islam peygamberine iftira atmanın en rağbet gören yöntemlerinden birisidir.
kutsal kitap, enam suresi 38. ayette "Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler." (diyanet işleri) derken bunlar hala yok buharının şu hadisi şöyle der, yok şunun şu hadisi böyle der gibi akıl ve mantık dışı işlere meyletmekte ısrar ederler.
kutsal kitap, nahl suresi 115. ayette "O size ancak şunları haram kıldı: Leş, kan, domuz eti ve Allahtan başkası adına kesilmiş olan. Fakat kim kaçınılmaz şekilde mecbur kalırsa, saldırmamak ve zorunluluk sınırını aşmamak şartıyla. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir " derken, hadisciler; mideyenin, karidesein, at etinin haram olduğunu söylerler.
yukarıda vermiş olduğum iki örnek ilk başta aklıma gelenler. iyi ve titiz bir çalışma ile bu örnekler çoğaltılabilir.
kalkıp birisi diyebilir ki; "iyi de, müslüman olduğunu söyleyen, allah korkusu olduğunu söyleyen, namazında niyazın bir insan neden böyle bir saptırma yapsın ki, çok saçma...bence bu konuda bizim bilmediğimiz çok şey var!"
yok canım kardeşim.. kaldı ki müslüman olduğunu söylemek ve namaz kılmak bir insanın düzgün bir müslüman olduğunu göstermez. bunu da ben demiyorum ha, yine kutsal kitap diyor. nasıl mı? şöyle ki;
maun suresi 5,6 ayetlerde "Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını ciddiye almazlar."der. yani görüldüğü gibi tek başına namaz kılmanın öyle çok da yüceltilecek bir yönü yok. ya da aynı ifadeyi, tek başına namaz kılmak iyi bir müslüman için yeter şart değildir şeklinde de dile getirebiliriz. artık hangisini istersen onu alırsın.
bu dincilerin derdi din değil aslında. dertleri, dini kimlikleri ile sağlamış oldukları çıkarları devam ettirmektir.
"arkadaşım sen iyice saçmaladın, bir insan dinden dünya hayatına yönelik nasıl bir çıkar sağlayabilir ki, o adamların bütün işi öteki dünya ile" mi diyorsun yoksa sen de "bu adamlar bizim kötülüğümüz için bir şey istemiyorlar ki, adamlar allah dostu ve bizlerinde ahiret hayatımızı kurtarmamız için bizlere yol göstermekten başka bir şey yapmıyorlar, hem benim sünnete uygun bir şekilde diş fırçası değil de misvak kullanmamdan adam ne gibi bir çıkar sağlayabilir ki? " diyenlerden misin..
şimdi küçük, turuncu bir tuğla düşün. mısırda ki büyük büyük dedenden sana miraz kalmış arazinin tam orta yerine konmuş, yalnız bir tuğla. o tuğlayı gören insan ne düşünür? ya da bir şey düşünür mü? farkına bile varmadan geçer gider bence. şimdi o araziye her gün bir tuğlanın daha konulduğunu düşün. bir noktadan sonra bir o alanda bir ev yapacak kadar tuğla birikecektir. ve birisi o tuğlalardan büyük bir ev yapar. sen de birgün, trabzonlu bir müteahit üç daire karşılığı vermeyi planladığın arazinin orta yerine dikilmiş bir bina görürsün. işte buna benzer bizim olayımızda. sen, aslında tekil olarak düşünüldüğünde bir anlam ifade etmeyen şeylerin bir araya geldiklerinde kendi varlıklarından çok kuvvetli bir varlığa dönüşebileceklerini görmüyorsun.
"felsefe yapma lan it, adam gibi anlar derdini" mi dedin. peki!
şimdi bu dinci abimiz önce sana der ki; bak müslüman kardeşim; dış fırçası kullanma misvak kullan çünkü peygamber sünnetidir. sen de dediğini yaparsın. sonra der ki aynı abi; bak kardeşim bizim dediğimiz gibi abdest al çünkü sünnet böyledir. sen yine dediğini yaparsın. daha sonra, bizim söylediğimiz gibi arapça dua et, sana uymak düşer. yine der ki; bak sayın müslüman, bizim helal dediklerimizi ye haram dediklerimizi yeme. sen onların dedikleri üzere beslenirsin. abimiz durmaz ve bu sefer der ki; bizim dediğimizi gibi giyin ve sen onların dedikleri gibi giyinirsin. susmak bilmek abimiz; gayri müslümlere şu şekilde davran. sen o şekilde davranırsın...uzaaaaar gider bu iş. ve bir gün, hiç beklemediğin bir anda abimiz der ki; bizim istediğimiz gibi yaşa...ve sen de onların istedikleri gibi yaşamaya başlarsın. çünkü ilk gün, o tek tuğlayı gördüğün vakit "adam sen de tek tuğlanın ne zararı olacak ki dediğin günden buyana her gün, yavaş yavaş aklının ve iradenin üzerine koca binayı dikmiştir sayın abimiz ve senin artık kımıldayacak yerin kalmamıştır. herşeyden feci olanı, artık iraden bu insanlara alışmıştır bir kere. onların sana dayattıkları şeyler sana zorlama gelmez, gelemez de. seve seve yaşarsın onların istediği gibi. zaten bizim filmimizde tam da bu noktada başlar...
