başak purut çiftliğinden kurtulan giriyi burada aynen paylaşacağım. vakit oldukça düzenlemesini yaparım.
türk yazı dili orhun yazıtları ile başlar ancak bu yazıtlarda kullanılan dil son derece gelişmiştir, işlektir. henüz yazı dili olmuş/niteliği kazanmış bir dil gibi değildir. kurallı bir dil bilgisinin varlığı dikkati çeker. sözcüklerinin gerçek anlamlarının yanı sıra mecaz anlamları da gelişmiştir. orhun yazıtları'nda deyimler, atasözü niteliği kazanmış söz kalıpları vardır. bir dilde deyim ve atasözlerinin oluşturulması için yüzlerce yıl geçmelidir. türk edebiyatının ilk örneği olmasına karşın son derece etkileyici bir hitabet türü vardır. tarihsel derinliğinin yanında yaşanmış olan göçler ve fetihler sonucunda büyük bir alana yayılan türkçe bugün geniş bir coğrafyada kullanılıyor. avrupa'nın batısından asya'nın doğusuna uzanan yaklaşık 12 milyon kilometrekarelik bir alanda türk dili konuşuluyor. sırasıyla ingilizce, arapça ve ispanyolca gibi çok az dil bu kadar geniş bir coğrafyada konuşulma ayrıcalığına sahiptir. türkçe'nin zenginliğini anlatmak için örnek vermek gerekirse en uzak akraba için bile kullanılacak bir ad vardır. pek çok dilde amca/dayı hala/teyze için ayırt edici sözcükler yoktur bunlar birer sözcükle karşılanır ancak türk dilinde baldız, bacanak, elti, görümce, yenge gibi akrabalıklar ayrı ayrı adlandırılır. göktürk ve uygur yazı dillerinin söz varlığındaki yabancı sözcükler üzerine bir sayım sonucu vereyim. orhun yazıtlarında yabancı kökenli sözcüklerin oranı %1'in altındadır. uygur metinlerinde %5 yabancı kökenli sözcük vardır. türklerin islam dinine girişiyle birlikte arapça ve farsça sözcükler karahanlı dönemi eserlerinden türk yazı dilinde görülmeye başlamış. bu dönemin ilk eserlerinden olan yusuf has hacib'in yazdığı kutadgu bilig'de yabancı kökenli sözcüklerin oranı %1.9 iken yaklaşık iki yüzyıl sonra yazılan atabetü'l-hakayık'ta yabancı sözcükler %26'ya yükselmiştir. (yusuf has hacib'in yazdığı kutadgu bilig'de türkçeye ne kadar sağdık kalındığı buradan anlaşılmaktadır.)
türkçenin en belirgin özelliği tamlamalarda tamlayanın tamlamadan önce gelmesi kuralıdır. mesela farsça ve arapçadan geçen tamlamalarda tamlananın önce tamlayanın sonra gelmesi durumu: istanbul şehri yerine şehr-i istanbul, osmanlı devleti yerine devlet-i osmaniye vb. birazda dünya dillerine türkçeden geçe sözcükler üzerinden örnek verelim. hepimizin bildiği yoğurt bizim dünya dillerine kattığımız bir sözcük olmakla birlikte bacanak, çakal, damga, düğme, kayık, kazan, köşk, ocak, sarma gibi çok sayıda sözcük başka dillere geçmiş. çeşitli dillerden alıp türkçeleştirerek başka dillere kazandırdığımız sözcüklerde var.(divan, kahve, kervansaray, kubbe...)
bunların eklenmesiyle birlikte dünya dillerine on binin üzerinde sözcük katmışız. bazı sözcükler (yoğurt, köşk, çakal...) birkaç dile geçtiği için bunları ayrı sayarsak dünya dillerine verdiğimiz sözcükler otuz binin üzerine çıkıyor. türkçeden en fazla sözcüğün geçtiği dil sırpçadır. bir zamanlar dokuz bine yakın tükçe kökenli sözcük barındıran sırpçada günümüzde yedi bine yakın türkçe kökenli sözcük vardır. yani türkçemizi 500 ile 1000 sözcük olan sözde dillerle kıyaslamayınız komik duruma düşersiniz.
ek :
prof. dr. osman nedim tuna türk dili ve sümer dili arasında ki bağ ele alınırsa 168 sözcükteki türlü ses denklikleri olduğu ve “bugün yaşayan dünya dilleri arasında, en eski yazılı belgeye sahip olan dil, türk dili’dir. bunlar sümerce tabletlerdeki alıntı sözcüklerdir” biçiminde çok önemli bir yargıya varmıştır. muazzez ilmiye çığ ve reha oğuz türkkan ile ayrı ayrı yaptıkları çalışmalarda benzer sonuçlara ulaşmaları da türkçe için çok önemlidir.