https://galeri.uludagsozluk.com/r/2439977/+
bağırtısı kadıköy'den duyulan tazminattır. adamla 40 milyon euro'ya anlaşma yaptılar. karşılığında ne lig şampiyonu olabildiler, ne türkiye kupasını alabildiler, ne de avrupa'da birşey yapabildiler. 17 yıllık şampiyonlar ligi hasreti 18 yıla çıktı. bütün bunların üstüne bir de 15 milyon euro girdi. ilk geldiğinde galatasaraylılar panikte diyorlardı. biz ise "bakın bu adam başarısız olunca istifa edecek karakterde bir adam değil, servetini avrupa'da kendini kovdurarak tazminatlarla kazanmış bir adam" dedik inandıramadık. ödeyin lan şimdi paşa paşa 15 milyon euro'yu. yanık kremi kullanın da acınız azalsın. ahahaha.
şampiyonlar ligi sizin neyinize ezikler. siz gidin şampiyonlar ligi 300.'sü takımları yenin. sonra ülke puanını yükselttik falan dersiniz. gerçi onlardan bile 6 yediniz ama...
sözlükteki malum fenerli bu yeteneksiz için ilk geldiğinde florya'nın bağrından söküp aldığımız adam, en az 20-25 milyon euro eder diyordu. ahahaha al sana szymanski. hadi satsanıza 20-25 milyon euro'ya. şu maçta bir tane isabetli pası yok. üç sezondur sövüyorsunuz kendisine. siz hep böyle adamları söküp alın florya'nın bağrından. biz size duacıyız. ahahaha.
insanın fizyolojisine göre değişkenlik gösterir. mesela tıpta baykuş olarak tabir edilen insanlar en verimli gece çalışırlar. sabah 5'te yatar öğleden sonraya kadar uyurlar. o yüzden şu saatte uyunmalı diye kural koymak yanlış olur.
ülkemizden insan manzaraları. değil rahat bir hayat yaşamak, 20 - 30 bin liralık borçlarını ödeyebilmek için böbreğini satıyor insanlar. bu kadar para için bile kendilerine kıyabiliyorlarsa, nasıl bir sefaletin içinde olduklarını siz düşünün.
plaka parası vs. gibi konular kesinlikle denetim altına alınmalı, eşitlik sağlanmalı ve diğer taksicilere haksızlık yapılmamalıdır. ancak ben bu haksızlıklar giderildikten sonra bile bizim taksicilerin barbarlıklarını sürdüreceklerini tahmin ediyorum. sonuçta bir rekabet ortamı oluştu ve bu durum onların işine gelmedi. müşteriye karşı yaptıkları türlü türlü terbiyesizliklerini sonsuza kadar sürdürebileceklerini zannediyorlardı. bu uygulama onlara iyi bir ders oldu.
israil'in ve amerika'nın büyük oyunlarını görüp ak parti'ye oyunu vererek memleketi kurtardığını zannedip varını yoğunu tombalak bir velede kaptıran, yarılarak güldüğüm çomardır.
o tombalak veled ki zamanında avrupa'nın en büyük sığır çiftliğini kuruyorum derken aslında ne kadar da doğru söylediğini bugün göstermiştir.
illüminati'nin büyük oyunlarını bozan bu çomarlar daha önce de iki defa jet fadıl'a tokatlanmışlardır.
kapalı bırakılarak 2 günde 67.000 isviçre frangı tasarruf sağlanmış. bunun hesabını yapmışlar. uygulama bundan sonra da devam edecekmiş. işte onların bakış açıları bu. zaten ülkede gündem olmamasının nedeni de bu bakış açısı ile yaşamaları.
madem sünnet sağlığa yararlı bir şey biz aciz varlıklar bu işi yaratıcıdan daha mı iyi biliyoruz? bu yaratıcıya hakaret değil midir? dinde yeri olmayan sadece kültürel bir ortadoğu adeti ile neden erkeklerin penisini sinirlerinin de bir kısmı alarak hissizleştiriyorlar? yazık değil mi pipimize?
edit: (#39038184) arkadaşım bak senin bahsettiğin şey sadece istisna bir hastalık. bütün bebekler anomalili doğmuyor. veya bu başka bir hastalık da olabilir ama sonuçta bütün bebekler hastalıklı doğmuyor. ama senin mantığına göre bütün erkekler sünnetsiz doğduğu için hepsi özürlü veya hastalıklı ve tedavi edilmesi gerekli şeklinde bir sonuç ortaya çıkıyor. yani yaratıcı bütün erkekleri penisinden özürlü veya hastalıklı olarak doğuruyor öyle mi?
