eski filmlere olan önyargılarımdan vazgeçerek izlemiş olduğum film. film sektörünün son 20 yılda büyük atılımlar yaptığı reddedilemez bir gerçek olsa da insanların yaşadığı duygular milyonlarca yıla ait. işte bu yüzden film masumiyet ve yargılama süreci hakkında çok iyi tahlillerde bulunuyor. açıkçası filmi izlerken o kadar olumlu eleştiri yapıyordum ki tekrar izleyeceğimden eminim. özellikle hukuk ile alakalı uğraş verenlere bu filmi öneriyorum ancak bu olay hukuksal boyuttan ziyade kişisel yargılamalarla da alakalı. lütfen izleyin, zaten bildiğiniz bir çok şeyi farkedeceksiniz.
devamını filmi izledikten sonra okumanız tavsiye edilir.
amerikan adaletindeki jüri sistemine pek olumlu bakmamakla birlikte, çok ikna olmasam da fikrimin değişebileceğini söyleyebilirim. filmde bahsi geçen çocuk belki gerçekten suçluydu, ancak görevi yargılamak olan kişilerin kaçırdığı bir çok ayrıntıyı hukukla adaletle alakası olmayan 12 kişi ortaya çıkardı. en başta hepsi, jürinin anlamsızlığını kanıtlayacak derecede tamamen ikna olmuş gibiydi, sadece birisi dışında. hepsi vicdanlıydı, sadece göremiyorlardı. bir insan hakkında hüküm vermek çok kolaydı çünkü. birinin bu konuda emin bile olmadan şüpheli yaklaşımı olayların seyrini değiştirmeye yetti. beni en çok etkileyen sahnelerden birisi de şapkalı herifin sırf tartışmanın daha uzun sürmemesi için fikrini değiştirmesi ve ona gelen tepkiydi. birinin suçlu olması veya suçsuzluğu işte bu kadar basitti yani. bunun dışında aslında fark etmesek dahi içimizdeki vicdan olgusunun bizi doğrulara götüreceğini gösterdi bu film.
jüri sistemi hakkında tam olarak olumlu düşünmemem ise fikrini değiştiren o mimardan pek bulunmadığını zannetmem ve büyük davalarda jürinin tehdit edilebileceğidir. hele türkiye'de olduğunu düşünün. davanın büyük olmasına da gerek yok. davalının mutlak surette amcaoğlu yada dayıoğlu bu jürinin işini görebilir. vesselam, iyi filmdi. önyargılar konusunda beni daha derin düşünmeye sevketti. o yıllarda böyle bir film çıkarabilen sektöre şapka çıkarıyorum.