sinema tarihinin altın filmlerinden biri. henry fonda' nın yanı sıra lee j. cobb' un performansı da harika. bunun yanında bütün filmi aynı iç mekan çekimi eşliğinde ve aynı eksende izleriz. kompleks bir kurgusu olmamasına rağmen toplumun minimalize edilmiş bir portresi olan 12 insan bize sürü psikolojisi, önyargılar ve yanlış kararlar gibi olumsuz ve patetik örnekler ile düzenlenen çürümüş toplumu ve buna rağmen bazen fitili ateşleyecek bir spartacus eşliğinde esenliğe kavuşulabileceğini anlatır. bu kadar küçük bir bütçeyle böyle bir anlatım inanılmaz gerçekten. izlediğim en iyi bir kaç filmden biri.
hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini ve asıl gerçeğin ayrıntılarda gizli olabileceğini kafamıza kazıyan başyapıttır. film, hukuk sisteminde önyargıların ve kişisel görüşlerin ne derece ön planda olduğunuda ciddi biçimde irdelemiştir.
--spoiler-- henry fonda'nın oynadığı 8 nolu jürinin, filmin sonuna kadar tüm jüri üyelerinin görüşlerini değiştirmeyi başarabilmesi ise bu filmin en can alıcı noktalarındandır.
--spoiler--
ben böyle bir film daha görmedim. tek odada geçmesine rağmen bir anında bile sıkılmadığım filmdir. küçük bütçelerle de aslında büyük filmler çıkabileceğini bir kez daha kanıtlamıştır bizlere. ayrıca amerikan jüri sistemini çok da güzel eleştirmektedir aslında..hukukçu arkadaşlara izlemesini tavsiye ederim.
senaryo muhteşem, oyunculuklar muhteşem. ulan senarist, o kadar ayrıntıyı nasıl buldun da çıkardın be ? bir kişinin 11 kişiyi nasıl etkileyebileceği, şüphelerin, verilen kararların önemini anlatan harika film.
klişenin marjinal olduğu zamanlarda çekilmiş enfes film.
tek mekanda geçen ve sırf diyaloglara dayalı filmlerin baş tacı. the man from earth'le aynı stille çekilmiştir. ayrıca bunu beğenen onuda beğenmiştir. yada tam tersi.
izleyenler dikkat etmemiş olabilir, filmle ilgili çok ince bir detay;
--spoiler--
filmin sonunda 2 jüri üyesinin mahkeme binasından ayrılmaları esnasında birbirlerine isimlerini söylemeleri dışında filmde hiç isim kullanılmaz. Davalı "çocuk", tanıklar da "yaşlı adam" ve "karşı sokaktaki kadın" şeklinde anılır.
--spoiler--
"para harcanmadan güzel film yapılamaz." önyargısını taa 1957 yılında kırmış filmdir. film zaten başlı başına önyargıları yıkma üzerinedir.
bir oda içinde gerçek zamanlı olarak 12 tane adamın sırf diyalog halinde geçen siyah beyaz filmdir.
100 dakika için de bir adamın ikna kabiliyeti ile önyargıları nasıl kırabileceğini, natçılığın gereksiz olduğunu, ve tartışarak sorgulayarak her sorunun çözüleceğine inandıran fevkaladenin fevkinde filmdir.
--spoiler--
"görünen ile gerçek arasında ayrıntıyı herkes göremez, bunun için cesaret ve sorgulama gerekir"
--spoiler--
büyük bir zeka ürünü filmdir. yüksek bütçeler harcamadan, bilgisayar efektleri kullanmadan, lüzumsuz flashbackler yapmadan bir cinayetin anatomisini ortaya koyar. basit bir konu ve basit bir yönetmenlik tekniği ile nasıl destansı film yapılır? işte böyle yapılır. sidney lumet gibi.
çok harika karakterlerin olduğu 1957 yapımı bir film. ayrıca henry fonda'nın ismi her nasıl olmuşsa aklımda james fonda olarak kalıp bugün görsellere girdiğimde bir kadınla karşılaşmam şok etkisi yaratmıştır bende.*
iki versiyonunu da izlemiş olup ikisinin de aynı diyaloglara sahip olmasına rağmen apayrı lezzetler verdiği gördüm. ancak edward james olmos ve danny glover'ın ikizi gibi duran ossie davis'li kadro bir kaç adım önde benim gözümde.
bu arada bu filmin bir de türk versiyonu çekilse 8 numarayı banko ahmet çakar oynar, 3 numara da yılmaz vural olurdu.
tamamen insanın kişiliğini sentezlemeye yönelik, '57 yapımı bir film olup, filmde olması gereken aksiyonun, hızlı sahnenin başka yollarla dengelenebileceğini göstermiştir. kişiye yönelik çıkarımlar yapılmasına sevk eder. kendinizi sorgularsınız.
film boyunca yargısız infazla, önyargıyla, cehaletle savaşan bi mimarın mücadelesini izlersiniz. filmin başında siz de "çocuk suçlu lan" dersiniz ama henry fonda'nın ilk ikna ettikleriyle siz de "galiba masum ya" diyerek yavaştan ikna olursunuz. daha sonra sıradan her ikna olanla beraber "heyt be" diye sevinmeye başlarsınız. artık siz de açık sözlü, cesur mimarın yanında mücadele etmektesinizdir. savaşın sonunda adalet, vicdan ve insanlıkla beraber siz de galipsinizdir. **