12 angry men

entry370 galeri29
    150.
  1. tek bir odada geçen mükemmel ötesi film.

    siyah beyaz çekimine bakıp aldanmayın kesinlikle arşivlerde bulunması gereken şaheser.

    (bkz: henry fonda)
    3 ...
  2. 151.
  3. bütün hukukçuların yılda en az 1 kere olsun izlemeleri gerektiğini düşündüğüm başyapıt. henry fonda'ya söyleyecek söz bulamıyorum.
    2 ...
  4. 152.
  5. bir ya da iki kamera ve 12 tane adamla çekilmiş harika bir filmdir. ön yargıyı kırmayı sağlar.
    1 ...
  6. 153.
  7. Hemen herkese tavsiye ettiğim sıradışı film. Bir odada olup biter herşey ama zerre sıkmaz. Sıkılan gitsin renkli film izlesin amk!
    4 ...
  8. 154.
  9. siyah-beyaz veya eski filmler olsun bunlara önyargılı olduğum zamanlardı. bu filmi abimin tavsiyesiyle izlemeye başladım ki bir iki dakika sonra sıkılıp kapattım. ama sonralardan izlediğim it's a wonderful life ve casablanca gibi filmler sayesinde bu önyargım kırıldı ve bu filmi de izleme listeme aldım. çok övülen bir film, bakalım nasıl bir tecrübe olacak.
    1 ...
  10. 155.
  11. insan hayatının ne kadar önemli olduğunu, karar verirken ne kadar ince düşünmek gerektiğini ve önyargılarımızın gözlerimizi kör ettiğini gösteren şahane bir film.

    en güzel replikler:

    --spoiler--

    juror 10: Bright? He's a common ignorant slob. He don't even speak good English.
    Juror 11: *Doesn't* even speak good English.

    ------

    juror 8:I'd like to ask you something: you don't believe the boy's story; how come you believe the woman's? She's one of 'them', too, isn't she?

    ------

    Juror 3: Look, you voted guilty. What side are you on?
    Juror11: I don't believe I have to be loyal to one side or the other. I'm simply asking questions

    --spoiler--
    2 ...
  12. 156.
  13. izlediğim en farklı film. karakterlerin adları yok, siyah beyaz ve tek mekanda geçiyor. aşırı güzel.
    2 ...
  14. 157.
  15. Kucuk kucucuk bi odadan bu kadar cok dersin cikmasi bu kadar cok seyin insan zihnine o 97 dakika boyunca insani hic sikmadan sokulmasi gercekten kolay bir is degildir ve bir o kadar da sasirticidir, henry fonda nin odaya cikarkanki son bakisi da bence bunu anlatmaktadir.
    3 ...
  16. 158.
  17. maliyeti ne kadar az çok merak ediyorum, 12 adamla ve tek bir odada geçen daha güzel bir film yapılamaz kesinlikle. Ayrıca filmin verdiği çok güzel mesajlar vardır.
    4 ...
  18. 159.
  19. mükemmel ötesi bi film.
    izlediğim sırada kesinlikle sıkılmadım.
    izlemeyenlere kesinlikle öneririm.
    3 ...
  20. 160.
  21. izlemeyenlere önerilir. 1 odada 12 adamın, çocuğun suçlu mu yoksa suçsuz mu olduğunu tartıştıkları bir film.
    1 ...
  22. 161.
  23. türkçe dublajını orijinal dublajından daha fazla beğendiğim filmdir. Müthiş bir kadrosu vardır. (bkz: 12 Mükemmel Adam).Bir de Yönetmenin ilk filmiymiş. Henry Fonda'nın ilk ve tek yapımcılık eseridir.
    1 ...
  24. 162.
  25. sosyal psikoloji dersinde izlediğim beni benden alan mükemmel film. tek bir mekanda geçen ve tamamı diyaloglar üzerine geçen bir film olmasına rağmen kesinlikle izlediğim en iyi yapıtlardan biri. tüm oyuncular göreceli olarak iyi performans sergilemelerine rağmen henry fonda öyle efsane oynamıştır ki yeni nesil aktörlerden neden hazzetmediğimi anladım.

