ilginç bir şekilde konuştuğum komünist arkadaşlarımın tü kaka emperyalizm, kapitalizm! diye içten içe karşı çıktıkları devrim. efenim iş gücünün yerini makineler almış, zengin daha zengin olmuş işçiler emeklerinin karşılığını alamıyormuş, dünya gittikçe kötüye gidiyormuş falan filan... Emek kavramı nedir peki? Emek ne demek? neye denir? dünyayı kötüye götüren sanayi devrimi midir? Teknoloji midir? Gelişen endüstri midir?
şuan da dünyada nanoteknoloji ve 3boyutlu yazıcılar sayesinde ki 3 boyutlu yazıcılarla artık bir ürün kopyalanabilecek. yani: iş gücü tamamen ortadan kalkıyor. lugatlarımızdaki işçi, emek kavramı değişiyor, iş gücüne gerek duymadan yaşanabilecek bir dünya bizi bekliyor. tabi ingilizlerin uçak kopyalamış olması halen savaş isteyen, manyak insanların olmasına diyecek bir lafım yok. iş gücünün yerini yazıcıların almasıyla dünyada gerçekten gereksiz olduğunu düşündüğüm; reklamcılık sektörünün payı giderek büyüyecek. reklamcılık kadar boktan bir şey olamaz herhalde, bana göre zorbalık. insanlara gösterecek o kadar güzel şey varken, bir ürünün bilinçaltına kazınma çabası? ayrı bir başlıkta tartışacağım konumuza dönelim. ne diyordum? sanayi devriminin 21. yüzyıl getirileri ve 3 boyutlu yazıcı. bir uçağın yazıcıdan kopyalanabileceğine inanmayanlar olabilir ahan da link;
büyük düşünecek olursak sanayi devrimi ve devamında yaşanan gelişmeler sayesinde bugün savaşlar sona ermiştir. Nasıl mı?
sanayi devrimine kadar kayıtlı olan savaşların istatistiğine bakıldığında son yüzyıllara doğru tüm dünyada yapılan savaşların giderek azaldığı bariz bir şekilde görülmektedir. Aynı şekilde 21. yüzyılda yapılan toplam savaş sayısı iki elin parmaklarını geçmemekte. bunun en temel nedenlerinden biri din kavramının halk ve yönetim üzerinde etkisinin azalmasına da bağlıyorum tabi ki. tüm dünyanın benim tanrım doğru kavgasının sona ermiş olması gerçekten mutlu ediyor beni. günümüzde artık bir çok savaş iç savaş olarak meydana gelmekte ve benim öngörüme göre bir kaç yüzyıl içinde tüm savaşlar halk-devlet savaşına dönecek. teknolojinin etkisiyle tamamen kayıt altına alınan ekonomi sayesinde devlet tek otorite olmakla birlikte, halk bilinçlenip bilgilendiğinde vergi vermenin saçma bir şey olduğunu kendi kendini yönetebileceğini ve gerçekten metropol dediğimiz yerlerde göt kadar yerlere sıkıştırıldığımızı fark ettiğinde her şey değişecek. ha sanayi devrimi diyordum.
sanayi devriminden sonra jeopolitik konum mavralarına uzun vadede son verilmiş bulunmakta. şöyle ki: insanların en temel sorunu olan yiyecek problemi Endüstriyel tarım ve hayvancılığın gelişmesiyle birlikte sona ermiştir. artık yapay olarak da olsa tüm yiyecekler her yerde yetiştirebilmekte, hayvancılıksa teknolojinin katkılarıyla yüzde 100 verimle yapılabilmekte, sınır tanımamakta. bu uzun vadede toprağın büyüklüğünün önemli olmadığını kanıtladı. keza israil'in arap ülkeleriyle yaptığı 6 gün savaşını kazandıktan sonra işgal ettiği toprakları ürdün'e geri vermesiyle açıklanabilecek bir durum sanırsam. toprağın metrekaresinin öneminin azalmasıyla birlikte dünyada büyük ölçüde savaşlar durmuş bulunmakta. yiyecek problemi çözüldü evet. tabi insanoğlu doymadı.
bir diğer problem 'ticaret'. ticaret deyince akla ne gelir? ipek yolu, baharat yolu. bu kadar bitti. buralar önemlidir. bu toprakları alan yaşadı, savaşlar verildi yüzyıllar boyunca. hiç bitmeyen savaşlar. bu sorun da yine bundan 300-400 sene önce yaşamış insanların aklının almayacağı düzeyde teknolojilerle aşıldı. şuan da türkiye-rusya arasında doğalgaz boru hattı olan ve Karadeniz'den (bildiğin denizden) geçmekte olan mavi akım projesini örnek olarak verebilirim kanımca. tabi insanoğlu doymadı.
