bir hoşgörü inanışı olarak alevilik

entry7 galeri
    1.
  1. kendilerine yöneltilen aşağılık hakaretler ve iftiralara rağmen sağduyulu kalmayı gerektirir. ölçülü bir tepki vermeyi icap eder. inanış konusunda pek ilgili olduğum söylenemez. hatta pek bir bilgim olduğu da iddia edilemez. insanlara inanışları neticesinde değer verecek ergen bir fikrim olmadı hiç.. ama böyle asılsız iddialara karşı soğukkanlı davranışlar sergilemek bir hoşgörünün ürünü olmalı. Üstelik salt olarak cahillerden değil kendilerine aydın denilebilecek sanatçıların, önemli şahsiyetlerin işin içinde parmakları olduğunu gördüğümüzde daha bir destekleniyor.

    Yıl 1923: (Son baskı 1999): Türk edebiyatın önemli isimlerinden Yakup Kadri Karaosmanoğlu, 'Nur Baba' adlı romanındaki bölüm başlıklarından biri şöyle; ''Bir Bektaşi Tekkesinde Mumlar Nasıl Söner?''

    Yıl 1971: Reşat Nuri Güntekin'in Alevileri aşağılayan, 'Balıkesir Muhasebecisi Tanrı Dağı Ziyafeti' adlı eserinin 13. sayfasındaki diyalog şöyledir; ''Karı amma vurdu ha. Eh bu da olur... Kızılbaşların mum söndü gecesi gibi töbe olsun..'' Kitap MEB tarafından basılır ve dağıtılır.

    Yıl 1973: Hüseyin Rahmi Gürpınar, 'Toraman' adlı romanında şöyle yazar; ''Tanrım insanı bir kere şaşırtmasın. Herif artık bu hırtlamba karının yüzüne bakmaktan bıktı. Karşısında dolaşan ay gibi evlatlığı görünce kendini tutamadı. Mezhebi geniş adam... Kızılbaş mıdır nedir?''

    Yıl 1977: Prof. Nebahat Küyel için "Felsefeye Başlangıç" adlı kitabında Alevilere hakeret ettiğinden dolayı dava açıldı.

    Yıl 1988: Zaman Gazetesi'nin bulmaca köşesinde soruyor; "Ehli sünnet dışı sapık bir mezhep?" Cevap: Aleviler.

    Yıl 1989: Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu'nun 2 Mart 1989 tarih ve 1420 sayılı yasa ile eğitim ve öğretim açısından uygun bulduğu ingilizce sözlükte Ensest sözcüğünün Türkçe karşılığı şöyle yazılmış: "Akraba ile zina, Kızılbaşlık"! Aynı ifade Milli Eğitim Bakanlığı FONO Açık öğretim kurumu tarafından Aydın Karaahmetoğlu ile Ali Bayram'a hazırlanan Fransızca-Türkçe sözlükte değişmeden yer almış: "Akraba ile zina, Kızılbaşlık."

    Yıl 1994: Güner Ümit, 9 Ocak tarihinde televizyon programında hamile bir kadın rolündeki arkadaşına sanki çok doğalmış gibi, "sen Kızılbaşlar gibi babandan mı aldın o çocuğu" der.

    Yıl 1997: Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan, "Aydınlık Türkiye için Bir Dakika Karanlık" eylemleri için "Mum söndü oynuyorlar" dedi.

    Yıl 2005: Haldun Taner'in Milli Eğitim Bakanlığı, tarafından ilk ve ortaöğretim öğrencilerine önerilen 100 Temel Eser arasında yer alan 'Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu' adlı (yeni baskı) kitabında yer alan iki cümle ise şöyle: "Bırak alasen müdür bey. Bazen kanıma dokanıyor vallaha. Sen onun oruçlu olduğuna inanıyor musun? O ne hinoğluhindir o, ne kahpe dinli kızılbaştır o! Müslüman olsa acımak bilir. Ve iste o anda, tövbeler olsun, abla-kardeş, Kızılbaşlar gibi sarmaş dolaş oluverdik."

    Yıl 2007: Yer Almanya ve ARD televizyonu; Bir dizi filmde bir Türk ailesi Alevi olarak gösteriliyor ve mum söndü çağrışımı işleniyor.

    Yıl 2009: Star TV'de bir programda kendisinden küçük bir kadınla evlendirilmek istenen kişi sunucuya sorar; ''Kızım ben Kızılbaş mıyım?''

    Yıl 2010: Yer yine Star TV, bu kez Mehmet Ali Erbil sorar; ''Mum söndü mü yapıyoruz burada?''

    http://www.odatv.com/n.ph...etini-yapanlar-0910101200

    bu vukuların hepsine gaf, iş kazası demek biraz gülünç kalıyor. bunların hepsini yüzeysellik, bilinçsizlik, bağnazlık ve yobazlık dörtlüsüne de bağlayamazsınız..

    peki, Siz Alevi olsanız ne yapardınız? gelin canlar bir olalım mı derdiniz..?
    0 ...