huddam: büyü ve cin ilimcileri, hizmetçi cin. hulasa: özüt. hassa: özellik. halita: alaşım. halayık: kadın köle. haddizatında: aslında. hasbi: gönüllü ve karşılıksız yapılan hasis: cimri hacalet: utanma hodbin: bencil heyula: korkunç hayal haşiye: 1. dipnot. 2. bir eseri daha iyi açıklamak için yazılan kitap hamakat: beyinsizlik, bönlük.
ıstılah: terim, herkesin anlamadığı özel anlamda kullanılan söz
ikbal: baht açıklığı,odalık,arzu istek. ilga: ortadan kaldırma istidat: yetenek iktiza: gerekli olma. istitrat: . sırası gelmişken söylenen söz, anlatıma eklenmesi istenen söz işret: içki içme istihsal: üretim, elde etme ictimai: toplumla ilgili ihtilas: 1. aşırma. 2. bir malı açıkça sahibinden veya evinden hızla kapıp alma ispritizma: ruh bilimciliği istihkar: hor görme, aşağılama. istihza: gizli veya ince alay intizar: 1. birinin gelmesini, bir şeyin olmasını bekleme, gözleme, 2. ilenme, beddua iştiha: iştah ikrah: 1. tiksinme, iğrenme. 2. isteği dışında bir şey yaptırma. inhisar: 1 . tekel. 2 . mecaz tek başına sahip olma. itiyat: alışkanlık iktifa: yetinme.
kabil: olanaklı, türlü, kabul eden, kabul edici. konkur: yarış, yarışma.
lahza : an layiha: 1. herhangi bir konuda bir görüş ve düşünceyi bildiren yazı, 2. tasarı lalettayin: baştansavma, özensiz.
muganniye: kadın şarkıcı. menhus: uğursuz muaddel: değiştirilmiş muhassala: elde edilen sonuç. mezbele: çöp ve süprüntü dökülen yer, aşağılık durum. müsavi: eşit munis: alışılan, alışılmış. muarız: karşı koyan menhus: uğursuz mihnet: sıkıntı müphem: belirsiz müsteşrik: doğu bilimci mücessem: cisim durumunda olma muvazene: denge, dengeleme mamafih:bununla birlikte muvakkit :güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse muazzep: acı, sıkıntı, azap çeken muhayyile: hayalgücü müstehlik: tüketici mücrim: suçlu müştemilat: eklentiler mihver: eksen manivela: kaldıraç muttasıl: bitişik, yan yana olan meyus: üzgün, karamsar metih: övgü muhayyile: hayalgücü. maişet: geçim, geçinme muaşaka: birbirini karşılıklı sevme, sevişme, âşıktaşlık muvazzene: denge, dengeleme müverrih: tarih yazan kimse, tarihçi muharrir: yazar mukaddime: önsöz, başlangıç. muhayyile: hayalgücü mahrek: yörünge muttasıl: 1. bitişik, yan yana olan. 2. zf. aralık vermeden, aralıksız, durmadan, biteviye mücerret:1. yalın durum. 2. evlenmemiş, bekâr 3. katışık ve karışık olmaya mültefit: iltifatkar müstait: doğuştan kabiliyetli müstahdem: hizmetli mucip: gerektiren, gerektirici miyar: 1 . değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık, saflık ve değer derecesini gösteren ölçü.2 . mecaz ölçüt, ölçü 3 . kimya ayıraç. mukadder: yazgıda var olan, yazgı ile ilgili olan, alında yazılı olan müşkül: 1 . güç, zor, çetin 2. engel, güçlük, zorluk mütehassis: duygulanmış
rabia: 1. dördüncü. 2. saatteki salisenin altmışta biri. 3. tanzimattan sonra memurlukta bir rütbe ricat: vazgeçme refika: eş rokoko: a. 1. mim. xviii. yüzyılın başında fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslu ricat: 1. vazgeçme. 2. ask. gerileme, geri çekilme, geri kaçma riyazi: matematik, geometri vb. bilimlerle ilgili olan
salaş: derme çatma, sebze dükkanı sarih: açık, kolay anlaşılır, belli, belirgin, belgin savat: gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış somaki: 1 . kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer.2 . sıfat bu mermerden yapılmış sentaks: sözdizimi.
temessül: benzeşme tenkisat: azaltma, eksiltme terakki: 1. ilerleme, yükselme, gelişme teşyi: uğurlama takamül: 1. olgunluk, olgunlaşma. 2. gelişim, gelişme teveccüh: 1. bir yana doğru yönelme, yüzünü çevirme. 2. güler yüz gösterme, yakınlık duyma, hoşlanma, sevme tafsilat: 1. ayrıntı. 2. ayrıntılı açıklama tecerrüt: her şeyden uzaklaşma. tecessüs: belli etmeden kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma. tekellüf: 1. zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. 2. bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme, gösteriş talakat: kolayca düzgün söz söyleme durumu tedip: uslandırma, yola getirme, terbiye etme. tenasüt: 1. omuzdaşlık. 2. dayanışma tröst: aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği. tenazur: bakışım tarziye: yapılan kötü bir davranış için özür dileme, gönül alma tariz: kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlam tarh: 1 . bahçelerde çiçek dikmeye ayrılmış yer.2 . vergi koyma.3 . matematik çıkarma tashih: düzeltme, düzelti.
vuzuh: açık olma durumu, açıklık, aydınlık vido: oyun, oyunda kazanılacak sayıyı veya parayı iki katına çıkarma vazıh: açık, aydın, belli vakıa: olgu velut: doğurgan, verimli. visal: kavuşma vaveyla: çığlık.
yeknesak: tekdüze, tek tip. yosma: şen, güzel, fettan (genç kadın).
zayiçe: yıldızların, belli bir zamandaki yerlerini, durumlarını gösteren çizelge zem: kötüleme zani: zina yapan erkek. zelil: hor görülen.