abimiz yine konuşmya başlar;
paranı sakın faiz veren bankalara yatırma, bak "kar payı!" veren islami bankalar var onlara yatır...eğer diğerlerine yatırırsan büyük günah.
gayri menkul mu alacaksın? bak şurada islami bir kooperatif var hemen git paranı ona ver, ondan al başkasından alırsan günah çünkü.
tatile mi gideceksin? aman şu adamın oteline bayıl paraları.
çocuğunu okula mı göndereceksin? sakın paranı başka yere verme, bilmem şu islami özel okula ver paranı, ya da dershaneye.
kurban mı keseceksin? kurbanlığı şu şu kişiden al. derisini de sakın öyle bnaşka başka yerlere verme ha, onlar paraları içki alemlerinde yerler. derisini bize ver.
aman şu hocanın elini öp, ayağını yala. *
şu televizyonu izle, şu müziği dinle, şu şu ürünleri al ama illa ki şu kişilerden ...paranı başka yere verme çok değerli müslüman!
sanırım bu kadar yeter.
işte bu şekilde, önce seni etkileri altına alır ondan sonra da senin bütün varlığını kendi varlıkları için kullanırlar.
"bütün bunların hadislerle ne ilgisi var" cılardan mısı?
bu anlattıklarımı gerçek din ile yapamazlar da ondan. gerçek din zaten bunları ifşa ve teşhir etmek için sayısız kelam koymuştur ortaya. e nasıl yapacaklar peki? işte bu noktada hadisler girer işin içine. dine uyduramadıkları herşeyi uydurma hadisler ile yuttururlar sana. elleri mecbur çünkü din bunları desteklemiyor. ne yapsın adamlar, mecburen! kendi dinlerini, hadis dinini oluşturuyor onlarda.
"yahu sen nasıl olur hadisleri inkar edersin?" mi dedin.
ben hadisleri inkar etmiyorum ki. sadece hadis konusunda inanılmaz derecede titiz olmak gerektiğine inanıyorum. kutsal kitaba ve onun ortaya koyduğu mantığa aykırı bir hadis olabilir mi?
"iyi de nasıl bileceğiz hangi hadisin gerçek hangisinin uydurma olduğunu?"
tamam bu güzel bir soru. ben de dahil olmak üzere çoğu insan din alimi değl ya da hayatını bu konuları araştırmaya yöneltmiş değil. yani imamı azam gibi; "onlar adamsa biz de adamız onların içtihatı varsa biz de kendi içtihatımızı koyarız" diyemeyiz. zaten dememiz de biraz komik olur sanırım. lakin biraz aklımızı kullanmayı başarır isek sorun tamamen ortadan kalkmasa bile biraz hafifleyecektir diye düşünüyorum. hemen bir örnek verelim;
yukarıda da misvak olayından bahsettim. şimdi bu hadis dincilerine göre misvak kullanmak sünnet ve dolayısı ile sevaptır. yani diş fırçası, diş macunu, diş ipi gibi şeylerin kullanılması pek uygun değildir. onların yerine misvak kullanmak daha uygundur zaten bu davranışta allah ı memnun eder. bunu inkar eden varsa video linki verip kulakları ile duymasını memnuniyetle sağlarım..neyse. hadis dini kurucularına göre misvak olayı bu şekilde yorumlanır. peki neden? çünkü hz. peygamber yaşadığı dönem boyunca misvak kullanmıştır. ve hal böyle olunca onda sonra gelen müslümanların da misvak kullanmaları sevaptır..
ne kadar acınası biz zihin yapısı olduğunun farkında mısınız? adam, peygamberin misvak kullanmasından, ağız temizliğine önem vermemiz gerektiğini ve buna için teknolojik gelişmeler dahilinde en yüksek ehemmiyeti vermemiz gerektiği sonucunu çıkarmıyor da onun yerine o odunu ağzına sokmazsan olmaz hemşerim, o odun o ağza girecek arkadaş diyor. *
yani aklı kullanmak, biraz önce bahsetmiş olduğum hadis ayıklama işi için bir yoldur. aynı iş için kutsal kitabın kendisi de kullanılabilir. çünkü hadisin kurana zıt olması düşünülemez mantık olarak. onun için de bir kaç örneği yukarıda verdim zaten. ama tabi bütün hadisler için yetmeyebilir bu, onu da kabul ediyorum. eh artık ondan sonrası için de biraz okuyup araştırmak gerek...biliyorum sevmiyorsunuz ama yapacak bir şey yok..