genel bir yargı olarak diğer fakültelerdeki pek çok öğrencinin hatta üniversiteli olmayanların bile yata yata sınıf geçildiğini sandığı (evet sandığı!) kaliteli ve bir o kadar da ciddi fakülte.
okumak emek ister, özveri ister, ciddiyet ve sorumluluk ister. sonuçta insan yetiştirecek insanları yetiştirir eğitim fakülteleri. fen edebiyat bitirip formasyon almaya benzemez. (onlara da saygımız sonsuz, içlerinde eğitim mezunlarından daha iyi öğretmenlik yapacaklar çıkacaktır elbette.) mülayimdir, havalı değildir. mühendislik, mimarlık öğrencileri t cetvellerini, bazukalarını hava ata ata gösterirken blok flütünü neresine sokacağını şaşıran utangaç öğrencinin mekanıdır. "daha iyi nasıl eğitir-öğretirim" diye kartonlarla, mukavvalarla, maket kağıtlarıyla materyal geliştiren mimar kılıklı öğrenciyi görürsün kimi zaman. kimi zamansa her ders için ayrı ayrı etkinlik planı hazırlayan bir öğrenciyi. o öğrenci ki üstündeki sorumluluğun farkındadır. o mühendisler mimarlar, işletmeciler vs. taş bloklar, pratik icatlar, hesaplamalar yaparken o güzide öğretmen adayı geleceğin mühendislerini, işletmecilerini ve mimarlarını yetiştirmek için gönüllü olmuştur. bina yapılır, olmazsa yıkılır gider. hesap yanlışsa baştan çözülür ama konu bir öğrenci olunca hesap tutmaz. ağızdan çıkacak tek bir kelimenin telafisi olmayabilir! okursa, adam olursa senin gururun; suçlu, hayırsız olursa senin utancındır!
işte böyle bir sorumluluğun farkına vararak okuyan öğrencilerin mekanıdır eğitim fakülteleri ve o fakültede okumak bir yana, kantininde çay içmek bile bir şereftir.