Son 11 yılda türkiye'de eğitim sisteminin geçirdiği aşamaları içerir.
Son 11 yılda müfredat, içerik, program, sınav sistemi olmak üzere toplam 13 değişiklik yapıldı. Bu süre içinde de aynı iktidar olmasına rağmen 5 tane milli eğitim bakanı değişti. Yerel yönetimlerde sıkça alışık olduğumuz yeni başkan sonrası değişen müdürler bu bakanlıklarda da yaşandı. Bazı bakanlar kritik noktalara kendi adamlarını getirmeyi ihmal etmedi. ve genellikle bu insanlar eğitimle pek de alakası olmayan insanlardı.
2001den itibaren yıl yıl ne gibi değişiklikler olduğunu inceleyecek olursak;
2001’den 2003’e kadar sistemde pek oynama olmadı. Ancak bu dönem içerisinde bakan Hüseyin çeliksözleşmeli öğretmenliki öğretmen camiası içine soktu. Bu da öğretmenler içerisinde gruplaşmaya, sözleşmeli öğretmenlerin sosyal haklar bakımından gelecekten endişe etmesine oldu. Aynı işi yapan öğretmenlere farklı statüler uygulamak akıl karı değildi ama yine de yapıldı. O dönemde sözleşmeli öğretmenlikle birlikte öğretmen ayrımı 3 noktaya ulaşmıştı. Kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen. Devam edecek olursak:
Günümüzde iktidar ile paralel çalışan yök o zaman sanki paralelin tersi zıt çalışıyor gibiydi. iktidar o zaman yök karşısında mağdur sıfatında idi. Gerçekten mağdur muydu yoksa devam eden mağdurluğu mu taşımak istediler bilinmez. (aslında bilinir). Bağlıyorum tamam:
2003'te üniversiteye giriş katsayıları değişti. 0,2 ve 0,5 olan katsayılar. 0,3 ve 0,8 olarak tarihe yazıldı. Bu durumdan en çok etkilenenler kim oldu? imam hatip liseleri başta olmak üzere meslek liseleri. 11 yıllık akp iktidarını düşünün. Rte’nin eğitimde en çok konuştuğu iki söz ne? Ben söyleyim: imam hatip liseleri ve meslek liseleri. Son zamanlarda bu liselere yönelik iyileştirme çalışmalarını da sıklıkla duymuşunuzdur. Özetle: önce eşeği kaybettirip sonra bulduruyor akp. Sonuçta ne mi oldu? Bir süre boyunca meslek liselerinin istedikleri bölüme girmeleri imkansız hale geldi nerdeyse. Sonra sesler yükselmeye başladı. Akp hemen duruma el koydu ve bizim imam hatipli kardeşlerimiz için katsayı ayarlaması yapıldı. Şimdi kime sorsanız bunu akp düzeltti der. Kimse zaten akp bozduydu demez. Neyse, tekrar döneceğimizi düşünüyorum bu konuya.
ilköğretim müfredatı değiştirildi. Efendim eğitimciler bilir de Biraz anlatayım ben gene. Bir eğitim programının uygulamaya geçmesi öyle kolay değildir. Öncelikle ihtiyaçlar gibi soyut nitelikler belirlenir, ardından deneme okullarında program denenir, sonra pilot uygulamaları yapılır. Değerlendirilmesi yapılır, eksiklikler giderilir değişiklik en son yapılır. Ancak ve ancak bu denli hızlı bir müfredat değişimi daha önce hiçbir eğitim sisteminde görülmemiştir belki. Peki ne değişti: öğrenci merkezci yaklaşım ve temel olarak yapılandırmacı yaklaşım tarzı ele alındı. Merkez ve taşra arasında dağlar kadar fark olan bir ülkede aynı müfredat batıdan doğuya tüm çocuklara verildi. 1. Sınıfa başlamadan tüm harfleri bilen, lüks kaloriferli okullarda okuyan çocuklarla, 1. Sınıfa kadar Türkçe konuşmamış, soba ile ısınan çocuğa aynı sistem uygulansın denildi. (bu uzun zamandır böyle, akp devam ettirdi). Akp'nin değişiklik yaptığı asıl önemli konu cümle temelli sistemden ses temelli sisteme geçilmesi oldu. Artık çocuklar önce sesleri öğreniyor ardından sesleri birleştirerek kelime ve cümle oluşturuyor. Zümre toplantılarında öğretmenlerin çıkarımları şu yönde: öğrenci daha zor anlıyor, daha geç okuyor, daha yavaş okuyor. Yazma kısmına gelince o zaten tüm çocuklarda aynı; Berbat. Bu konu üzerinden devam edelim. Birinci sınıfta eğik yazı, eğik yazılı hikayeler, eğik yazılı kitaplar. Çok güzel. ikinci sınıfa geçiyor öğrenci eğik yazı ile ilgili hiçbir şey kalmıyor. Çocuklar hiç eğitimini almadıkları düz yazı ile yazmak için yalvarıyorlar. Şu busu vs. bundaki amaç: öğrenciyi ezbercilikten kurtarmaktı. Bizim ezber sistemi okuma yazma öğrenirken değil ondan sonra başlıyordu hâlbuki. Bunca yıldır öğretmenlerden gelen dönütlere rağmen hala ne bir değişim ne de bir materyal desteği sağlandı.