    --spoiler--
    ayrıca henry fonda'nın bıçağı masaya sapladığı sahne kült olmalıdır.
    --spoiler--
    4 ...
  26. 163.
  27. eski filmlere olan önyargılarımdan vazgeçerek izlemiş olduğum film. film sektörünün son 20 yılda büyük atılımlar yaptığı reddedilemez bir gerçek olsa da insanların yaşadığı duygular milyonlarca yıla ait. işte bu yüzden film masumiyet ve yargılama süreci hakkında çok iyi tahlillerde bulunuyor. açıkçası filmi izlerken o kadar olumlu eleştiri yapıyordum ki tekrar izleyeceğimden eminim. özellikle hukuk ile alakalı uğraş verenlere bu filmi öneriyorum ancak bu olay hukuksal boyuttan ziyade kişisel yargılamalarla da alakalı. lütfen izleyin, zaten bildiğiniz bir çok şeyi farkedeceksiniz.

    devamını filmi izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.

    amerikan adaletindeki jüri sistemine pek olumlu bakmamakla birlikte, çok ikna olmasam da fikrimin değişebileceğini söyleyebilirim. filmde bahsi geçen çocuk belki gerçekten suçluydu, ancak görevi yargılamak olan kişilerin kaçırdığı bir çok ayrıntıyı hukukla adaletle alakası olmayan 12 kişi ortaya çıkardı. en başta hepsi, jürinin anlamsızlığını kanıtlayacak derecede tamamen ikna olmuş gibiydi, sadece birisi dışında. hepsi vicdanlıydı, sadece göremiyorlardı. bir insan hakkında hüküm vermek çok kolaydı çünkü. birinin bu konuda emin bile olmadan şüpheli yaklaşımı olayların seyrini değiştirmeye yetti. beni en çok etkileyen sahnelerden birisi de şapkalı herifin sırf tartışmanın daha uzun sürmemesi için fikrini değiştirmesi ve ona gelen tepkiydi. birinin suçlu olması veya suçsuzluğu işte bu kadar basitti yani. bunun dışında aslında fark etmesek dahi içimizdeki vicdan olgusunun bizi doğrulara götüreceğini gösterdi bu film.
    jüri sistemi hakkında tam olarak olumlu düşünmemem ise fikrini değiştiren o mimardan pek bulunmadığını zannetmem ve büyük davalarda jürinin tehdit edilebileceğidir. hele türkiye'de olduğunu düşünün. davanın büyük olmasına da gerek yok. davalının mutlak surette amcaoğlu yada dayıoğlu bu jürinin işini görebilir. vesselam, iyi filmdi. önyargılar konusunda beni daha derin düşünmeye sevketti. o yıllarda böyle bir film çıkarabilen sektöre şapka çıkarıyorum.
    4 ...
  28. 164.
  29. insanın hayatını karartmakla-ona adeta yeni bir hayat vermek arasında, ne kadar ince bir çizgi olduğunu gösteren başyapıt denebilecek filmdir.
    2 ...
  30. 165.
  31. ön yargıları, düşünmeden incelemeden kabulleri ve bir hukukçu olmak için her şeye her yönden bakılması gerektiğini kanıtlayan 12 adamın filmi. aynı mekanda geçen ve sadece diyaloğa dayalı filmler çok ilgimi çekmiştir her zaman. en sevdiğim fişmler de onlardır en sevmediklerim de. eğer bölye bir film çekmeye çalışıyorsanız ya bir şaheser yaratırsınız ki çok zordur zeka, yetenek, emek ... sürüyle şey ister ve bunların hepsini filmin içinde olan herkesten bekler. eğer bunları başaramazsanız da ortaya oldukça sevimsiz bir şey çıkarırsınız. 12 angry men başta 1957 olmasıyla ve hukukla alakalı olmasıyla gönlümü fethetmişti. ama film gerçekten çok zekice yazılmış çok yetenekli oyuncular tarafından ok iyi oynanmıştı. öncelikle doğal olması zaten başlı başına çok iyiydi film de havanın çok sıcak olduğundan bahsediliyordu ve herkes gerçekten terliyordu. ve oyunculuklar. cidden çok iyiydi ben şahsen kusur bulamadım.

