buram buram psikanaliz kokan filmdir. çok güzeldir. ama demek istemiyorum ama sanki biraz daha çalışılsa gelmiş geçmiş 10 film arasına girebilirdi gibi geliyor bana.
(bkz: indoor)
(bkz: one scene) film türlerinde siyah beyazdır.
siyah beyaz da bir hava nasıl sıcak olur.
ve bunu size nasıl hissettirir işte bunun da kanıtı vardır.
ayrıca Havanın sıcaklığı insan psikolojisi ile eş gider ki bu da hukuksal süreç ile bağlantılıdır.
içinde ki mesajlar bolcadır.
mesela bir filmi ertesi gün hala yaşıyorsam o film benim için iyidir.
bir film benim geri kalan ömrüme tesir ediyor ve bunu hissediyorsam, o film benim için bir efsanedir.
evet bu film büyük bir efsane benim için.
türk milleti olarak önyargı problemlerimiz var. ciddi manada hem de. herhangi bir olaya önyargılı yaklaşmanın sandığımdan çok daha önemli ve sandığımdan çok daha fazla facialara yol açabileceğini daha iyi anlıyorum şu an. çünkü filmi izlerken, kafama vura vura vura bu mesajın verildiğini iliklerime kadar hissettim.
--spoiler--
filmin %95'i tek mekanda geçiyor. karakterleri, yani jüri üyelerinin isimleri bile belli değil. bırakın sizin onları tanımanızı, kendileri de birbirlerini tanımıyorlar. 12 farklı yaşam. yargılar.. önyargılar.. hayat..
ancak filmin sonu ciddi anlamda hayal kırıklığı. muazzam bir son beklentisi triplerine girmeyin. net.
tabi hayal kırıklığı demiş olmam filmin zerre değer kaybetmesi anlamına gelmiyor. çünkü mesaj filmin genelinde, sonunda kesinlikle değil.
ama yine de bana sorarsanız da çocuk... ... ... guilty.*
--spoiler--
okulun hukuk kulübünün etkinliği olarak bir akşam bu film gösterimine kaldık. film siyah beyaz, oldukça eski, tek bi odada geçiyor ama düşüncesi sıradışı bi şekilde çok iyi. bir çocuğun babasıyla kavga etmesi sonrasında babasının ölü bulunması ve öldürülmüş olması sonucunda çocuğun suçlu bulunup bulunmadığının anlaşılması için dönem mahkemelerinde o duruşma için seçilmiş 12 jürinin odaya girip çocuğun suçlu olduğunu düşünerek çıktıkları bu yolda, tek bir adamın çocuğa inanıp ortada yeterli delil olmamasından dolayı suçsuz sayılması gerektiği ve bunu kendini yırtarcasına kanıtladığı, (cümleyi bitir artık amk dediğinizi duyar gibiyim) böylelikle 12 adamın da tek bi adam sayesinde çocuğun suçsuz olduğuna karar verip çocuğu ipten aldıkları film.
öhh be ne yazmışım. düşüklükler var tabi yok değil ama editlemeye kalksam işin içinden mümkün değil çıkamam.
oniki kişinin neden kızgın olduğunu sormak gerekir filmi izlerken. ve cevabı topluma genelleyip izlenmesi gerekir. iyi filmdir. ama bazen çok çok iyi olabilir. kimin izlediğine göre değişir.
vicdan muhasebesi nedir? sorusunun karşılığı olan film.
bir gencin kaderini belirleyecek 12 adamın bir odadaki hikayesidir ayrıca.
allahtan biri vicdanlı çıkarda diğer 11'ini ikna eder...
izleyin izlettirin...
birkaç dakikası dışında filmin neredeyse tamamı tek bir odada geçiyor ve dikkat edilirse filmde tek bir kadın bile yok. bunca kısıtlı kadro ve küçük bir bütçeyle inanılmaz bir film ortaya çıkmış. hukuk sisteminin işleyişini, çarpıklığını gözler önüne sermiş. çok başarılı.
ilk izlediğim gibi hissettim çünkü diyalogları yüzleri hatırlamamaya çalıştım.
filmin adından gidersek hepsi kızgın, sinirli adamlar olsa da aslında hepsinin duygusal, sakin tarafı da vardı.
--spoiler-- henry fonda/juror #8/ filmin merkeziydi. çocuğun suçlu olduğunu konusunda fikri olsa da bir çocuğun böyle bir suçu niye işleyeceğini sorguluyordu. bir hayatı almak bir hayatı sona erdirmenin bu kadar basit olmasına karşıydı. 11 suçlu oyuna karşı suçsuz oy verdi çünkü tartışmak konuşmak istiyordu.
--spoiler--
film mekan olarak günümüz filmlerinin çekim tekniklerinden uzak olsa da sadece diyaloglarla nasıl film çekileceğinin en güzel filmlerindendir.
bu filmi izledikten sonra diyalogların gücünü quentin tarantino'nun reservoir dogs filminde de görebilirsiniz. 2 dakikalık bir olayı* 99 dakikada yayıp anlatan başka film bulamazsınız.
12 angry men filmi hukuk sistemine, yargı sistemine eleştiridir.
filmde "bir şeye tüm inancını verip sonradan o şeyin yanlış olduğunu fark etmek" yatıyor.
--spoiler-- Lee J. Cobb/juror #3/ filmin başından sonuna kadar çocuğun suçlu olduğuna inanıyordu. işte film 12 adam arasındaki diyalogla şahlansa da son sahnede lee j. cobb çocuğun suçsuz olduğunu kabul edip ağlaması da muazzamdı. ayrıca çocuğun suçsuz olduğunu kabul eden son kişiydi.
--spoiler--
henry fonda/Juror #8/: Let me ask you this: Do you really think the boy'd shout out a thing like that so the whole neighborhood could hear him? I don't think so - he's much to bright for that.
--spoiler--
3... filmin çoğu yerinde 3 sayısına işaretler vardır.
1) jüri odasının kapı numarası 228'di. 2+2+8=12, 1+2=3.
2) henry fonda/juror #8/ 3 çocuğu olduğunu söylüyordu.
3) /juror #7/ bir konudaki 3 dolardan bahsediyordu.
4) /juror #6/ 3 gündür evde çalıştığını söylüyordu.
5) /juror #4/ suçun işlendiği zaman ile duruşma arasında 3 ay olduğunu açıklıyordu.
6) film boyunca önünde bardak olan 3 kişi vardı. /juror #12/juror #4/juror #2/.
7) çocuğun suçsuz olduğunu kabul eden son kişi 3 numaralı jüriydi. lee j. cobb/juror #3/.
--spoiler--
filmde çocuğun suçsuz olduğunu kabul edenler de sırayla şöyledir:
tek bir odada geçmesine ve siyah beyaz olmasına rağmen tek bir dakikasından sıkılmayacağınız, kelimenin tam anlamıyla bir başyapıt. benim gibi 80 öncesi filmlerine - the godfather ı bunun dışında tutuyorum- ön yargınız varsa bu filmi izleyin. emin olun pişman olmayacaksınız.