liberalizm

entry402 galeri video2
    46.
  1. bak biraz uzun bir entry, bu konuda bilgilenme ihtiyacın yoksa, hiç okuma, baştan söyleyeyim. *

    şimdi öncelikle, liberalizmi tam anlamıyla kavrayabilmek için sorulması gereken birkaç soru mevcut, şöyle ki;

    - liberalizmin eşitlik anlayışı nedir?
    - liberal sistemde özgürlükler dayanağını hangi kavramdan alır?
    - liberal ideolojide emeğin sistemdeki rolü nedir?
    - liberal sistemin öngördüğü rekabete dayalı düzen, tam anlamıyla uygulanması halinde, tüm toplum için mi yoksa sadece belirli bir zümre için mi refah sağlayacaktır?

    ve elbette;

    - devletin piyasadan tamamen çekilmesi, sadece koruyucu devlet şekline bürünmesi ile, piyasadaki sorunları çözmede "görünmez el" yeterli olacak mıdır?

    bu soruları sıraladıktan sonra, liberal öğretinin içini biraz daha doldurmak mümkün olacaktır sanırım. kısır çekişmelerin yerine, biraz da bunları paylaşmak çok daha mantıklı olacaktır.

    öncelikle, liberal düzenin eşitlik anlayışı, herkes için mutlak bir eşitliği öngörmemektedir. bahsi geçen eşitlik fırsat eşitliğidir. fırsat eşitliği kavramı, görünürde son derece adaletli bir kavram olmakla birlikte, her bireyin fırsatlara eşit uzaklıkta olması ve eşit olarak yararlanabilmesini ifade etmektedir. ancak bu noktada, eksik kalan unsur, her bireyin bu fırsatlara erişiminin eşit olmamasıdır. teoride işlerliği bulunan bu kavram, pratikte, eşitsizliğin ve bireyler arası uçurumların bulunduğu bir düzende çok da eşitlikçi olmamakta ve sadece fırsatlara ulaşma şansı olan elit kesimin nemalandığı bir unsur haline gelmektedir.

    liberal sistem, çok geniş bireysel özgürlükleri kapsamakta ve nihayetinde bu özgürlükleri sınırlayıcı hiçbir düzenlemenin yapılmamasını öngörmektedir. bu özgürlüklerin kaynağı ise, sistemin özünü oluşturan birey kavramıdır. ancak, bu bireysel özgürlükler, her zaman için toplumun geneline yayılan bir özgürlük ortamını doğuramamaktadır. bunun yanında, liberalizm, toplumsal özgürlüğü sağlama yolunda en büyük katkısını da demokrasinin gelişimini sağlayarak yapmıştır.

    liberal öğreti, bilindiği üzere, serbest rekabet piyasasını öngörmekte ve piyasanın işlerliği için rekabet kavramını sistemin temeline yerleştirmektedir. yine bilindiği üzere, bu doğal rekabet ortamında, devletin ya da başka herhangi bir üçüncü kurumun piyasaya, işleyişe müdahelesi kabul edilemez. ancak, bu doğal rekabet düzeninde gözden kaçan en önemli nokta, üretim faktörlerinden emeğin niteliğidir. emek, doğası gereği sermaye karşısında her zaman güçsüzdür ve bir kurumsal korunmaya ihtiyaç duyar. tarih boyunca, sendikalaşma, örgütlenme hep bu ihtiyaçtan doğmuştur. bunun yanında devletin de sisteme müdahalesinin gereksinimi, devleti, koruyucu -ya da bekçi- devlet rolünden müdahaleci devlet konumuna sokmuştur. sosyal devletin gelişimini sağlayan temel etmenlerden biri de, emeğin böyle bir korumaya ihtiyacı olmasıdır. liberal öğretide ise, bu müdahalenin kabul edilmemesi, emeğin sistemde hep dezavantajlı kalmasına, üretimden hak ettiği değeri alamamasına yol açmaktadır (bkz: artık değer).

    ve son olarak da, liberal sistem içerisinde kabul görmeyen devlet müdahalesine karşılık, öğreti, piyasanın karşılaşacağı sorunları çözebilecek mekanizma olarak da, piyasanın "görünmez el"ini sunmuştur. öyle ki, sistem içinde oluşacak çarpıklıklar, dışarıdan hiçbir müdahale olmaksızın kendi kendi bu "görünmez el" tarafından çözülecektir. ancak, görülmüştür ki, bu çözüm de bir yarar sağlamamıştır. zira, liberal piyasanın karşılaştığı sorunlar, kendiliğinden çözümlenememiş, emek örgütlenme, hakkını koruma ve sendikalaşma ihtiyacı duymuş ve nihayetinde sosyal devletin korumasına girmiştir.

    not: sosyal devlet, liberal sistemin doğurduğu bir kavramdır. bunun dışında bir anlam çıkarılmamalıdır. ancak, liberal sistemin çarpıklıklarını törpülemek ve daha adil ve eşitlikçi bir düzen yaratmak iddiası ile ortaya çıkmıştır.
    3 ...