Sinderalla'ya aşık olan Prens'in babası kral hazretleri bir buyrultu çıkarır, onun,altından mamul ayakkabısının tekini, bütün ülkenin evlenme çağına gelmiş kızlarının denemesini emreder. Ta ki ayakkabının gerçek sahibini buluncaya kadar. Sıra Sinderalla'nın üvey kız kardeşlerine gelir. Bizde yaygın olan anlatıma göre her iki kız da ayaklarını ayakkabıya girmesi için zorlar; fakar ayakları sığmaz.
Ne var ki, masalın aslı böyle değil. Nasıl mı? Biraz daha kanlı sadece;
Üvey kardeşlerden birisinin başparmağı ayakkabıya sığmaz,o da başparmağını bir bıçakla keserek ayağını sokmayı başarır; fakat akan kan biraz sonra onun foyasını meydana çıkarır. Diğer üvey kardeşin ise topuğu sığmaz, o da topuğunu keser, fakat onun da foyası birazdan ayakkabının içi kanla dolunca ortaya çıkar.
Neticede ayakkabının gerçek sahibi Sindrella, ayakkabı ayağına uyunca Prens ile evlenir. Düğün töreninde Sinderalla'nın iki omuzuna konan beyaz güvercinler, bütün dünyada barış sembolü iken adeta birer canavar kesilir ve zaten biri başparmağından, öbürü de topuğundan olmuş iki kız kardeşin gözlerini oyarlar. Böylece Sinderalla'ya yaptıkları kötülüğün cezasını fazlasıyla çekmiş olurlar.