derin bir iç çekip bir de sigara yaktıktan sonra bir tane de ben yazayım bari.
üniversitedeyim. gençliğin, delidoluluğun baharındayım. çalıştığım kafeye bir kız gelmiş ama nasıl bir kız... sanırsın melek. tabi orda vuruldum ben buna. neyse gel zaman git zaman sordum soruşturdum öğrendim kim olduğunu. gittim güç bela açıldım. ne kabul etti ne reddetti. böyle böyle iki ay falan geçti ama hala durum aynı. istemiyorum diyor ama hayatından da çıkarmıyor beni.
sonra bir gün kızın ufak bir ameliyat işi çıktı ve memlekete gitmesi gerekiyor. memleket dediğim de okuduğumuz ilin bir ilçesi. bende oralıyım. memleketler de aynı yani. neyse tabi ben bunla beraber gitmek istiyorum ama cepte para yok, gidemiyorum. o da gelme, istemiyorum diyor ama gitsem çok mutlu olacak biliyorum. dedim tamam gelmiyorum ama seni yolcu edicem, otogara birlikte gidelim. tamam dedi.
gittik durakta bekliyoruz bizi otogara götürecek arabanın gelmesini. bende buruk bir mutluluk, gidemesem de en azından yolcu ediyorum. kızda "galiba gerçekten seviyor beni" şaşkınlığı. derken geldi araba. kız bindi. valizini verdim. bende bir ayağı attım tam biniyordum ki... ulaaaan. son anda aklıma geldi. para yok ki bende. minibüse verecek para yok. iki kişi 3 lira. yok aga. o anı nasıl atlattım, nasıl tamam istediğin gibi olsun, gelmiyorum ben diye çevirdim hatırlamıyorum bile. haberleşiriz dedim bindirdim gönderdim.
çok garibanlık anım, çok parasız kaldığım zaman, çok yırtık ayakkabıyla okula gitmişliğim veya çok farenin kemirdiği ekmeği yemişliğim vardır da bu olay çok başka koymuştu bana. hala hatırladıkça bir sigara yakar iç çekerim.