12 eylül 1980

entry538 galeri video3
    112.
  1. ben 17 yaşındayım..

    hani şu başlıklara ''17 yaşında hayatı anladığını sanan mal'' ya da ''17 yaşında depresyona giren genç'' olarak konu ettikleri..

    ne içinde olmak için geleceğimi feda edebileceğim 60 darbesine ne de uğruna geçmişimden vazgeçebileceğim 80 darbesine tanıklık edebildim..

    ama duydum , gördüm , bildim.

    bundan tam 27 sene önce bugün bana yasaklanan şeylerin hepsini yaptım yani.. affet beni tonton kenan amca! sana , emirlerine , anayasana karşı gelmek istemedim.. sadece sorguladım. biliyorum ayıp , biliyorum gereksiz , biliyorum sürüden ayrılış..

    ilkokulda hayat bilgisi derslerinde hep atatürk'ü okuduk biz. ortaokulda hoca bize ey türk gençliği'ni ezberlettirdi. sonra bir sürü savaş okuduk , ezberledik. arada güzel şiir okuyabilenler ''atatürk'ü anlamak'' diye bağırdı kürsüden arkadaşlarına , el çırpmaya gelen velilere. 10 kasım'da biz hep buynu bükük durduk. bu arada zilyon tane şey ezberledik , tarihimizle övünmemiz gerektiği anlatıldı bizlere. türk olmakla gurur duymamız gerektiği öğretildi. biz hala bağırıyorduk ''atatürk'ü anlamak'' diye.

    sonra liseye geldik biz , ermeni soykırımını tartışır olmuştuk. bir arkadaşımız elinde nazım hikmet kitabıyla solculuk oynardı sınıfta , sol olduğu için hiçbir zaman sola oturmayan bir arkadaşımız da vardı bizim. nihal atsız'ı kadın zanneden ya da bir mayısa 400 yetelelik ayakkabısıyla giden arkadaşlarımız.. bir gün sınıfı ''bu sınıfta ateist varmış!'' diye bir veli bastı mesela.. bir kız arkadaşımız sırasına türk bayrağı kazırken devletin malına zarar vermiş olmadı mesela. bizim müdürümüz her 10 kasım'da ''atatürk'ü anlamak'' diye bağırırdı bize kürsüden , çok uzun konuşurdu. dinlemezdik. artık kimse dinlemiyor zaten birbirini. neyse , bir 10 kasım'da müdürümüz okula atatürk'ün sevdiği şarkıları çalması için saz ekibi çağırdı , gülşen'in off off şarkısı eşliğinde atatürk'ü kömür gibi yakarak mezarında atatürk'ü anladık biz.

    okuduk hep ama , önümüze ezberlememiz için sunulan her şeye rağmen okuduk. annelerimiz babalarımız ''bulaşmayın , biz değiştirmeye çalıştık da noldu? boş yere fişlendiğinizle kalırsınız.'' dedi ama biz okuduk hep. fikirlerimiz oluşmaya başlamıştı bizim. bir tarafa ait olmaya çalıştık. 17 yaşındaydık.. sadece 17! bir yere ait olduğumuzu en çok hissetmek istediğimiz yaş.. bir şey için ''evet ben bunu biliyorum!'' demek için savunduğun şeye hakim olduğun kadar onun karşıtına da hakim olman gerektiğini biliyorduk biz , ama işimize gelmiyordu.. anlıyor musun ? kimse anlamıyor artık birbirini.. demiş miydim ? dinlemiyor da..

    bak kenan amca ;

    bugün kürt - türk - laz - ermeni - hede - hödö diye bölündüysek eğer , ''kardeş kardeşi vurur mu , insan insana bunu yapar mı?'' diye bağırıyorsak eğer..

    17 yaşında bir erkek çocuğu tarih yazılısında önüme kopya kağıdı atıp ''lan emperyalizm ne demek?'' diye soruyorsa..

    ülkesini insan hakları mahkemesine şikayet eden birinin eşi , üstelik türban yüzünden , cumhurbaşkanlığı koltuğuna ; geçmişi mapushane duvarı dolu biri başbakan koltuğuna oturuyorsa..

    12 eylülü bilmiyorum ama 11 eylülü anlatabilirim diyecek kadar memleketine bir kız yabancılaşıyorsa..

    sizin yüzünüzden!

    nerde kalmıştık ? ''atatürk'ü anlamak'' diyorduk.. ne güzel anlamışız ata'yı diğ mi ? iki kocaman darbe , bir muhtıra.. ah pardon , yoksa o muhtıra sayısı iki mi oldu ? ahah eşitlik görüyor musun ? zaten sen çok eşitlikçi bir adamsındır elhamdülillah..

    bir sağdan bir soldan.. oh bir de yandan.. altmış.. yetmiş..seksen.. yetmez! kıvır! kop evladım kop!

    bak kenan amca ;

    bugün ''asmayalım da besleyelim mi?'' diye gaza geliyorsak..