    --çok aşırı spoiler--
    ortada bir inayet var ve önünüze birbirini destekleyen deliller geliyor. durup bakıyorsunuz ve sorgulamadan kabul ediyorsunuz.
    babasını öldürdüğü iddia edilen bir çocuk var. öldürdüğü anda alt kata yaşayan 75 yaşındaki yaşlı adam kavga seslerini duyuyor biri "seni öldürücem" diye bağırıyor ve ardından biri yere düşüyor. yaşlı adam 15 sn. içerisinde kapıya gittiğini ve çocuğun kaçtığını gördüğünü söylüyor.
    aynı anda caddenin karşısındaki dairede oturan kadın ise uyuyamadığı için camdan dışarı baktığını ve aradan geçen banliyö trenin son iki vagonunun camlarından çocuğu adamı öldürürken gördüğünü ve çocuğun bıçağı elinde aşağı doğru bir açıyla tuttuğunu gördüğünü söylüyor. ardından da hemen polisi arıyor.
    gelelim çocuğa çocuksa cinayet işlendikten 3 saat sonra kendi ayağıyla eve geliyor evdeki dedektifler tarafından tutuklanıyor. babası yan odada yerde yatarken diğer odada sorguya çekiliyor. babasının göğsüne saplanan bıçağı satın aldığını kabul ediyor ama cebinden düşürdüğünü iddia ediyor. bıçağı aldıktan sonra eve hiç uğramadan sinemaya gittiğini söylüyor. hangi filme gittiği sorulduğundaysa hatırlayamıyor.

    bütün deliller burada. çocuk suçlu mu? diye sorulduğunda çocuğumuz evet deriz. 12 adamdan 11i dedi. ama 1i bir şüphe olduğunu iddia etti. bir şüpheye rağmen 18 yaşındaki bir genci elektrikli sandalyeye oturtmanın kolay olmadığını söyledi.

    ve 1 adam diğer 11 adamın düşüncelerini değiştirdi. çocuğun suçsuz olduğunu kanıtladı mı? hayır. ama delil yetersizliğini önyargıları yıkarak kanıtladı.

    adam yaşlıydı, bir hiç gibi yaşamıştı, bir ayağı aksaktı ve 15 sn içinde yatak odasından koridoru geçerek kapıya ulaşması imkansızdı.
    üstelik bir noktadan bir trenin geçmesi en az 10 sn. sürüyordu ve cinayet işlendiğinde kadının gördüğü göz önünde bulundurulduğunda tren geçiyordu. trenin çıkardığı gürültü nedeniyle adamın net bir şekilde "seni öldürücem" dendiğini duyması ve sesi ayırt etmesi pek de inandırıcı değildi.
    bıçak aşağıya doğru bir açıyla sağlanmıştı ama çocuk serserilerin yaşadığı bir yerde yaşıyordu ve bıçak kullanmakta ustaydı ve bıçak kullanmakta usta olan hiç kimse bıçağı eline aşağıya doğru bir açıyla almazdı bu zaman kaybıydı.
    çocuğun bıçağı aldığı yerde o bıçaktan bir tane daha olmadığı ve sapının işlemeli olduğu söylenmişti. yani cinayeti çocuğun işlediğine dair bir net kanıt daha. işte tam bu konuşulduğu anda henry fondanın bıçağın aynısından bir taneyi çıkarıp masaya saplaması en etkileyici sahnelerden biriydi. bıçaktan bir tane yoktu belki 10 tane daha vardı.
    çocuk cinayeti işledikten sonra bıçaktaki parmak izlerini silecek kadar kendindeydi ama bıçağı oradan almayı akıl edemediği için bıçağı almak için geri döndü. bu da pek akıllıca değildi. üstelik cinayeti gördükten sonra çığlık atan kadını duymamış olması da ilginçti.
    ve tüm bunlara rağmen cinayeti gören bir kadın vardı ve oldukça kendinden emindi. bu geçerli bir delildi. ama iyi bir gözlemcinin farkettiği bir şey vardı. kadının burnundaki izler ve kadının devamlı burnunu ovuşturması. kadın 45 yaşlarındaydı ama kendini daha genç gösterme çabasındayı ve bu yüzden de gözlük takmıyordu (çoğu kadın gibi * ) ve hiç kimse yatağa gözlükle girmezdi. yani kadının gözlüksüz bir şekilde bir tren camından çocuğu net bir şekilde görmesi hiç de akıllıca değildi.

    sonuç olarak bir bütün haline geldiğinde net bir karar çıkarabilen bu kadar delile kanıp 18 yaşındaki bir çocuk belki de haksız bir şekilde öldürülebilirdi. nitekim kim bilir kaç kere öldürüldü de. ama iyi bir hukukçu iyi bir gözlemci olursanız önyargılarınızı yıkmayı başarabilirseniz ve eğer gerçekten vicdanınızın sesine kulak verirseniz adaleti sağlayabilirsiniz.

