dağ başında bir ilkokuldayım. Yanımda daha önce hiç görmediğim bir arkadaşım var. Okulun etrafı kurtlar ve çakallarla dolu. Bu hayvanlar her okul çıkışında okul kapısının önünde beklermiş birilerini yemek için. Sonra da okulun etrafında takılır içeride kalanları yemek için beklermiş. Neyse fazla uzatmadan olaya girelim.
Arkadaşımla ben zil çaldıktan sonra eşyaları topluyoruz. Bir yandan da kurtların kaptıklarına bakıp kah gülüp kah ağlıyoruz. Kitaplarımızı toplamak o kadar vakit almış ki okul bomboş kalıyor. Kurtlar da pencerelerden bize bakıyor. Saklanacak yer arıyoruz. Sınıfın dışında plastik duş kapılı bir balkon var. Tam oraya gireceğiz ki bir kurt cami kırıyor. Ama sınıf biyoloji sınıfına dönüyor ve biz iskelet modelini kurdun başına atıyoruz. Kurdu balkona atıp telefonlara sarılıyoruz. Ne de olsa açık bir cam var artık! Telefon çekmiyor. Son çare olarak dışarı fırlıyoruz. Bu sırada kurtlardan biri arkadaşını parçalamaya başlıyor. Arkadaş bağırıyor "annemlere seni kurtarmak için öldüğümü söyle." diyor. Ben koşa koşa dağ başında bir yazlığa gidiyorum. Anneme"arkadaşım öldü ama beni kurtardı." diyorum. Evden polisi arıyorum. Arkadaşımın öldüğümü söylüyorum. Eee ne yapalım ölenle ölünmez, diyorlar. Bir okula koşuyorum bir eve. En son evdeyken arkadaşımın kafası zıplaya zıplaya gelip polisi arıyor ve telefonu bana veriyor. Polisler telefonda ŞAKA YAPTIK diye bağırıyor. O sırada annenler beni sarsarak uyandırdı. Meğer kahkaha atıyormuşum uykumda