    önümüze gelen herkese ''vatan haini'' yaftasını yapıştırıyorsak..

    gencecik fidanları dar ağacında sallandırıp üstüne filtreli sigara tüttürebiliyorsak..

    17 yaşında çocuğu öldürüp , zaten yaşamıştı yaşayacağı kadar diyip ölümü geçiştirebiliyorsak..

    sizin yüzünüzden!

    çemberimde gül oya benim en sevdiğim dizidir.. yurdanur var ya orada , o benim işte. mehmet vardı ya orda , o da senin oyuncağın. bir gün mehmet eve topallayarak geldi. mehmet'in yaraları aylarca geçmedi. mehmet çok etkilendi , sevemedi bir daha. bir daha hiç sevdiceğine eskisi gibi bakamadı. yurdanur o'nu öyle görünce öldü. son bakıştaki gözler hep aklımızda ya hani , o hesap..

    ha bu arada , sibel can bu yaz 20 kilo almış. hala sanatsal açıdan estetik midir diye düşünmüyor değilim.. bence baştan aşağı kırmızı olsun tablonuz. arada mavilikler olabilir , suyu temsilen.. kırmızının kan rengi olmasına dikkat edin. turgut özal bey , rahmetli , amerikalardan en kalitelisini getirmişti bizler için. siz memur değilsiniz ama işinizi bilirsiniz diğ mi ? ya da 5 kilo nohuta muhtaç olup hakkını satmak nedir bilirsiniz.. görmüş geçirmiş bir adamsınız.. öyle bir geçirdiniz ki hem de..

    bak kenan amca ;

    bugün parası olmadığı için bir çocuk okula gidemiyorsa..

    çocuğunu okula gönderecek kadar bir baba para kazanamıyorsa..

    hayallerini gerçekleştirmek için bir genç gençliğini harcamak zorunda kalıyorsa..

    bir anne ''anne benim neden onlar gibi kıyafetlerim yok'' diye bir soruyla muhattap oluyorsa..

    sizin yüzünüzden!

    17 mayıs 2006 günü bu ülke bir danıştayını kaybetti. adaletimin o güzel kefeleri kötü adamların lehine.. öncesinde alışıktık biz. uğur mumcu - susurluk filan. sonra hrant dink. benim ermeni bir arkadaşım vardı , gözlerindeki korkuyu görmeliydin.. ötekileşmişti anlıyor musun ? durduğumuz yerde , yerde yatan bir delik ayakkabıdan ötekileşmiştik. bir anda.. ama biz atatürk'ü anlamış sayıyorduk kendimizi. hani kahveler yerine laboratuarlarda sabahlıyoruz ya biz , anlamıştık işte. o kızın gözlerindeki yabancıyı görmeliydin..

    bak kenan amca ;

    bugün bir aile bir mayısta sadece orada oturduğu için dayak yiyebiliyor , bir kız saçından sürüklenebiliyor , bir erkek işkence delisi edilebiliyorsa..

    seni bir asker , darbeci , siyasetçi olarak değil de ressam olarak tanıyorlarsa..

    hiçbir şey olmamış gibi yaşayabiliyor ve bundan rahatsızlık duymuyorlarsa..

    artık değiştirmek yerine kabullenmeyi seçmiş ve kendileri gibi olmayanları dışlamayı farz bellemişlerse..

    sizin yüzünüzden!

    beynelmilel benim en sevdiğim filmlerden biri.. siz hiç sevdiğiniz için dedenizin kefeninden ilan-ı aşk ettiniz ve gözünüzün önünde sevdiğinizin öldüğünü gördünüz mü ? hiç en yakınınız en uzağınız oldu mu bir anda ? hiç , hiç tanımadığınız biri için ''doktooor'' diye bağırmak zorunda kaldınız mı ? bir sürü insanın o an sadece yoldan geçtiği için öldüğüne tanık oldunuz mu ?

    bak kenan amca ;

    bugün , gökten başıma saksı çarpsa.. ayağıma taş batsa.. gözüme çöp gelse.. kalbime yangın düşse..

    sizin yüzünüzden!

    düzeltme :

    (#454987)
    (#630131)
    (#1022820)
    (#1754008)
    (#1244068)
    (#1506641)
    107 ...