bir filmin çok izlenmesine veya bir kitabın fazla satmasına neden olabilecek türden bir hastalıktır. ilgi çeken ve merak uyandıran bir rahatsızlık türüdür, milyonlarca arkadaşınızla cumartesi akşamı deliler gibi eğlenirken eğer birisi şizofreniden söz etmeye başlarda o an yalnızca susar ve dinlersiniz.
özenilen rahatsızlık fakat özenilecek hiç bir tarafı yok.
hastalığın nedenlerini anlatmaya gerek yok çünkü ben şunu biliyorum havasına girmeyeceğim.
üniversite öğrencilerinin, lisei yeni yetmelerin, farklı olmak isteyenlerin ben şizofreniyim diye prim yapmaya çalıştığı rahatsızlık. toplumun yüzde birinde olan hastalık ama ben yirmi yaşlarında olup da şizofreni oldugundan şüpelenmeyenini bilmiyorum.
ben şizofreniyim diyen arkadasları aslında alacaksın bir şizofreni hastasının yanına bırakacaksın. o zaman ben şizofrenim derler mi acaba. demezler çünkü şizofren biriyle ilaç kullanmadığı takdirde iletişim kuramazsınız.hele birde hastalık ilerlediyse durum çok daha kötüdür. ilaçlarını kullandığında ise karşınızdaki hastanın sizden farksız oluverişi sizi şaşırtır.
bu aralar şizofrenleri hasta olarak görmeyen insanarda var. bu hani meditasyon yapan kryoncular varya onlar şizofrenide ilaç kullanılmasını istemiyorlar. çünkü bu insnaların orayla burayla beyin güçleri sayesinde bağlantı falan kurduklarına inanıyorlar.
bu duyduğum en büyük saçmalık, şizofreni bi beyin rahatsızlığıdır. oturdukları yerlerden laf söylemek kolay. bu düşünceyi paylaşan arkadaşlarıda diğer arkadaşlar gibi bi şizofrenin yanına koyacaksın kendi elleriyle o ilaçları şizofreni hastasına vermezlerse inanın adımı değiştiririm.
o kadar çok çeşiti vardır ki ama en kötüsü sanırım hayal ürünü kurguların içinde kaybolmak. tedavisi yapıldığı taktirde korkulacak bir rahatsızlık değildir.
gördüğünün ya da duydugunun ya da hissettiğinin farkında olmamak, düşünememek, ağlayamamak, uzaklaşmak, benmerkezci ve fazlasıyla sapık olmak belki de. en azından toddyde olanlar. peki şizofren kişi şizofren oldugunun farkında olabilir mi? biraz paradoksal gibi duruyor di mi? birileri bunu ona her gün öğretmeye kalkıyor ve de unutamayacak kadar zeki olabilirse, evet.
şizofreni, kelime anlamı olarak ilk araştırılmaya başlandığında "akıl yarılması" tabiri kullanılmış ciddi bir hastalıktır. bir durum değildir ya da bir depresyon. ayrıca şizofreni hastaları "zarar veren, saldırgan" hastalarda değildirler. okuduğum araştırmalara göre; bir şizofren hastasıyla sıradan bir vatandaşın kendine yada bir başkasına zarar verme potansiyelleri birbirine eşittir.şizofreni ne yazık ki tam ve bitirici bir tedavisi olmayan lakin, ilaçların düzenli alınmasıyla tam olarak kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır. ancak ilaçlar çok pahalı ve devlet bu hastalara "özürlüler bünyesi"'nde iş vermeye işverenleri sevketse de, işverenler, toplumun yanlış bakışı açısı, bilgisizlikleri yüzünden fiziki bir rahatsızlığı olan hastaları bu hastalara nazaran tercih etmektedirler.
bu hastalıkta da tıpkı diğer hastalıklar gibi erken teşhis oldukça önemlidir. ancak belirtiler görülse bile bireyler toplumda stigma (damgalanma) nedeniyle tedaviye yanaşmamaktadırlar.
genetik aktarımı kesin olmamakla beraber, genetik yatkınlıktan söz edilmektedir.