    peki çocuk gerçekten suçsuz mu?
    bu bir ihtimal.

    xoxo gossip girl diye bitiresim geldi yeminle filmin kitabını yazdım resmen.
    --çok aşırı spoiler--
    2 ...
  32. 166.
  33. sinema tarihine damgasını vurmuş 1957 yılından muazzam filmdir.

    imdb'de en az 3. sırada yer alması lazım filmdir.

    en azından insana bir şeyler katmakta.
    5 ...
  34. 167.
  35. en sevdiği 10 filmin içine ekleyenlere karşı sempati beslerim.
    2 ...
  36. 168.
  37. tek bir oda, hep konuşma ama muhteşem bir film. bu arada tavsiye edilen o tarz bir başka film vardır ki..
    (bkz: the man from earth)
    2 ...
  38. 169.
  39. kesinlikle izlediğim en iyi film.
    3 ...
  40. 170.
  41. 1957 yapımı, amerikan jüri sistemini eleştiren ama alttan alta önyargı konusu işleyen mükemmel ötesi film...

    --spoiler--
    Nereye giderseniz gidin önyargılarınız her zaman sizinle gelir. Henry Fonda'nın filmi özetleyecek nitelikteki bu cümlesi filmin temasını belirliyor. Filmde karakterlere isim vermek yerine, numara sisteminin kullanılması belli bir jüriyi değil, sistemdeki bütün jürilerin önlerindeki yargılamalara bu şekilde yaklaştığını bize göstermek istiyor.

    Gencecik bir çocuğun idam edilmek üzere olması ve buna karar verecek olanların pek konuyla alakalı olmaması, kiminin akşama kız arkadşıyla yiyeceği yemeği, kiminin bowling maçını, kiminin futbol maçını düşünmesi, birileri için insan hayatının ne kadar değersiz olduğunu gösteriyor. Bu tiplere göre toplumun vicdanını rahatlatmak, adaletin sağlanmasından daha önemli bir konu olarak gözüküyor. Bu bir görev olarak görülüyor ve görevin bir an önce yerine getirilmesi için maddi gerçeğin araştırılması hiçe sayılıyor. Oysa toplumun vicdanının, adalet ile sağlanabileceği herkes tarafından gözden kaçırılıyor.

    Bir kişi dışında... Henry Fonda abimiz olaya müdahale ediyor ve bu konunun tartışılmasını istiyor. Kendisinin isteği çoğunluk tarafından kabul görmese de, jüri üyelerini yavaş yavaş kendi tarafına çekmeye başlıyor. işte tam bu noktadan sonra artık önyargı denen meretin ne demek olduğunu ve nelere yol açabileceğini görüyoruz.

    Zannedersem film tek kamerayla çekilmiş, bu da filme ayrı bir güzellik katıyor ve sanki o sırada oradaymışsınız hissi yaratıyor.
    --spoiler--

    Jüri sistemidir, kıldır, tüydür deyip atlanılmaması gereken bir film. Özellikle şu dönem Türkiye'sindeki adalet yapısını düşünecek olursak, önyargılarımız ve kendi mastürbasyonumuz uğrana kimlerin ne çileler çektiğini ve nasıl bir adalet anlayışına maruz kaldığını görebiliriz.
    1 ...
  42. 171.
  43. zamanından 100 yıl ileride bir film. ya da biz amerikadan 100 yıl geriyiz. bilemedim. ama önyargı konusunu mükemmel işlediği kesin.
    4 ...
  44. 172.
  45. her zaman görünene aldanmayın, çoğu zaman gördüğünüzün arkasında bilmediğiniz gerçekler yatar ve siz suçladığınızla kalırsınız temalı film. güzeldi, sanki tek planda çekilmiş gibiydi ve kurgu çok sağlamdı.
    1 ...
  46. 173.
  47. dar alanda çekilmesine rağmen çok başarılı bir yapım. aynısının yerlisi için;

    (bkz: inşaat)
    1 ...
  48. 174.
  49. arkadaş tavsiyesi üzerine izlediğim çok güzel bir siyah-beyaz film. çoğu kişiye sıkıcı gelebilecek nitelikte ama kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük