yıllardır milletin bu örgütü amerikan komplosu olarak söylemesinden ağzından tüy bitti, o zaman bazıları bunu inkar etti. olmaz dedi. bunlar dedi, süper vatanseverler dedi. nereden aldılar paraları diye sordu insanlar, belli değildi. şimdi kemal yamak paşa açıkladı parayıda. her sene 1 milyon dolar alıyorlarmış amerika'dan. yani 1 milyon dolarlık amerikan parasıymış vatanseverliğin maliyeti. kendi devletlerinden gizlice seviyorlamış vatanı ve amerikan parasını. yüzlerce sivil eğitmişler o amerikan paralarıyla, vatansever yapmışlar insanları amerikan paralarıyla. amerikan paralarıyla eğitilen o sivillerin neler yaptıkları ise belli değil.
şu gün çevreme bakıyorum, kendimi değerlendiriyorum. bulunduğum konuma göre kendimi milliyetçi, ulusalcı, devletçi olarak tanımlayabiliyorum. ama şu gördüklerimi bunlardan hiçbirine sığdıramıyorum. amerikan parasıyla vatansever olanların, bu ülkenin çocuklarına neler yaptığını tahmin etmek tüylerimi ürpertiyor. işte bu yüzden bu insanlara karşı daha fazla milliyetçi, daha fazla ulusalcı ve devletine daha fazla bağlı olunması gerektiğini öğreniyorum. bu ülkenin vatanseverlerini yokederseniz, işte böyle amerikan parasıyla vatanseverler çıkıverir hemde nato standartında.
bu aralar fazlasıyla sabah gazetesinde * hakkında yazı dizileri çıkan devlet birimi. kısaca derin devlet.
efendim bazı başlıklar:
"dönemin ünlü ülkücüs eylemcisi metin kaplan: 'çatlı, kırcı ve ağaca özel harp idaresi'ne bağlı çalıştı. darbelerin arkasında özel harp var. cia ile bağlar 90'larda koptu.'
metin kaplan, türkiye'nin sağ-sol çatışmasıyla sarsıldığı 1970'li yılların en tanınmış ülkücü liderlerinden biriydi. 1975'te siyasi bri cinayetin faili olarak 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1986'da tahliye olduktan sonra terör konusunda 'matruşka', 'corps' ve 'desise' isimli üç kitap yazdı. en önemli terör uzmanlarından biri kabul edilen kaplan, sabah'a yaptığı açıklamada, özel harp dairesi'nin 1970'li yıllarda cia'in istediği operasyonları yaptığını öne sürüyor. kaplan, buna örnek olarak, kızıldere operasyonu'nu gösteriyor. 12 mart döneminin ünlü generallerinden memduh ünlütürk'ün ölümünden önce bu ilişkiyi açıkladığını söyleyen kaplan şöyle diyor:
12 mart döneminde çayan ve arkadaşlarını maltepe cezaevi'nden firar etmeyi planladığını, dönemin istanbul sıkıyönetim komutanı faik türün ve yardımcısı turgut sunalp öğreniyor. ankara'ya danışıyorlar. ankara'dan ikisi türk, ikisi amerikalı dört albay geliyor. amerikalı albaylar 'bırakın firar etsinler, hatta firarlarını kolaylaştırın' diyor. ünlütürk, sebebini sorunca da 'katletmemiz lazım' diyorlar. amerkalı subaylar ünlütürk'ü daha sonraki toplantılara almıyorlar. mahir çayan ve arkadaşları, firar ettikten sonra takip edilmelerine rağmen ünye'deki nato üssünde görevli üç kişiyi kaçırıyor. sonra kızıldere'de öldürülüyorlar.
kaplan, "demek ki, mahir çayan ve arkadaşlarının nato görevlilerini kaçırmalarına izin verildi. böylece kızıldere'de katledilmeleri meşrulaştırılmış oldu." diyor.
kaplan'ın özel harp dairesi ile ilgili dikkat çektiği bir başka konu, 70'lerin ülkücü militanları, bahçelievler katliamı hükümlüsü abdullah çatlı ve haluk kırcı ile gazeteci abdi ipekçi cinayeti hükümlüsü mehmet ali ağaca'yla olan ilişkiler. kaplan, bu üç ismin özel harp dairesi'ne bağlı çalıştığını öne sürüyor. kaplan'a göre çatlı, kırcı ve ağca, özel harp üzerinden amerikan istihbarat örgütü cia ile ilişkiliydi. kaplan, 1970'li yıllarda türkiye'yi karıştıran pek çok eylemin bu ekip tarafından organize edildiğini savunuyor. abdullah çatlı daha sonra 1980'lerin başında ermeni terör örgütü asala'ya karşı yurtdışında gerçekleştirilen askeri operasyonlarda da görev aldı. çatlı'nın yardımcılığını oral çelik'in yaptığı biliniyor. bu dönemde fransa'da bulunan bazı hedeflere bombalı saldırılar gerçekleştirildi. eylemlerde kullanılacak silahlar özel harp tarafından temin edildi. bu silahların diplomatik kanallar vasıtasıyla yurtdışına çıkarıldığı öne sürülecekti.
kaplan, özel harp dairesi'nin faaliyetlerinin 12 eylül darbesine zemin hazırladığını söylüyor. kaplan, özel harp dairesi'nin 70'li yıllarda türkiye'nin çeşitli yerlerine gömdüğü silah depolarında bulunan silahların artık eskimiş olduğuna dikkat çekerek şöyle diyor:
12 eylül öncesi olaylarda kullanılan silahların özel harp dairesi'nin depolarındakiler olduğuna inanmıyorum. çünkü o dönemde silah kaçakçılığı çok yoğundu ve silah çok ucuzdu. ama bildiğim bir şey var; hizbullah tasfiye edilirken örgüte ait olduğu öne sürülen silah depolarının bir kısmı aslında özel harp dairesi'nindi..."