2005
Lise eğitimi 3 yıldan 4 yıla çıktı. Lise 1'i bitiren öğrencilere meslek lisesine geçiş hakkı tanındı, aynı şekilde de meslek lisesinden genel liseye. Bundaki amaç neydi kısmına gelecek olursak: lise 1'de verilecek mesleki eğitim ile gelecek planlaması daha etkin şekilde yapılacaktı. Yani iki aşamalı bir değişiklik idi bu, ancak ikinci aşaması hiç gerçekleşmedi. Yani bir bakıma liselerin 4 seneye çıkması haybeye oldu gibi görünüyor. Şimdiden söyleyim bazı arkadaşlar tüm bu değişikliklere bütünün bir parçası olarak baksın sonunda anlamlı bir resim çıkacaktır.
Diğer yandan LGS ortadan kalktı, yerine oks sınavı geldi. Dizisi bile yapıldı oks anneleri diye. Nereden aklıma geldiyse şimdi durup dururken.. Neyse. Önem arz eden bir değişim gibi görünmekle birlikte değişen bir şeyin olmadığı değişimlerden sadece bir tanesi.
2007'ye geldiğimizde asıl önem arz edecek olan oldu ve bu kez OKS gitti. Yerine SBS geldi Kaldırılma sebebi basit, hep dile getirilen sebep. Bunca yılın brikimibir sınavla ölçülür mü! Evet müthiş bir değişiklikle bu sefer bir değil tam 3 sınavla ölçüyorduk çocuklarımızı. Sadece bir dönem Karnesine not vermek için 3 kere sınav yaptığımız 2 kere performans ödevi verdiğimiz 2 sözlü notu oluşturduğumuz öğrencileri bu sefer 3, evet yanlış duymadınız; tam 3 sınavla ölçüyordunuz. Müthiş bir atılım oldu bu eğitim hayatımızda. Artık hiçbir sorunumuz kalmamış gibi idi.
Yapboza dönen üniversite giriş ekranı bu sefer pop-up misali açıldı ve önümüze yeni bir sayfa daha çıktı. Özetle: iki aşamalı sınava tekrar geçiş yapıldı. En son 1999'da uygulanmıştı bu sistem. ÖSS, adını YGS ve LYS'ye bıraktı. ilk sınav tek oturum ikinci sınav ise 5 oturumdan oluşacaktı. Puan türleri değişti, yeni sistem ilk senesinde kazanamayanlar için tam bir kâbus oldu. Yeni konular, yeni alanlar sınava dâhil oldu.
2010
OKS anneleri'nin yayından kalkmasını yeni kabullenmiştik ki dönemim bakanı hukukçu nimet baş bu sefer o müthiş 3'lü sbs sistemini tek kalemde bir sınava indirdi. Artık oks anneleri bu çileyi üç sene değil sadece bir yıl çekecekti. Evet o müthiş sistemden caymıştık. Ne oldu ise iki yıl önce koskoca yılların birikimini bir sınavla mı ölçeceğiz mantığı iflas etmişti. Ya da buna çözüm bulunmuştu, müthiş bir sınav sistemi ile tek sınavda ölçüyorduk artık. Yıl geçtikçe eğitimizdeki ilerleme devam ediyordu.
