insanın artık bu ülkede yaşamayı içinin almaması durumudur. yasaklar herkesin malumu. hükümet artık gerçek yüzünü saklama çabası bile gütmüyor, açıkça faşizmini ilan eder gibi "dinin emrettiğine neden karşı çıkıyorsunuz diye haykırıyor?" bu ülkede belli bir kesim gerçekten ezilmeye başlandı.
ülkenin dört bir yanı telef ediliyor. nükleer santraller, hesler yurdun en güzel yerlerini katletmek için dikiliyor. kalan topraklar da yabancılara peşkeş çekiliyor.
güzelim istanbul bile rezidanslara, alışveriş merkezlerine kurban edilmiş. dünyanın en önemli kültür miraslarından olan bu şehrin dokusu tamamen görmezden geliniyor. bir ucubelik, kıroluk almış başını yürümüş, peynir ekmek gibi satıyor.
toplum cinnet halinde. gericilik had safhada. iktidar artık faşizmini açık açık dayatmaktan korkmuyor, çünkü halk arkasında. tecavüzcüye, tacizciye, sokakta karısını döven şerefsizlere değil öpüşenlere sallıyorlar sopalarını.
kadına şiddet de toplumsal cinnetin en vurucu yanı. kadına her geçen gün artan bir nefret eğilimi var. her gün; dövülen kadınları, öldürülen kadınları, toplu tecavüzlerini insan okumaya dayanamıyor. bu ülkede adalet yok. kadın için hiç yok! bu ülkede öğrenciler, aydınlar hapishanedeyken, tecavüzcüler sokakta geziyor.
insanın içi almıyor artık bu ülkeyi. yerinde duramıyor. her geçen gün artan öfkesi ve nefretiyle yaşamaya çalışıyor.
küçük kız çocuklarının yaptığı işgüzarlıklardan biridir. gerek 23 nisan, gerek düğün, nişan aktiviteleri olsun başlarına kuş yuvası gibi bir topuz yerleştirmeyi pek severler. hayır hadi o küçük, onu kuaföre getiren anasına ne demeli? 7 yaşındaki çocuğa 50 yaşındaki kocakarı saçını ne demeye yaptırtıyosun?*** illet oluyorum sözlük.
son zamlardan sonra daha da bir artan mutluluk. şöyle bir etrafınıza bakmanız yeterlidir. otlakçılar, winston'dan samsun'a dönenler, sigara sarma aleti alıp kendi sigarasını kendi yapmaya çalışan arkadaşlar...
şöyle bir düşününce ne kadar doğru dediğim söz. umut içinde olmak; hep bir beklentiyi, varılacak bir uğrağı veya yaşanılan ana dair memnuniyetsizliği getirdiği için, anı yaşamak imkansızlaşıyor. zaten geriye dönüp baktığımızda mutlu bir hayat bulamayız ki. mutlu anlar vardır hep.
ankara'da ne kadar bilboard varsa hepsini doldurmuş olan yeni melih gökçek komedisi. gökçek'in üstün hizmetleri için aldığı ödüller falan yazıyor.* hayır o değil de, bir de her sabah iğrenç halk otobüslerinden yıkık dökük, gri ve puslu ankara bozkırını seyrederken görmüyor muyum şu kentinle gurur duy zımbırtısını, daha trajikomik oluyor sözlük.
halk evlerinin gençlik örgütlenmesi olan oluşum. halk evleri gibi genç umut'un da içi karışıktır. kürtçüsü, solcusu, kemalisti... il ilçe örgütüne göre değişir. bu yüzden ne dediklerini takip etmek gereksizdir.
sözlükte ilk gün
kuralları okur tırsarsınız. o yasak, bu yasak. tanımsız entry yasak. sıra gelir ilk entrynize. hangi başlığa girsem diye dolanıp durursunuz. sonunda birine karar verir, bu kez de "şu bkzı falan nasıl şey ediyoduk?" diye her yeri kurcalarsınız. neyse efendim, sonunda 10 entry biter, yazar olursunuz ve...
yazarlığın ilk günü
günlerdir rahattınız. kimse göremiyordu entrylerinizi. şimdi er meydanında işler ilk günkünden daha da zorlaşır. yazarken gireceğiniz ilk entry en zor olandır. yazar silersiniz, vazgeçer farklı başlığa geçersiniz. *