Dünyada 1 Mayıs nasıl kutlanıyor bilir misiniz? Daha doğrusu 1 Mayıs kutlanıyor mu oralarda? Tabi kutlanıyor, çünkü bayramlar kutlanmalıdır, bayramdır onun adı. Peki bizde durum nasıl? Bizde de kutlanıyor mu? Önce 1 Mayıs 'tan önce ortam geriliyor, hiç gerilmemesi gerektiği halde hem de. Çünkü atışan taraflardan biri sendikalar, diğeriyse özgürlüklere önem veren demokrat bir iktidar. O kadar özgürlükçü ki, tarihi Taksim meydanını herkese kapatan bir iktidar. Açıklamalar yapılıyor, istanbul valisi uyarıyor, orantılı güç kullanabiliriz diyor. Birkaç habere değinmek gerekirse:
1."Sloganların ardından avukatlar tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada polisin, Çağdaş Hukukçular Derneği ve Çağdaş Avukatlar Grubu üyesi avukatlardan kimlik ibrazı istediği, avukatların kimliklerini göstermelerinin ardından polisler tarafından kordon içerisine alınarak coplu ve biber gazlı saldırıya uğradığı belirtildi. Çok sayıda avukatın yaralandığı bazılarının yarasının ise ciddi olduğu belirtilen açıklamada avukatların müvekkillerinin durumlarını öğrenmek için gittikleri karakollarda da ağır hakaretlere ve dayağa maruz kaldığı ifade edildi. Avukatlara uygulanan şiddetle ilgili suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen avukatlar yaşanan tüm hukuksuzlukların takipçisi olacaklarını söylediler."
2."Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 'nden yapılan yazılı açıklamada da istanbul'da 1 Mayıs gösterilerini izleyen gazetecilerin polisin ''orantısız güç kullanımıyla'' karşı karşıya kaldığı ifade edilerek, cop darbesiyle bir gazetecinin kolunun kırıldığı, bir başkasının başına aldığı darbeyle hastanelik olduğu, gösteriyi izleyen iki gazetecinin ise kameralarının zarar gördüğü kaydedildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ''TGC olarak, 1 Mayıs öncesi gazetecilerin mesleklerini yerine getirirken dikkat edilmesi için istanbul Valiliği nezdinde uyarı ve yardım ricasında bulunmuştuk. Ancak yaşananlar, bunun sonuçsuz kaldığını gösterdi. Kaba kuvvete başvuran polislerin, mesleklerini yapan gazetecilere yönelik bu tutumunu protesto ediyoruz.''
3." Bir turist çifti olayların yaşandığı çevrede dolaşırken yüzlerinde maskeleri olan polislerin saldırısına uğradı. Turist çiftin arkasından ısrarla yaklaşan bir polis elindeki copu hiçbir şeyden haberi olmayan ve ülkemizi gezmeye gelen turistin sırtına defalarca indirdi."
Bunlar sadece birkaçı. Başbakanımızın da 1 mayıs öncesi ve sonrası tavrı ise üsttekini aratmayan bir çelişkiye sahip.
1 mayıstan önce: "illa taksim 'de yaparız derseniz buna mülki idare olumlu bakmaz. çünkü bu böyle başlarsa arkası farklı gelir."
1 mayıstan sonra: "..dünyanın birçok yerinde 1 Mayıs kutlandığını ve Türkiye 'dekine benzer olayların yaşanmadığına dikkat çeken Erdoğan, sendikaların Taksim ısrarını anlamadığını söyledi. Erdoğan 'ın, sendikalardan böyle bir tavır beklemediği ve "sendikaların bu kadar ısrarcı olacağını bilseydik Taksim'i açardık" dediği belirtildi."
Sadece demokrasi, özgürlük gibi kavramlara değinip, demokrasiyi salt halkın verdiği oya, özgürlüğü de salt türbanın kamu kurumlarında serbest oluşuna indirgeyen iktidarın bir sınavdan daha mağlubiyetle ayrıldığını düşünüyorum. Yalnız ABD ve AB temsilcilerinin bu olaylardan sonra ne ses çıkaracağını merak etmiyorum. Çünkü onların demokrasi ve özgürlük anlayışlarını da pekala biliyorum.
önemli olan işçi bayramını kutlamak değilmiş. bunu provakatörler bize bir kez daha gösterdi. taksim meydanı'nda kafanı kaldır ve etrafına bir bak. neyi protesto ediyorsun? zaten oraya yürüyenlerin cumhuriyet bayramlarında asker kıyafeti giydirilen gazilerimizden çok fazla farkı yok..farkı şöyle; bi taraf emperyalizme karşı mücadelesini kazanmış. diğerleri ise kaybedildiğini farketmeden protesto etmeye çalışıyor. hem de deplasmanda.. kapitalizmin beşiğinde.. etrafın starbucks'la, burger king'le,diesel'le çevrili iken..
bu ismi kim bulduysa suyunun çıktığı,yani kanka denen coplu insanların gelen geçene tekme falan attığı,vejeteryan ve kolestorel açısından sorun olmasın diye hormonsuz,yeşil biber gazı sıktığı,hatta iyi niyetle şifa olsun diye birazda hastane bahçesine kaçırdığı bayram,seyran günü...
akp ye koşa koşa 0y veren halkımza mustahak bir bayram günü yaşandı. demokrasiyi türban özgürlüğünden ibaret gören bir anlayışa teslim ettik memleketimizi cezasını hep beraber çekiyoruz. devletlü padişahımız buyurdu. işçinin emekçinin cezası kesildi işçi bayramında.ite köpeğe tecavüzcüye açık taksim meydanı işçiye emekçiye kapalı kaldı bu 1 mayısta da.
fikrimce, rte nin saddamı aratmadığı, yurdumun polisinin de memleketi düşman işgalinden kurtardığını sandığı gündür.defalarca "yuh artık" nidaları çekip,hayretler içinde kalmama sebebiyet vermiştir.
Sabahın erken saatlerinden itibaren polislerin biledikleri dişlerini geçirmeye hazır bir tavırla coplarını kaldırmaktan hiç de gocunmadığı gün olmuştur. on adımda bir kurulan barikatlar, insan yutan canavar panzerler, plastik mermiler ve karşılarında yanlarında sadece kimlikleri , biraz para , temiz mendil ve limon bulunan insanlar. burada ne denmek istenmektedir. ben hükümetim , güçlüyüm devletin tüm olanaklarını kullanırım , ancak sizin yapacağınız her örgütlü hareket beni korkutur , tıpkı nescafe içerek zevke dalan, kanal d hariç kanal seyretmeyen , her hakkını savunanı pkklı yasadışı örgüt üyesi sananlar gibi.
Edit : apartman kapılarını açıp, saklanın diyenlere de selam olsun.
iktidarın oyuncağı olmuş işçi bayramı. akp hükümeti kendi karanlık icraatlarını, gitgide çöken ekonomik yapıyı, zamları, sosyal reform yasasını, artan suç oranını, vs 1 mayıs'ta çıkan olaylarla gündemin arka sıralarına itmiştir. izin verilse, hiçbir olayın çıkmayacağı belli olan bir ortamı gere gere, getirdikleri son noktada, polislere verilen gazla, kişi ayırt etmeden halkı perişan etmiştir. hala o polisin eli dert görmesin diyen zihniyet, otursun evinde, hiç çıkmasın dışarı. açmasın gözünü, kapasın kulağını... ve konuşmasın!..
her ne kadar türkiye'de farklı düşünülmesine çalışılmasına rağmen bugün bayramdır. emekçinin bayramıdır. leblebi kadar beyinleri bamya boyutundaki şeylerinde olanların anlayamayacağı özel bir gündür.
Devlet terörü sebebiyle istanbul'da kısıtlı bir alanda olsa da, ülkenin dört bir yanında halaylarla, türkülerle, marşlarla kutlanan; emeğin ve özgürlüğün dilendirilişinin kulaklarda bir kez daha aynı tadı bıraktığı erdemli gün. Ayrıca bazı sorunların doğması yine aynı terörist yaklaşımın yarattığı gerginliktir. bir yayı ne kadar çok gererseniz o kadar hızlı fırlar ve tahribata yol açar...
akşam saat 9 itibariyle taksim'e girişin hala izin verilmediği gündür. olan olayların ardından yasağa daha ne kadar devam ediliceğinin belli olmadığını taksim'in gümüşsuyu girişinde barikat kurmuş polislerden öğrendik. öyle bir ortam vardı ki: kurulan barikatlar, panzerler, polisin vatandaşına hayvanmışçasına baktığı ve hatta davrandığı tavırlar.. darbe isteyen insanların bügün taksim çevresinde olup bu havayı biraz da olsa koklamasını isterdim. ve tüm olanlara rağmen ülke gerçeklerinden bir haber taksim ve çevresinde güzel havanın tadını çıkararak (herkes zamanını iyi geçirebilir sözüm umursamayanlara)olan bitene gözlerini kapatan uyuşmuş kesimin de bir an önce nerede yaşadıklarının farkına vardıkları gün olur . son olur.
bitsin geçsin diye dualar ediyorum. haberlerin yorumlarını okudukça, bazı sözlük yorumlarını gördükçe, canım acıyor.
hiç mi umut kalmadı? ne zaman bu kadar acımasız olduk?
polisin kafasına göre adam dövdüğü, mekan bastığı, insanları göz altına aldığı, saçma sapan şiddet uyguladığı bir günde;
iyi yapmışlar diyen insanlar var. insan demek istemediğim, gözlerini kan bürümüş, biri ölse de izlesek ehe mehe diye bekleşen tipler var.ödp binası basılarak içeriye plastik mermi yağdırıldı. bu haberin altına az yapmışlar içeri girip temizlelerdi hepsini diyen öküzler var.
gerizekalı herif, o insanlar, sen insan gibi yaşa diye uğraşıyor, sen evinde oturup, ay bugün x cafesine takılamadım bunlar yüzünden diye hayıflanırken, o insanlar sen çalıştığında hakkını alabil, köle yerine konma diye orada dayak yiyor.
o insanlar, senin için acılar içinde kalıyor.
ama sen, öldürseler keşke, oh iyi olmuş dövmüşler diyorsun.
yapacak hiçbir şey yok, hayvan gibi köle gibi yaşamak müstehak size.
öyle alışmışsınız gibi koyun gibi yaşamaya, daha güdeniniz çok olur hiç merak etmeyin.
yarın birgün, sebepsiz yere işinden olduğunda, çocuğu kendisinden birşey istediğinde alacak parası olmadığını farkettiği zaman, tüm gün ter dökmesine karşılık, devlet kendisine komik paralar verirken, bir kez düşün be adam, düşünme yeteneğin varsa...
o insanlar sen insan gibi yaşa diye acı çekerken, pkklı bunlar canıım, oh iyi oldu diyordun, şimdi köle gibi yaşa o zaman.
o asgari ücret, çok bile senin kafandaki adama.
işçi bayramında yüzleri maskeli , apo bayraklı ergen veletlerin ne işi var diye düşündüğüm, provakasyona kurban gitmiş bir gündür.
işin üzücü kısmı bazı kanallar işçi bayramında mağdur olan işçilerden bahsederken vtr de 20 yaşında siyah kıyafetli bir kız 17-18 yaşlarında çocukları yönlendiriyor ve yönetiyordu.
emekçi başka bir kadın 19 yaşında ya vardı ya da yoktu.
hiç aklınıza geldi mi? sakın bunlar pkk lı olmasınlar? ülkemizi rezil etmek için tezgahlanmış olmasın bütün bunlar.. ve tabiki hükümeti basiretsiz göstermek için...
cinnet toplumu oldugumuzun gostergelerinden sadece biri.
bugun kutlama gunu olarak ilan edilmisse isteyen istedigi yerde kutlar.
ister caglayanda, ister taksimde, isterse de evinin onunde.
valilige surada su saatte kutlama yapacagız diye dilekce verirsin
o da gerekli guvenlik tedbirlerini alır,hem kutlamaya gelen vatandasın hem de cevrenin.
vatandas gelecek slogan atacak,pankart acacak,sarkı-turku soyleyecek,
halay cekecek-dans edecek,eglenecek.yorulunca da evinin yolunu tutacak.
polisin tavrı memleket sanki dusman isgaline ugramıs gibi,vatandasa eziyet ediyor.
kutlamaların taksim de yapılmasına engel olunmasaydı kesinlikle bu kadar olay cıkmazdı.
ben ne sosyalistim ne de komunist vs..bu kadar medeniyetsizlik ve rezillik olmaz.