Sadece 8 sınıflara dayalı değişiklik olmadı tabi. Yök katsayı uygulamasını değiştirme adımını attı. Katsayı değişti, meslek liselerinden ak parti dönemine şükür minnet yağdı. Yeni katsayılar 0,12 ve 0,15 oldu. Eşeğini kaybettiren akp bu sefer eşeği buldurup köylüyü sevindiriyordu.
Artık anadolu lisesindeyim havasını atanlar göt oldu. Çünkü genel liseler kalktı, liseler meslek ve Anadolu liseleri olarak iki kategoride toplandı. Dönemin bakanının müthiş açıklaması hafızalara kazındı.
Öncelikle Anadolu liselerine geçiş çok sancılı oldu. Çok büyük bir değişim oldu. şaka şaka. Liselerin tabelalarına Anadolu yazısı eklendi. Dönemin bakanın sarsıcı açıklaması ise şöyle idi: "normal liseleri Anadolu lisesine çevirerek eğitim kalitesini arttırdık." Sınıf aynı sınıf, öğretmen aynı öğretmen, bina aynı bina. Tabela değişince kalite yükseldi. Daha sonra anladık ki akp'nin tabela sıkıntısı varmış.
2011
Madem fark bu kadar az, katsayının amına koyum size bir şey olmasın dedik ve katsayıyı kaldırdık. Daha doğrusu katsayı farkını kaldırdık. 0,12 sabit olarak kaldı. Yaşasın imam hatip liseleri yaşasın, meslek liseleri!
4+4+4 sistemine geçiş oldu. Yetersiz altyapı, yetersiz materyal, yetersiz bina ile sisteme geçiş yapıldı. Bu sistem kısaca özet geçilecek bir değişim değil.
Birinci sınıfa başlama yaşı değiştirildi: hali hazırda 1 senede zaten okuma yazma öğrenen, gayet de iyi öğrenen öğrencilerin okuma yazma öğrenimi zamana yayıldı. Yandaş kanallar minikler okumayı söktü diye reklam yapsa da geçmiş dönemlere kıyasla çocuklar hem daha zor hem daha yavaş okudular. Haziran sonu itibari ile 60 kelime okuyan birinci sınıflar 30-35 kelime ile tamamladı. Elbette belli başlı okullar bu sistemi zaten delerek bir şekilde öne geçtiler. Biz standartlardan bahsediyoruz.
ilkokul 4 seneye düşürüldü. Birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılan bir ülkede 1-2-3 benzerlik taşırken 4. Sınıf sap gibi ortada kalmasına rağmen çizgi 4 ve 5 arasına koyuldu.
Okul değişimleri yaşandı, köy okullarının bir kısmı açıldı, norm fazlası öğretmen sorunu ortaya çıktı, bununla birlikte branş değiştirme süreci başladı. Branş değiştiren öğretmenler de doğal olarak kaliteyi düşürdü. 10 yıldır kendi branşında görev yapan sınıf öğretmeni, bir kararname ile teknoloji tasarım öğretmeni oldu. Hem kalifiye bir sınıf öğretmeni kaybettik hem de konusundan anlamayan bir teknoloji tasarımcımız oldu. sancılı bir süreç hala devam ediyor.
Zorunlu seçmeli dersler getirildi. Tamamen dinle alakalı seçmeli dersler eklendi. Hiç mi başka seçmeli ders yoktu bu çocuklara yönelik diye insan sormadan edemiyor.
Ek olarak:
Her ile üniversite açıldı. Ne kadar boktan olduklarını söylemeye gerek yok. Eğitim açısından pek bir şey diyemem ama çok da iyi oldukları söylenemez. kampus ve üniversite yaşamı açısından söylüyorum. Ortada yurt yok, ulaşım yok, alan yok, iki bina dikmişler al sana üniversite. yüksek öğrenime 400 bin öğrenci alınırken iş sıkıntısı çekiliyordu bu oran nerdeyse ikiye katlandı sonuç ne olacak merak konusu. Günü kurtarmak için, şehir kalkınsın diye açılan üniversiteler zamanla sistemde kambur olacaktır.
Aslında yazılacak çok şey var ama şimdilik bu kadar yeterli. ***
yine okullarda ibadethane açılması için izin verilirken bir çok okul imam hatip lisesine çevirildi.
Liselere geçiş sınavlarında değişiklik yapıldı. teog sınavları yürürlüğe girdi. ortak sınav olarak köy kasaba il büyükşehir olmak üzere aynı seviyede yapıldı.