bir taraftan klavye başında vatanı milleti kurtarıp diğer taraftan bedelliyi dört gözle bekleyen kansızlar toplanmış beni linç ediyorlar. iki dakika içinde hem ermeni hem kürt hem feodal hem etnikçi hem de türk düşmanı ilan edildim. hayret fetöcü ilan edilmemişim. halbuki son moda buydu. sizin kafa yapınız bu işte; faşistlik, yobazlık, ayrımcılık, iki yüzlülük.
bölgede amerika'nın kendi işleri için kendi askeri yerine türk askerini kullandığını farkedemeyen çomarlar, türk askeri için yaptığınız fedakarlıkları bir anlatın bakalım. klavye komandoluğuyla mı, elinizde baltayla diriliş ertuğrul izleyerek mi, yoksa avm'lerde sürterken mehmetçiğe attığınız sms'ler mi destek oluyorsunuz? bugün türk askerinin çatıştığı adamların liderlerini ankara'da, diyarbakır'da kırmızı halıyla karşılayanların hangisinden hesap sordunuz? böyle bir dönemde bile televizyonlarında saatlerce yayınlanan dizilere, survivor'a karşılık, haberlerinde şehitlere beş dakika ayrılan ve ahlaksız toplumun da bundan hiç rahatsız olmadığı bir ülkede kimse bana samimiyetten, vatan millet edebiyatından bahsedemez.
benimki, kabul etseniz de etmeseniz de ortada ele geçirilmiş bir parti devleti ve tek derdi kendi kişisel menfaati olan ahlaksız insanlar varken ülkesinden ümidini kesmiş olmanın verdiği haklı bir isyan. benim türkiye için endişelerimi belirttiğim geçmişteki entry'lerim ortada. meclisteki bütün siyasi partilere karşı muhalifliğim ortada. emperyallerin dayattığı referandumun geçmesinden sonra artık lanet olsun diyerek ve bu konulardan elini çekmiş biri olarak verdiğim tepkiye karşılık hakkımda hiç bir şey bilmeden beni iki dakikada hain ilan eden, ağızlarından lağım akan soysuzları bu entry'lerimi okumaya davet ediyorum;
doğrusu dünya emekçi kadınlar günüdür. bazı çevrelerin işine gelmediği için aradaki emekçi kelimesi kasıtlı olarak kullanılmamakta, unutturulmaya çalışılmaktadır. o nedenle bugün, çalışan veya ailesi için ev işleriyle boğuşan kadınların günüdür. yoksa akşama kadar elinden telefonu düşürmeyen, instagram'a büzük dudaklı fotoğraf atan, twitter'da fingirdeşen, facebook'ta dedikodu yapan kadınların kutlamayı hakettiği bir gün değildir.
başıma çok gelmiş durum. istediğin şeyi elde ettiğin zaman da aradan zaman geçmiş, hevesin kaçmış oluyor. ya da aradan geçen zamanda sen değişmiş oluyorsun, bir zamanlar çok arzuladığın şeyler artık senin için bir anlam ifade etmiyor. her şey zamanında güzel.
half life fanlarının bir nebze olsun hasret gidermemiz için tıpkı mod oyunlar gibi yaptıkları filmlerdir. allah belanı versin valve. harcanan şu emeği gördüğünde hiç mi utanmıyorsun?
hakaret ettikleri insan futbol tarihimizin en efendi adamlarından. futbolculuğunu da hatırlıyorum. ben çocukken fenerbahçe'de oynuyordu. tanju çolak'ın, rıdvan dilmen'in, metin tekin'in döneminden. çok adi bir tweet. utanmazlar.
her ne kadar kadınlar duygusal, çok yıpranıyorlar, erkekler o kadar etkilenmiyor falan deseler de sonuç ortada. hayat erkekleri daha çok yıpratıyor. hiç bir kadına evlenirken işin var mı, evin var mı, araban var mı diye baskı yapılmıyor. hayat tüm zorluğu ile erkeklerin omuzlarına abanmış durumda. toplumun erkeklere biçtiği rol yüzünden erkekler bunu gurur meselesi yapıyorlar ve kadınlardan önde olmak için kendilerini hırpalamak zorunda kalıyorlar.
benimdir bu. tek başıma çok zorluğun üstesinden geldim, çok şey başardım. ama ne oldu sanki? evet güçlendim belki, direnç kazandım. çabalarımın mükafatını da aldım ama tükendim en sonunda. çok da iyi bir şeymiş gibi anlatmanıza gerek yok.