Siyah-turuncu kırçıllı bir kedim vardı ve araba çarpmıştı. Nasıl olduysa kısa sürede toparlanmıştı. Fakat kazanın sonucunu bir sene sonrasında korkunç bir şekilde kedim doğuramadığında öğrendim. Meğer kalçası kırılmış ve yanlış kaynamış. Bu yüzden doğumda yeterince açıklık olmadığından yavrular çıkamıyordu. Ara sıra köye gelen baytara sorduğumuzda sadece karnına baskı yapıp çıkan yavru olursa çekmemiz gerektiğini söylemişti. Böyle yaptık ve doğum 2 günde bitti. 2 koca günde!! Üç yavrusu da ölü doğdu ve tek tesellim anne kedinin hayatta kalmasıydı. Bir daha doğurmamalıydı, gebe olmamalıydı. Fakat kısırlaştırmak kimin umrunda? Pahalı derlerdi. Ben küçüktüm sözüm geçmiyordu. Köy arabasına binip bir veterine götürmem olasılık dahilinde değildi çünkü tek başıma kasabaya yollamıyorlardı. (kasaba 9km uzaktaydı sadece)
Bu trajedi ve sonrasındaki normalleşmeyle kayıp gitti her şey ve bir sene sonra kedi yine gebeydi. Gebe olduğunu anladığımda bile ağlamıştım. Bir ay sonra doğumu başladığında yine yavrularını çıkaramıyordu. Şimdiki halim olsa tutar mıydım bir dakika hayvanı, götürürdüm veterinere.
4 gün boyunca doğuramamış ve sancılar içinde ölmüştü.
Aklıma geldikçe çıldırmadan edemiyorum. Ne annem ne babam alıp götürelim sezaryen yapsınlar şu hayvanı dememişti. ineklerimiz vardı o zaman, biri bile hastalansa on kişi çağırırlardı. Neden kediyi alıp götürmemişlerdi? Neden günlerce sancılar çekmesini, ara ara yorulup dinlenmesini ve yine acıyla uyanmasını izlemişlerdi? Para mıydı sorun yoksa kimsenin işine mi gelmemişti. Kör cahillik miydi sadece?