1 mayıs'ı neden illa taksim'de kutlamak istiyorlar diye bir takım insanlar tarafından suçlanan emekçilerin bayram günü.bir de bir takım insanlar 1977'de ki olayları örnek göstermiş örgütler kışkırttı o günü diye.malesef ki tarih anlayışı 1938'e kadar olan bir toplumda böyle saçma sapan suçlamaları duymak da çok kolay oluyor ne yazık ki.bizzat devlet eliyle yaptırılan ve suçsuz insanlarımızı (evet hepsi bizim insanımız) hedef alan o günü de bir takım örgütlerin üzerine atabildiniz ya, size ne desek boş.
tam da türk halkına yakışır biçimde geçmiştir. yakışır.
o türk halkı değil midir ki, meydana çıkan her emekçiye, işçiye, solcuya "bunlar gomünist, anarşik, bölücü" diyen ? o değil midir, tuzla'da işçiler sapır sapır ölürken sesini çıkarmayıp, türban provokasyonlarına "demokrasi" diyen ?
kimi kime anlatıyorsunuz allasen ? o türk halkı değil midir ki evde akşam haberleri açıp da şişli etfal'e gaz bombası atan polis görüntülerini , disk'in kapısının önüne barikat kurup 12 eylül'ü aratmayan müdahalelerle yasal bir sendikanın mensuplarını çembere alan timleri gördüğünde göbeğini kaşıya kaşıya "oh olsun" diyen ? geçin efendiler geçin, göbeğini kaşıyan adama ve onun sürüsüne sosyal hak, hukuk, demokrasi çoktur çok, daha başka bir şey değil.
hadi arayın "kanka"yı şimdi tebrik edin, zira bu saatten sonra ancak maskotlar düzeltir polis imajını.
aslında ne kadar çelişkili bir durum içinde farkında olmadan bulunduğumuzun göstergesidir. demokrasi rejimine göre hükümetin görevi nedir? halkın temsilcisi(!) olarak kamuda refah sağlamak, vatandaşı ekonomik sosyal her türlü yönden mutlu etmek. peki bizde ve dünyadaki çoğu ülkede ne hale geldi? devlet vatandaşa ve ülke ekonomisinin temel taşı olan işçiye kendi meydanında, ulu orta, hiçbir eylemi bulunmadığı halde işkence ediyor. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demekten kendimizi alamıyoruz. çatışan sağ ve sol gruplar olsaydı denecek laf yoktu ama devlet ve masum vatandaş savaşıyor, oldukça ironik.
kanal 1 hariç -ki o da çok az- bütün kanalların polisin yaptığı vahşeti dehşeti insanlıktan nasibini almamış onca hareketi gösterip de sanki bunun sorumlusu örgütlermiş gibi yansıttığı, polisler sanki sevgi kelebekleriymiş gibi gösterdiği eylemlerin yaşandığı gündür. bi tane sunucu da çıkıp bunca vahşetin bütün sorumlusu istanbul valisi ve ona bu yetkiyi veren hükümettir demedi -fatih altaylı hariç-. umarım bir gün, bir yerde bu kendini bilmezler polis olamayacak kadar yetersiz insan olamayacak kadar da vicdansız canlılar tarafından tartaklanır, dövülür, darp edilir. işte o zaman layığını bulurlar.
edit: sözlükte çokca para babası godoman, hükümet üyesi, polis olduğunu gördük. teşekkürler.
emekçiler ellerinde çiçekler, balonlarla sokaklara dökülecekti de engel mi olundu, ama ne yazık ki o kadar demokratik bir ülke olamadık. bunda suçu poliste aramak faydasız. medeniyet bireylerin üzerine düşen görevdir, devletlerin değil. medeniyete kavuşabildiğimiz bir gün, başka bir 1 mayısta, çiçekler, şenliklerle, gerektiğinde de demokratik olarak tartışarak ** geçirebileceğimiz bir gün dileğiyle. *
mecburi edit: emekçiler ellerinde çiçekler bekliyorlarmış, polis görmemiş. he medeniyeti de devlet getirecek tabi, herşeyi devlet yapmalı, öle bireye bırakılırsa tabi gelmez. (bkz: sen mutlu ol ne olur)