Müzikal tarzı sevmeyenler bu ve bunun gibi filmlere hiç yaklaşmasın. Ondan sonra beğenmedim oluyor. Neden diye sorduğumuzda da müzikal tarz sevmiyorum oluyor. izleme o zaman börtü böceğim benim. Filmin hakkını yememek gerekiyor. Singin' in the Rain, Sweeney Todd The Demon Barber of Fleet Street filmlerinden sonra en sevdiğim üçüncü müzikal oldu. Süreyi biraz uzun tutarak aslında riskli birşeye imza atsalar bile seyir doyumuna sonuna kadar ulaştırmasını biliyor. Victor Hugo'nun nadide eserinden yola çıkarak hazırlanınca daha bir güzel olmuş. Romantik bir eser olmasından kaynklıdır filmin içinde ki sık tesadüfler izleyenleri biraz 'yok artık' çizgisine sürükleyebilir. Sonuçta o akımın bu özelliğidir onu 'akım' kılan şey.. Özellikle sahnelerin etkileyiciliği çok hoşuma gitti.
Eleştireceğim noktalar da var tabii.. Örneğin gereksizce gözümüze sokulan 'göz'ler gözümden kaçmadı. Yakışmamış bu esere.. Bundan sonra da bazı sahnelerin gereksiz yere uzatıldığını fark ettim. Tek oyuncu çekimlerinde hele ki bir müzikalde sahneler o kadar uzatılmamalı. Bir de herşeyi müzikle, melodiyle anlatma çabası hoşuma gitmedi. Müzikal tarza aşina olmayanlar için aralara (bu kadar uzun sürede) normal replikler yerleştirmek şart.
Anne Hathaway her ne kadar çok az süre yer alsa da Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü hak ettiğin gösterdi. Kendisinin izlediğim ilk filmi The Devil Wears Prada idi. Kendisini burada keşfetmiştim ki elmas gibi parlıyordu o filmde bile. Sonunda da bana göre hak ettiği ödülü alıp istenilen yerde gördüm kendisini.. Hugh Jackman takdire şayan bir performans sergilemiş. Gençlikten yaşlılığa doğru en belirgin şekilde filmin içine yedirilmiş, altından iyi bir şekilde kalkmış. Bundan sonra belirteceğim sadece Young Cosette'in tatlılığı olur.
Özellikle belirtiyorum tarza aşina olanlar ve sevenler izlesin böyle filmleri. Çünkü sıkar biliyorum, sevmediğiniz bir yemeği de yediremeyiz nihayetinde. Fakat çok güzel hazırlanmış, dekorları, kostümleri ile ön plana çıkan bir film. Senaryosu zaten über.