baruch spinoza

entry65 galeri
    41.
  1. şimdi efendim bu spinoza mühim bir adamdır. zat-ı alileri hakkında yuvarlak şeyler söylemeyi bırakıp iyisi mi anlaşılır bir şekilde ne demeye çalıştığına üstünkörü biçimde bir bakalım. şimdi spinoza metafizik dizgesinde;

    öncelikle töz kavramından bahseder. nedir töz? kendi içinde kendinde varolan şeydir. ve kendisi ile ve kendi aracılığı ile kavranan şeydir. kavramın onunla biçimlendiği başka nesneye başvurmayacağım şey. başka bir şeye gönderide bulunmadan kavrayacağımız şey. zannımca töz hakkında bu kadar verilen tanım yeterli. bu töz kendinin nedenidir yani causa sui'dir. şimdi efendim doğa bir tanedir, tanrı bir tane'dir, töz bir tanedir; hali ile

    deus=natura=substantia'dır ve bu da causa sui'dir. ifade ettiğimiz gibi kendinin nedenidir. diğer bütün öteki şeyler tözden zorunluluk ile türerler. zorunluluk ile tözden meydana gelme plotinos'un "hen"ini anımsatmaktadır. tözün sonsuz sayıda attribitum [anlağın(intellektus) töz hakkındaki sanki o tözün kendisinin özünü kurarmış gibi[vurgulu] anladığı tasarladığı şey. kurarmış gibi çünkü tözü kurabilmesi için tüm attribitumları bilmesi lazım. intellektus tözün özünü ne olduğunu kurmak için o"o düşünür, "o yer kaplar" diyor. tözün özünü ifade ettiğine inanıyor. bazı çevirilerde ifade edildiği gibi kurmuyor!]'ları vardır. buna[attribitum] yüklem ya da sıfat diyebilirsiniz ama ben latincesini tercih ediyorum. bu töze sonsuz sayıda sıfat atfedilebilir. yani tözün sonsuz sayıda attribitum'u vardır. Ama insanlar sadece bu iki attribitum'u bilebiliyor;

    1-Cogitatio(Düşünce)
    2-Extentio(Uzam)

    bununla birlikte "modus" kavramını veriyor. h.z. ülken tarafından "tavır" diye çevrilmiş[bu arada maalesef fransızcadan yapılan bu çeviri oldukça zorlayıcı bir çeviri hiç tavsiye etmiyorum], ulus başer "görünüm" diyor, aziz yardımlı ise oldukça mantıklı biçimde "kip" diyor buna[dikkat ederseniz bir fiilden kip yardımı ile zamanları türetir cümlemi kurarım]. ama biz modus diyelim efendim orjinal olalım. şimdi modusların sayısı da sonsuz sayıdadır. bunların içinde rahatça yakalayabileceğimiz iki şey söz konusudur. birisi Aziz yardımlı'nın "tin" olarak, ülken'in ise "ruh" olarak ifade ettiği aslı "mens" ve diğeri ise "corpus"(beden)dur. bunlar modusların her biri parlayıp sönen anlarıdır. modusların sayesinde öteki şeyler kuruluyor. yani sonsuz intellektuslu moduslar ortaya çıkıyor. bu arada mens ve corpus düşünce ve uzam'ın bir modusudur yani sonsuz sayıda kiplerinden sadece ikisidir. bu arada mens'i kuran şey ise "idea"dır. bunlar birleşik idealardır. bütün gerçeklik idealardan kuruluyor. özellikle corpus'a ait idelalar oldukça önemli.

    şimdi "modus" kavramını daha fazla genişletelim. onun hakkındaki "eidos"larımızı daha açık ifade edelim; efendim modus tözün "affectio"sudur[bu kavram konusunda çevirmenlerimiz hem fikir gibi-duygulanım].. bir de affectus durumu sözkonusudur. affectus ise daha çok bir tortullanma halidir. yani olumsuz etkilenim/duygulanımların bizi pasif hale getirmesidir. şimdi bunu şu şekilde anlayalım mesela trafikte çok sinirlendik bir olay yaşadık. bu olay ya da bu duygulanım bizi sürekli etkiliyor. yaşadığımız diğer olaylara da yansıyor. yani mesela trafikteki senin çok sinirlenmenin tüm varlığını alıp seni edilgin hale getirmesi bir başka ifade ile "köleleştirmesi" de diyebiliriz. çünkü akabinde gelecek durum ile ilgili bu öncesinin etkisinden kurtulabilmiş değilizdir ve diğer yaşadığımız duruma yansımıştır vs..

    lakin bu pasif durumdan sıyrılma olanağı hep mevcut. spinoza bunun reçetesini veriyor. şimdi bu halden sıyrılabilmek için üç bilgi aşamasını veriyor sevgili spinoza. bunları kaba şekilde ifade edersek;

    1-Vaga imago[bulanık imge]
    2-Ratio
    3-Scientia inituetiva

    şimdi efendim bir adama böyle içten içe uyuz oluyorum. hatta şöyle diyelim ben bir adamdan nefret ediyorum. ondan nefret etmeme neden olan ise o adamın idesi. yani beni rahatsız eden bu ide. fakat bu ideden sıyrılma olanağım var. belki de o adam aslında nefret edilecek bir adam değil. ilk aşamada bu adama dair belirsiz bir imgesi var. beni de rahatsız eden bu adamın "idesi". buna izin verdiğimde bu adama duyduğum nefretin beni sarmasına izin veriyorum. bu adama dair ideyi benim işlemem gerekir. bu noktada bir aklın süzgecinden geçirdiğimde olayın nedenlerine indiğimde[ratio] ve en sonunda da bütün varolanların tanrıdan zorunlulukla meydana geldiği bilgisi benim bu nefret durumundan kurtulmamı sağlıyor. bu [scientia inutietiva]. yani bu noktada ben duygularımın kölesi olmuyorum. bu beni passio durumuna getirmiyor. aktif bir duruma getiriyor. aslında burada antik yunan'ın theoria etkinliğini de bulmak mümkün.

    bu noktada varlığımı geliştirmeme engel olan her şey kötü, varlığımı geliştiren her şey iyi durumuna geliyor. spinoza'nın ethica'sı işte bundan dolayı bir ethica'dır[iyi ve kötü nedir?]..

    şimdi efendim iş bu kadar ile bitmedi tabi ki daha laetitia ve tristitia var ki bu başka bir entry'nin konusu.
    1 ...