nefret ediyorum. bir duygu biçimi olarak bunu hissetmek, diğerlerinin suçu kadar belki de benim suçum ama ediyorum işte. bazı insan ilişkilerinden, günümüz ahlaksızlığının, belki de her birimizin ahlaksızlığının, iyi ahlakla örtmek değil de, hangimiz daha az ahlaksızız tarzında analizlerden nefret ediyorum. nefret ediyorum, tembellikten, başıma gelen her kötü unsurun çevre etmenlerden, iyi unsurun ise, kendimden dolayı hissedişimden nefret ediyorum, çünkü bu umutsuzluğa sürüklüyor insanı. dışarıyı, çevreyi, başkalarına fiilen veya düşüncesel nefret içerisine girmeden, silkelenmek adına kendinden nefret etmek aslında o kadar da kötü bir şey değil. ama bunu başarmak neredeyse imkansız. sonradan geçiyor işte zaten. iyi bir hayat yaşamak için kendi kendinizi daha iyi bilirsiniz. yani hayatı yaşamak, aynı hataları yapmamak için kendinden nefret etmek mi, yoksa ben doğru yapıyorum aslında ama çevrem bunu engelliyor, müdahale ettiği için böyle oluyor noktası mı. asıl mesele bu bence.