ben ilmi seven biriyim, bilimi bilimsel çalışmaları, bilimle uğraşan herkesi can-ı gönülden destekler ve kalbimin ne nadide yerinde barındırırım böyle kimseleri. çünkü temel hayat felsefem şudur: "yükselen tüm insanlar dünyayı da yükseltirler' ilimden daha iyi bir yükselme, gelişme olamaz benim için. neyse benim ilim serüveni 'sarpa sarmış, yıkık, dökük bir vaziyette, kör topal' yol alıyorken sınıf arkadaşımdan biri bu yola baş koydu. şimdi yardımcı doçent. vatikana, ürdüne gitti. ana dili gibi ingilizce, arapça biliyor. kaç makalesi yayınlandı, kitap tanıtım yazısı çıktı dergilerde. altına rav4 çekti, araba da fiyakalı anlayacağınız. beni de biraz küçümser , evlenip çoluk çocuğa karıştım, ilmi çalışmalarım kör topal ilerliyo diye. işte bu arkadaş hala bekar. yaş 35'e vardı. başka bir arkadaşımla yazın görüşme fırsatı buldum. bu benim ilimle uğraşan arkadaş için 'kendine yazık etti, ne güzel kızdı, hayatını mahvetti' şeklinde bir yorum yaptı. bu şekilde konuşmasını tuhaf buldum. benim için 'imrenilecek' bir başarıya o sırf evlenemedi diye 'kendisine yazık etti' şeklinde yorum yapmıştı. bakış açısı işte.