şizofreni dostları derneğinin oldukça başarılı ve önyargıları yıkıcı belgeselleri bulunmaktadır, tavsiye ederim.
günümüzde her yüz kişiden birinin şizofren olduğu bilinmektedir. bu oran da yetmişbeş milyonluk toplumumuzda en az yedi yüz elli bin tane şizofren hastasının bulunduğunu göstermektedir.
devamli varsanilar gorulen ileri derecede psikolojik rahatsirlik. norologa mutlaka gidilmelidir. hasta kisiler zamaninda aldiklari darbelerden dolayi bu haldedirler. tehlikeli olabilirler fakat tedavi edildiklerinde normal olanlari da vardir. birt zamanlar en cok tedavi eden ilac akineton ve norodoldur bu hastalari. ve bu ilaclar bir ton iskence ile yesil recete ile alinirdi eskiden. artik heyet raporu olan birisi rahat olarak alir bu raporu. mutlaka tadavi ve doktor kontrolleri aksatilmamalidir. yoksa size ve ya cevresine zarar verebilir bu hastalar. ailede ve ya yakinda varsa sabirli olmak lazim gelir. allah sabir versindir. cekene de , hastaya da.
Şizofrenisi olan her 10 kişiden birinin yakın akrabaları arasında bu hastalık görülür.
Şizofreni hastalarının ailelerinde bu hastalığın toplum ortalamasına göre daha sık görülmesi şizofrenide ailesel geçişin rolüne işaret eder. Örneğin, anne ya da babasından biri şizofreni hastası olan çocukta hastalığın görülme olasılığı % 12’dir. Kardeşlerden biri şizofreni hastası ise diğer kardeşlerde hastalık görülme olasılığı %8 dir. Toplumda her 100 kişiden birinde şizofreni görülme riski bulunduğu düşünülürse bu oranların yüksekliği hakkında bir fikir edinilebilir.
Ailesel yatkınlığın nedeni anne babanın yetiştirme tarzı değildir.
Hastalığın geni tam olarak bilinmiyor. Bir başka deyişle, elde edilen veriler şizofreniden tek bir geni sorumlu tutmak yerine birden fazla genin rolü olduğuna işaret ediyor.
- Şizofreni epilepsi, Multipl Skleroz gibi bir beyin hastalığıdır.
- Bütün kronik hastalıklar (Şeker hastalığı, astım, romatizma..) gibi alevlenme ve yatışma dönemleri gösterir.
- Tedavi edilebilir bir hastalık olmakla beraber zaman zaman alevlenme dönemleri olabilir, hastaların önemli bir kısmında hastalık tamamen ortadan kalkmayabilir. Bu durum da kişinin çalışmasını, çevresindekilerle iletişim kurmasını, bağımsız bir yaşam sürmesini çok güçleştirir.
- Bu ciddi hastalık yeryüzündeki her yüz kişiden birini etkilemektedir. Dünyada 60 milyon, Türkiye'de de 600.000 şizofreni hastası yaşamaktadır.
- Hastalık genellikle 15-25 yaş aralarında başlamakla beraber orta yaşlarda başlaması da mümkündür. Hastalık ne kadar erken başlarsa kişilik üzerindeki harabiyet o kadar fazla olmakta, normal bir yaşam sürme şansı azalmaktadır.
uzatmak
istemiyorum
illa
altında
aranacaksa
bir
şey
biraz
ironi
aransın
yoksa
şizofreni
ile
ilgili
tüm
göndermelerin
hastalığa
olmadığını
anlatmak
zorunda
kalıyor
kimimiz
içi
acıyarak
.
.
.
gerçi ironi olduğu anlaşılmayan ironinin ironi olmadığını okumuştum bir yerde ama neyse kendime ayar verip; şizofrenim diyen şizofren olamaz sandalında kürek çekmek istemiyorum. taşı kaldırdım isteyen altına baksın. *
bir şizofrenin ağzından dökülenler hastalığı çok iyi anlatmaktadır.
