Sokaklarında terzilerin, berberlerin, masajcıların, bir sandalye sermayesiyle iş kurup, çalıştıkları yer...
Kutsal saydıkları Ganj nehrine, hem ölülerinin küllerini savururlar hem de o nehirde yıkanırlar, işerler, ağızlarına su alıp çalkalarlar.
Yol kenarların da kaldırımlar da, çamaşırı sıyırıp, tuvalet yapmak ayıp değildir, kimse yüzünü çevirip bakmaz bile.
Zerdeçal yani köriyi, bir de safranı katmadıkları yemek yoktur. Tüm yemekler koyu sarıdır. Elle yemenin hastasıdırlar.
Tüm ölüler yakılırken, yılan sokarak ölenler, yakılmadan Ganj nehrine atılır. Zira yılan kutsaldır, yılandan dolayı ölen insan kutsallaşmış ve dokunulmazlık kazanmıştır.
Hijyen konusunda içler acısıdır...Gidecek olanlar, "aman dikkat! "...