-demokrat öğrencilerin "kesin bi halt yemişlerdir" diye yaftalanması var. daha kötüsü bu şekilde jandarmanın joplarla kütüphaneye girmesi ve akşam yurtlar bölgesini gaza boğmasını haklı gösterilmesi var.
bugün şovenizmden arınmış öğrenciler olarak biz; "kürt ırkçılığı"(!) yapmakla suçlanıyoruz. iddianın gülünçlüğüne hiç girmiycem. ama ne hikmetse bizi ırkçılıkla tenkit eden beyefendi "sarı-kırmızı-yeşil paçavralar" söylemini kullanırken ırkçılık yapmamış oluyor. sen 1000 yıldır aynı coğrafya'da yaşadığın kardeş bir halkın renklerine paçavra diyeceksin. ondan sonra ben "newroz piroz be" yazdığımda ırkçılık yapıyor olucam! ben hayatım boyu böyle bir çifte standarttan faydalanamadım maalesef.
aslında bu "newroz piroz be" lafından duyulan rahatsızlık ahmet türk'ün maruz kaldığı ikiyüzlülükten pek farklı değil. aynı ikiyüzlülüğü odtü'de yapan arkadaşlar; yaptıkları işin mersin'de bayrağı tutuşturan çocuklardan pek farklı olmadığının farkında değil maalesef. sosyalistler türk-kürt-ermeni hiçbir halkla bir sorunu olmadı. hiçbir halka hakaret etmedi. türk olduğu için kimseye faşist muamelesi yapmadı(sosyalistler içinde çok türk var hadi bakam!). faşist olduğu için yaptı.
1.90'lık iri yarı bir vatandaşın standda sadece iki kadın arkadaşımız varken gelip flamayı yırtmasından bahseden yok. ama nedense bütün sorun bu vatandaşa terbiyeli olmasının 10 kişi tarafından söylenmesi! belki de kimsenin flamayı yırtan adamın ne yaptığından haberi yok. belki öğrenmeye gerek bile duymuyor. ne de olsa işin içinde devrimci-demokrat öğrenciler var ya kesin yemişlerdir bi halt! pis bölücüler! şerefsiz pekakalılar! yaftalaması kolay tabi. tüm bunlar olurken jandarmanın yetkisi olmadığı halde kütüphaneye joplarla dalıp insanları tartaklamasına tek bir söz yok. bütün suç okulumuzdaki "bazı gruplar"da(!). hem çocuğu da rahatsız etmeselerdi canım, yaptığı yanına kar kalsaydı! jandarma güye adli bir olayın soruşturmasını yamasına rağmen olayın muhattabı olarak "sarı-kırmızı-yeşil" bayrağı yırtan terbiyesizi gözaltına almıyor. dahası tanık olarak bile dinlemiyor. bunu düşünen yok. çünkü daha kolay bir şey var: bilmeden, etmeden yaftalamak.
bitmedi dahası da var. jandarmanın karakol önündeki kalabalığa da müdahele etmeye hakkı yok. çünkü bu insanlar jandarmanın görevine engel olmuyordu. arkadaşlarını bekliyordu. eğer gözaltındaki arkadaşını beklemek paşazedelerin görevine engel olmaksa işimiz iş. en ufak olayda bir araba dayak yiyeceğiz demektir. benim size tavsiyem bir daha karakola işiniz düşerse kalabalık gidin. ne olur ne olmaz!
uzun lafın kısası jandarmanın kütüphaneye müdahele etmeye hakkı yok ama oradaki kalabalığın arkadaşlarını beklemeye hakkı var! yani ege; hiç ideolojik falan değil gayet objektif bir haber yapmış.
--alıntı--
pkk'nin, eylemleri buyuk sehirlere tasima planinin bir parcasi olabilir.
gecmiste ayni arkadaslar tarafindan kimya onunda asilan stalin fotografi da bir diger 1.90lik cecen arkadas tarafindan "bu adam benim suleleme neler cektirdi biliyor musunuz" gibi bir gerekceyle indirdigi vakit de ayni 20 kisilik ekiple karsilik gelmisti. demek ki bu, odtu solcusunun standart bir tepki proseduru.
yillardir bu ulkede turban masum bir giysi degil de siyasi bir simge olarak gorulur ve ona gore hor davranilir. simdi, jamaika gibi bir ulkede sari kirmizi yesi renkli mendilleri asarsaniz yoldan gecenlerle beraber reggea soyleyip eglenebilirsiniz, ancak artik turkiye'de onlar masum birer mendiller degil bir siyasi simgedir. tepki gosteren biri illa cikacaktir.
sadece itisme olmusmus, okulda jandarma/polis falan olmasa linc de olacakti eminim.