özel harp dairesi'nin 1994'te isim değiştirip özel kuvvetler komutanlığı adını aldığını belirten metin kaplan, bu dönemde kurum içinde milli bilincin güçlendiğini söylüyor. kaplan 'bu değişimle birlikte amerika ve cia bağlar iyice zayıfladı, belki de koptu.' diyor.
öte yandan eski içişleri bakanı hasan fehmi güneş, gazeteci çetin emeç cinayeti ile ilgili sabah'ta yayınlanan görüşlerinin yanlış anlaşıldığını belirtti. güneş, amacının 1990 yılında gerçekleşen çetim emeç cinayetinin arka planında yer alan bazı karanlık noktalara dikkat çekmek olduğunu söyledi.
ama bugün cinayetlerin nedeni gayet iyi anlaşılıyor.
memduh ünlütürk, kontragerillayı en iyi bilen isimdi. bu örgütün bütün sırlarına sahipti. zaten ziverbey köşkü'ndeki işkenceli sorguları bizzat yönetmişti. ama ilginç olan memduh ünlütürk'ün son dönemde kontragerilla hakkında çevresindeki insanlara bir $eyler anlatmasıydı. yapının sırlarını deşifre ediyordu. hatta bu sırlar yakınları tarafından başkalarına anlatılınca gazetecilerin bile kulağına gitti. işte o günlerde öldürüldü.
anı bilgilere adnan ersöz de sahipti. hem ordu içinde önemli bir istihbaratçıydı, hem de mit müsteşarlığı yapmıştı.
kemal kayacan ise nato konsepti çerçevesinde kurulan özel harp dairesi'ni çok iyi biliyordu. kayacan öhd'nin varlığından 1955 yılında deniz ateşesi olarak pentagon'da görevli olduğu dönemde haberdar oldu. 12 mart 1971 darbesi ardından da kıbrıs harekatı sırasında hakkında daha çok bilgi sahibi oldu.
kayacan, hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni çetin emeç ve eski mit yöneticisi hiram abas'la yakın arkadaştı. sık sık onlarla biraraya geliyordu.
hem çetin emeç hem de hiram abas'ın öldürülmesi kayacan'ı tedirgin etmişti. öhd hakkında bildiklerini yazmaya karar vermişti. işte kayacan da o günlerde öldürüldü.
her iki emekli korgenaral de jandarma tarihinin en popüler subaylarındandı. birisi ülkücü, diğeri solcuydu.
en önemlisi ise hulusi sayın hem jandarma istihbarat teşkilatı hem de jitem'in kurucusuydu.
asayiş kolordu komutanlığını hulusi sayın'dan devralan ismail selen da jitem'i yönetti. ama pasifize ederek. bu nedenle jitem'ci subayların hedefindeydi.
bir de terörle mücadele yöntemini eleştirince görevden alınmıştı.
zaten öldürülmesi görevden alınmasından kısa bir süre sonra oldu.
ABD ile nATO'nun Avrupa'daki NATO ülkeleri ama bilhassa solun kuvvetli olduğu Akdeniz ülkelerinde komünizme karşı kurduğu yapının Türkiye ayağı olan illegal örgüt.
Ecevit'e bizzat brifing vermişlerdir.
Köylere kadar nasıl etkinleşeceği, nerede gömülü silah var ve timler hakkında brifing verilmiştir.
Maaşları söylenene göre bir döneme kadar ABD tarafından ödenmiştir.
Ecevit tarafından üstü kapalı şekilde bir partinin bu oluşumun sivil kanadı olduğu iddia edilmiştir.
Daha sonra MHP genel başkanı Alparslan Türkeş'e bu soru sorulmuş ve yanıt yok yanıtını vermiş.
ABD ise bu örgütlerle ilgili ülkelerde antikomünist oluşumlar desteklenmiş olabilir açıklaması yapılmıştır.
ankara cumhuriyet savcı yardımcısı doğan öz, görevi gereği ülkücülerin işlediği cinayetlerden yola çıkarak kontrgerilla üzerinde araştırmalar yaptı. amacı bu örgütle bağlantılı yapılar ve kişiler hakkında büyük bir dava açmaktı. bunun için ulatığı bilgileri 1978 yılında ön raporlar haline getirdi ve bu raporu başbakan ecevit'e sundu. bir ay sonra uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. öz'ün katilinin dönemin en aktif ülkücülerinden ibrahim çiftçi olduğu tespit edildi. şuçunu itiraf eden çiftçi idam cezasına çarptırıldı. ancak askeri yargıtay kararı bozdu. mahkeme daha sonra üç kez daha çiftçi hakkında idam kararı verildi. ama askeri yargıtay her defasında kararı bozdu. sonunda da askeri yargıtay daireler kurulu çiftçi'nin beraatinin gerektiğine karar verdi. dosya yeniden ankara 1 no'lu askeri mahkemesine geldi ve mahkeme 25 haziran 1985'te şu kararı verdi:
sanık çiftçi'nin maktul doğan öz'ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş ancak askeri yargıtay daireler kurulu'nun bozma ilamına uyularak, sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık ibrahim çiftçi'nin beraatine karar verilmiştir.
mahkeme ibrahim çiftçi'nin doğan öz'ün katili olduğunu kabul ediyor ama ceza veremiyordu. çiftçi tahliye edildi.