bir diğer problem enerji. tabi sanayi devrimiyle birlikte enerjiye olan ihtiyaç arttı. artmaya devam etmekte. tabi bu bir sorun değil aslında. manyetik enerjiyi tamamen yok sayalım. tüm dünyanın yaptığı gibi, sanki dünyada böyle bir enerji yokmuş gibi yapalım, buna devam edelim ve jeotermal, güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını konuşalım. bu bile yeterli aslında. yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelen, teknolojisi gelişmiş devletler bu sorunu da çözmekte. güneş enerjisinden daha yüksek verimle faydalanabileceğimiz günlere çok az kaldı. düşünsene kaynağının güneş olduğu bir enerji var lan. yani fosil yakıt dediğimiz tüm bu yeraltı kaynaklarına olan ihtiyacımızın bittiği gün yakındır. tabi insanoğlu doymadı.
evet bütün sorunlar çözüldü temel olarak. sırada ne var? 'para'. Aslında asıl problem para.
Artık dünyadaki tüm savaşlar para için yapılmakta. Üstelik para da aynı fahişelik gibi insanoğlunun en eski icatlarından biri. ve halen önemli. neden önemli? neden halen para kavramı var? Artık dünyada tüm savaşlar bu pislik için yapılmakta. Tabi bilen biler; bugün kullandığımız internet 2.dünya savaşı ürünüdür. Amerika'nın 2. dünya savaşına damga vuran icatlarından biridir internet, insanlar telsizle haberleşip sinyallerini dinleyen olacak kaygısıyla yaşarken amerika interneti icat edip tüm düşmanlarını şaşırtmıştır. peki neden savaşı beklediler? Bilim ve teknoloji insanlığa değil, para delisi godoman devlet büyükleri ve onların arkasındaki güçlere hizmet ettiği sürece dünya gelişemeyecek dostlarım. bugün atomun parçalanabildiğini bulan adamların bu fikrinden atom bombası üretmek yerine, tüm dünyaya yetecek enerjiyi üretmek düşünülseydi bu noktada olmazdık, olmayacaktık. sorun liberalizm değil. çözüm herhangi bir sistem de değil. sosyalizm, komünizm her ne olursa olsun, içinde para geçen herhangi bir sistem bizi kurtarmayacak, kurtaramaz.
belki manyak diyeceksin. belki çıldırmış olmalıyım. haberin var mı? mars'a 80 bin kişilik koloni gönderiyorlar. Herhangi resmi bir din yok ama inanç serbest. Seks yapmakta serbest ama korunmak şartıyla farklı bir yer çekimi etkisinde doğumun ne şekilde olacağı halen tartışılıyor çünkü.
ki bu mars'a gidilmesinin temel nedenlerinden biri; Enerji. enerji evet enerji. mars'ta yapılan araştırmalarda yeni enerji kaynakları bulundu dostlarım. bu enerji kaynaklarının dünyaya transferi gelişen teknolojiyle 1 aya kadar indirildi. yani şuan da mars'tan bir parça alıp dünyaya getirmek 1 ay. 1 ay amk. bundan 200 sene önce insanlar bir yerden bir yere deveyle giderken 1 ayda Türkiye'nin bir ucundan bir ucuna gidemezdin belki.
örnekler uzar gider; enerji, ticaret, jeopolitik konum, yiyecek, barınma ihtiyacı vesaire vesaire uzar gider.
modern tıpın geldiği noktaya da değinmek lazım. bundan 500 sene önce, senin şu rahatsızlığın var diyenin 'cadı bu!' diye yakıldığı bir dünyaydı burası. gözle görülmeyen bir virüs yüzünden meydana gelen grip salgını yüzünden milyonlarca insanın öldüğü bir dünyaydı çok değil daha 100 yıl önce. şimdi bilim ve teknoloji sayesinde gelişen tıp sayesinde artık kader kavramına da el atılmış oldu. ağır yaralı hastayı doktora yetiştirme telaşımız bundan, oturup dua etsen gökten melekler inip 'geçti dostum iyisin.' demiyor, demeyecek.
sonuç: bir şeylerin değişmesi beklemek saçmalık. din, para bu iki kavram var olduğu sürece insanoğlu sömürülmeye mahkum. tüm enerjimizi, bilgimizi 'daha güzel bir dünya' için harcasak herşey çok güzel olurdu. bugün olmadı, yarın olacak. insanoğlu buna mecbur kalacak. bilgi edinme özgürlüğümüz elimizden alınmadığı sürece insanoğlu gelişecek, değişecek. uzun vadede bilinçli insanlar yetiştiği sürece, ki eğitim düzeyine göre askere gitme isteği paralel nedense. akıllı insan; savaşmaz dostum. savaşın bir şeyleri çözmediğini, sadece piyon olduğunu damarlarında hisseder. bir gün tüm insanlar kendi kendine 'kimin için ve ne için savaşıyorum?' dediğinde içinde yankılanan para veya din cevabı onlara yetmediğinde, bu cevabı birilerini öldürmek için yeterli görmediğinde tüm dünya değişecek. belki 100-200 yıl lazım. belki binlerce yıl. ama o gün gelecek...