20 yaşında bir erkek hasta ile görüşmeden alıntılar:
"...kenan evren ile düşüncelerde konuşmuştuk. acaba içimi mi dinliyorlar diyorum? benim hakkımda konuştukları zaman içime doğar. boğa burcundanız, boğazı çok severiz. küfür etmem, git lan karı, hassiktir derim sadece. geceleri düşünmek neye yarar. bir gün yaptığını düşünüyorsun... başkalarının düşüncelerini okuyabiliyorum, zihin okunmaz, yüzden okunur düşünceler. yeter allah belanızı versin derim. vücudumu halsiz bırakıyorlar. insanoğlu, insanlar yapıyor, kim olacak?üşüyorum, donuyorum, kime ne? o ilaçlarda da var. aslında gülmüyorum, burnum tıkalı. gülmeden nasıl nefes alabilirim? büyüyle neşelendirdiler beni. insanoğlu yapıyor bunu. domuuz yağı, bok, sidikten yapılan bir büyü bu. o insana geçiyor. üzerine sürüyorlar. taun hastalığı büyüyle geçti bana. hiç allah kuluna zarar verir mi? bizim dergahımız herkese açık. okulda gülme, evde gülme, biz insan değiliz de hayvan mıyız? mafyaları adam etmek için, alnımız karasını silmek için mafyalıktan kurtulmak için dua ederdim... zorla oynattılar, zorla güldürdüler beni. dinimizde büyünün yeri var mı? çocukluğumuzda doğarken yemişim ben o darbeyi.
babamın dediğine göre 3 kız 1 oğlanız. babama göre ise ben oğlanım. kız olan insanlığı öğretir. erkeklerle gezip tozmaca yok. kelimeler yetersiz. (ağlamaklı) gökteki melekler dahi ağlıyor halime. yağan karlar ağlıyor. aslan yanağımdan öpüyor. kuşlar alkışlıyor. doğayı sevdiğim nasıl belli oluyor değil mi? 20 yıldır hastayım. aids hastalığı. hazreti addem-hazreti havvadan beri var. cennetten neden kovulmuşlar sanıyorsunuz? dağdan dağa atılmışlardır."
lsd, ecstasy, akineton gibi ilaçlar ilk önce piyasaya şizofreni ilacı olarak çıkmışlardır. normal bir insan beyin kimyasını etkileyen bu tür maddeleri ya da esrarı, alkolü sık sık ve uzun süre kullanırsa şizofreniyi andıran psikotik durumlar yaşanılılabilir. her psikoz şizofreniyle karıştırılmamalıdır. sık sık yanlış tanı olarak konulan, bipolar bozuklukla karıştırılan, sanılanın aksine tedavi edilebilen yada kontrol altına alınabilen bir tür psikozdur.
herkesin olmak isteyip de olamadığı bir psikolojik rahatsızlıktır. oldukça da ciddi bir bozukluktur ve tamamen bilinç dışı gelişir. ancak etrafınıza baktığınızda sürüyle çakma şizofren görme olasılığınız fazlasıyla yüksektir. herkeste bir travma, herkeste bir melankoli, biraz paranoyak ayakları hafif hayal gücü ve bir bakmışsınız hepsi şizofren.
işte bu deli gibi özenilen hastalık şizofreninin zeki insanlarda görüldüğü sanrısından kaynaklanmaktadır. evet zeki insanlarda görülebilir, tıpkı aptalarda görülebildiği gibi.
nerede bir çakma şizofren var şiir ya da deneme türü şeyler yazmaya başlar. ben gördüğüm yerde kusarım.
Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni!..
Doktor beni sanıyor hâlâ şizofreni!..
Üsküdar taburculuk hasretiyle derinden
Kalbimi hoplatıyor Bakırköy'ün treni!..
Ta uzaktan Marmara aşkla çekiyor beni
Hayretle karşılarım beni deli göreni
Taburcu olmak için kullanmalı dümeni
Aşkımın şiddetinden koptu gönlün freni
Doktor beni sanıyor hâlâ şizofreni.
bu hastalıgın en kotu ve cozumu zor hale sokan tarafı da,hasta olan kişinin asla şizofreni olduğuna inanmaması ve diğer butun insanlara kendi dogrularını ısrarla kabul ettirmeye calısmasıdır.