aydınlanma çağının hüzünlü felsefecisidir.hüzünlüdür çünkü felsefesi tutkuyu akla dönüştürmekle ilgilenir.tüm maddesel yaklaşımları aristotales metafiziğini ne kadar reddetse de bazı tanımlarda bundan kaçamadığı gözlenmiştir.
--spoiler--
duygu (affectus)e,
ruhun edilgenliği (pathema animi) olarak adlandırılan duygu;zihnin kendi bedenine ya da o bedenin bir parçasına daha önce olduğundan daha az ya da daha fazla varoluş erki (vis exidendi)verdiği ve atfedildiğinde de zihnin artık bir şey yerine diğerini düşünmeye kararlı olduğu karışık düşüncedir.
--spoiler--
yani ne varoluşçuluktan geçebilir nede zihinsel doğrulamalar arzusundan.
benzer bir arayışı çağdaşı Rembrandt' a da görebiliriz.
(bkz: rembrandt)