acı bir aşk, racon kesen kabadayılar, günü kurtarmak için yaşıyan insanlar.. işte kolera sokağında hayat böyledir. çekirdekten yetişen salih ve aşkı tina. ön planda varoş mahallesi arka planda türk polisi... yani gerçekten ağır bir roman... öyle ağır ki buna arabesk diyemiyorum. acıyı dramatize ediş yöntemi birçok türk filminden farklı... gözyaşlarıyla değil ızdırap yoluyla anlatıyor izleyiciye. film adeta işkence yapıyor izleyiciye. ağırlığı altında eziliyoruz, biz de rakı içip esrar çekip kafayı bulmak, karanlıkta kaybolmak istiyoruz...
film gerçekten türki sinema tarihinin kilometre taşlarından. mahalle kabadayılığını adabıyla işleyen filmin sadece "racon" kesmiyor aslında. miğde bulandıran sahneleriyle kolera sokağı gibi yerlerde aşkların, kavgaların kısaca hayatların nasıl yaşandığını anlatıyor bize. bir sado oluyoruz mahalleyi koruyoruz, bi salih oluyoruz aşkı buluyoruz. bi reyis oluyoruz haraç alıyoruz bi tina oluyoruz umuda tutunuyoruz... sadece bunlarda değil geri planda kalan karakterlere biraz mercek tutup incelesek ne ağır romanlar çıkar kim bilir...
performanslar ise ayakta alkışlanacak cinsten... okan bayülgen tam donanımlı bir oyuncu olmamasına rağmen çok iyi bir performans sergilemiş. tıpkı karakteri gibi, ne genç ne de adam... oyunculuğundan çok duruşu ve bakışlarıyla etkiliyor izleyiciyi, hele filmin ilk yarısında tina'yı her gördüğündeki halleri yok mu, bu adam bunu nasıl yapıyor diyorsunuz... bir başka performans ise tabiki müjde ar'ın... tina'yı oynamıyor adeta yaşıyor kadın, belli belirsiz hüznü ve aşkı ile izleyiciyi hep ikilemde bıraksa da onu da çözüyoruz sonunda... ama tartışmasız filmin en mükemmel performansı mustafa uğurlu sergiliyor. yok böyle bir psikopat karakter. iliklerime kadar hissettim onun kötülüğünü...
bir de filmin soundtrackleri varki, aman allah'ım diyor insan... ara ara giren bir vurgun bu sevda introsu ve finaldeki ağla sevdam beni benden aldı kolera sokağı köşesine bırakıp terketti resmen. bir şarkı filme bu kadar mı yakışır. bir vurgun bu sevda'dan başka nasıl anlatılırdı bu aşk. aysel gürel böyle bir şaheser yarattığın için seni bir kez daha sevgiyle analım...
öte yandan filmin eksi yönleri de yok değil tabi... kopuklukları siz de hissedersinbiz, kolera canavarı sahneleri cidden acemiceydi ama filmin ağırlığı altında pek göze batmıyor bu teknik hatalar, zira izleyici o arada ıstırap çekiyor oluyor...
sonuç olarak bu melankoliyi tavsiye ediyorum. izleyin, izlettirin... 8/10
not: size de film yarattığı etki bakımından "requem for a dream"i hatırlattı mı?
--spoiler--
savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye,
zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın,
raksederken mahallenin maşallahı, eyvallahı,
güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.
--spoiler--