şile sahillerinde boğulanlar kervanına beni de katan, yaşadığım travma sonucu bir bardak suya dahi özgüveni yitirmiş olarak bakmamı sağlayan ilginç bir istanbul ilçesi.
her yaz gidiyorum çünkü yazlığım var. yazın nasıl olduğunu belirtmeye gerek yok ama kışın daha bir başka oluyor. bomboş sokaklar, sadece yerlilerin * olduğu ilçe daha da şirin bir hal alıyor. yazın da güzel oluyor ama özellikle pazar günleri limanı ameleler basıyor.
tek ait olduğuma inandığım istanbul'un kutsanmış ilçesi. evet abartmıyorum, şile eşsiz manzarası, temiz havası, seçkin halkı ile kutsandığını ispat edercesine...
her zaman istanbulluyum demektense şileliyim demeyi yeğlemişimdir. burası ruhumun arındığı tek yer; rıhtımda içilen bir bardak çay, martılar ile paylaşılan bir simit, ve hiç tanımadığınız insanlar ile yapılan hoş sohbetin tadına doyum olmaz.
şile, halkı için bir ev gibidir, içindeki insanlar da akraba... burda kimse kimseye yabancı değil, o ana kadar sadece tanışma fırsatına erişmemiştir o kadar...
tek ihtiyacımız olan sadece , basit bir merhaba akabinde paylaşılacak çok ortak noktamız var mutlaka!
yazlığım olduğu için her yaz takılırım şilede.kışın sessiz sakin olan yer yazın doğal olarak dolup taşıyor.ilçenin doğal bir güzelliği var ve herkezde birbirini tanıyor.pazar günleri maalesef ayılarla dolup taşıyor.sahilde 15 konvoy gelip mangaldan,gece denize girmeye kadar her bir boku yapıyorlar.
edit:imla
istanbulun sevimli sevimli ilçesi.yaz geldimi kendimi şileye atıyorum.kışın tabii ki sessiz ve sakin oluyor ama yazın havası suyuda bir başka oluyor.ama artık insanı yavaş yavaş değişiyor.özellikle cumartesi günleri maganda kaynıyor.
edit:imla
milyon(yar)'lar basıp otelde kalmaktan daha kârlı işler yapabileceğiniz, bugün bana harika ötesi bir gün yaşatmış yerdir. pazar günü olmasına rağmen inanılmaz derecede güzel ve temiz bir deniz keyfi yaşatmıştır. kumsalı güzel olmasına rağmen ağaç altında pikniğimsi deniz keyfi bir başka oluyor. katil bir denize sahip olmasına rağmen ipi* geçmedikçe size iyi davrandığını söyleyebilirim.
edit: bu entry'den 2 yıl sonra az daha ölüyordum sözlük. ama boğulma tehlikesi değil, hani ozomo boşolmo diyen kadın gibi bi durum yok. he bu arada yine de şile'yi seviyorum.
her yerinde serdar ortaç dinlenilen bıkılası yer.. şahsen başıma gelmiştir.
yazar yakarışı: takside, havuz başında, internet kafede onlar pardon o her yerde korkuyorum senden. *
çocukluğumun hayalidir şile.. sene boyunca bir kez gitmek için iple çektiğim.. çoluk çocuk doluşulan minibüslerde, 3-4 saat kusarak gidilen virajlı yollara sahipti eskiden..
bugün ise; plajını, denizini, doğasını, antalya'nın birçok tatil beldesine değişmeyeceğim, genç belediye başkanının sıkı çalışmaları ve son düzenlemelerle gayet temiz ve huzurlu bir yer haline gelmiş istanbul ilçesidir.
yeni yapılan yol, açılan * özel üniversite ve 2 sene önce doğalgazın evlere kadar gelmesiyle tatil beldesi olmaktan çıkmıştır. yaz- kış oturulabilecek, istanbula yarım saat mesafede bir ilçe olmuştur artık.. belli dönemlerde deniz yoluyla ulaşım dahi yapılmaktadır.
denize girilecek en güzel yeri, halk plajı(ağlayankaya)dır. mümkünse plajın sonuna kadar gitmeli, orada yer tutulmalıdır. ("eniştenin yeri"ni tavsiye ederim) askeri gazino geldiği için etraf özüne dönmüştür şile'de.. eskiden dağ taş çadırlar ve çarpık çurpuk kamp evleriyle doluydu. anlatılanlara göre, bir yüzbaşı ölüm tehditleri almasına aldırmadan tüm kampingleri boşalttırmış, yeşil alanın eski haline gelmesine sebep olmuştur. eğer öyleyse helal olsundur..
halk plajı, lüks beachlere taş çıkartır ayrıca. cankurtaranların derinlik sınırının ötesinde tekne ve jetskilerle ellerinde telsiz hazır beklemesi boğulma olaylarını neredeyse yok etmiştir. haberlerde bahsedilen şiledeki boğulma olayları halk plajında değil, buraya kamyonetle minibüsle giriş yasak olduğu için tercih edilen parasız koylarda olur.
(sahilköy, sofular, kumbaba..vs.)
pazar günü gitmek intihar olur. magandaların bastığı denize girilmez, plajda yatılmaz. yanınızda eşiniz- sevgiliniz bile olsa denize korkarak girersiniz. herşeyin fiyatı iki katına çıkar, yemek söylesen gelmez, şezlong bulunmaz vs. zor kaçarsınız ordan.. dönüş de aynı şekilde zor olur. iğrenç bir trafik, tüm keyfinizi bitirir.
haftaiçi gayet güzeldir ama, sessiz sakin, pırıl pırıl bir deniz.. herşeyiyle harikadır. * tek kötü tarafı vardır şilenin, zaten kıymetlenmiş tarlalardan kazanmakla yetinmeyen bazı köylü kurnazlarının durumu abartarak, her köşe başına kendin pişir kendin ye denilen açıkhava kebapçısı açmaları, gelenleri masaya oturduğuna pişman etmeleridir. hıncal uluç'un da bir yazısında değindiği gibi müşterinin tekrar geleceğini düşünmez, kazıklamaktan rahatsız olmazlar. fiyatları boğazdaki restaurantlarla yarışır. çirkefliğe de vururlar işi bi güzel.. hele lüks bir arabaysa altınızdaki yandınız! siz siz olun, "şurda bi köy kahvaltısı yapalım", "dönüşte kebap iyi gider" demeyin. dayanın kardeşim istanbul 35 dakika! ha illede yiyecem diyosanız masaya oturmadan pazarlık yapın. yoksa 1 porsiyon et ve 1 duble rakıya kişibaşı 80ytl bayılırsınız, haberiniz olsun.
genelde yazlarımın geçtiği, yaşanılası istanbul ilçesi. birazcık olsun huzur isteyenlerin haftasonları, özellikle de pazar günleri plaja gitmekten sakınması gerekir. limandaki teknelerde pişirilen balığın ve midyenin tadının başka hiçbir yerde bulunamayacağını düşünmekteyim.
pazar günleri denizde boğulanlarıyla pazartesi günkü gazetelere yaz boyu manşet olmayı kendine adet edinmiş istanbul'un şirin ama bir o kadar da azrail sahil kasabası.